KORSİKA KÜRTÇESİ VE ÖZGÜRLÜKLERİ SAVUNMAK

Dışardan Kürt sorunuyla ilgili örnekler vermeye bayılıyorlar : Bask örneği, Katalunya örneği, Belçika örneği, özel konumlu Brüksel örneği… Şimdi de Korsika örneği. Ben de katkıda bulunayım bu örneklere : Kanada’da Quebec örneği, Fransa’da Bröton ve Occitan (Oksitanca) örneği… İsteyen onlarca örnek ekleyebilir bu listeye.
Beni isyan ettiren şey aşağıdaki metnin sonundaki soru : “Neden bu özgürlükleri savunmuyorsunuz ?”
Korsika olgusunu Kürtçülük sorununun çözümü için örnek kabul edenler özgürlükleri (!) savunmuş olacaklar. Bir üniter devlette bir insan grubu için özerkliği, federasyonu, bağımsızlığı istemek özgürlükleri savunmak oluyor. Olabilir !
Ben kişisel olarak bu türden “züppelik”, “snopluk” yapmıyorum, yapmam ! Ancak düşünceyi açıklama özgürlüğüne olan derin inancımdan dolayı, karşı da çıkmıyorum.
Ancak 1921 Anayasası örneğinde olduğu gibi gerçekleri, doğruları arıyorum. Bu arada düşünce ve gerçek tamirciliği yapıyorum. Yalan bozuyorum.
Gelelim bana e-posta ile gönderilen günümüzün örneğine :
***
“Korsika Kürtçesi. Geldik Korsika’ya. Adada Korsika dili 1974’ten bu yana ilk ve ortaokullarda ve ayrıca 1980’de açılan üniversitede okutuluyor. Bırakın dili, bu adanın üniter devlet Fransa’da ayrı bir hukuksal varlığı var: Korsika Teritoryal Kolektivitesi. Buna göre yerel kalkınma, mali işler, tarım, ormancılık vs., eğitim, kültür, sanat, daha aklınıza ne gelirse yerel olarak yürütülüyor. 51 üyeli Korsika Meclisi kendi iç tüzüğünü yapıyor. Ada bütçesini ve gelişme planını kabul ediyor. Fransa Parlamentosu adayı ilgilendiren yasa ve kararnameleri çıkarmadan ona Meclis’e danışmak zorunda. Meclis ayrıca Fransız hükümetine yasa değişikliği önerebiliyor. İsteyen üyeler de Korsika dilinde konuşabiliyor Meclis’te.
7 kişilik Yürütme Konseyi adayı yönetiyor ve Meclis tarafından denetleniyor. Başkanı, adanın ita amiri. Korsika’da silahlar susalı uzun yıllar oluyor……Acaba böyle haklar verildiği için mi bu iki bölge sakin, yoksa sakin olduğu için mi bu haklar verildi? Tabii yanlış ama, hatırınız için ikinci şıkkı doğru sayalım ve hemen soralım: Bizde silahlar sustuğunda bu hakların binde biri verildi mi? Susunca verilecek mi?….Not: Bu bilgilerin kaynakları için Azınlık Raporu duruşmasındaki “Karşı-İddianame”me bkz. (http://baskinoran.oran.name/KarsiIddianame-15-02-2005.pdf)” diyor Prof.Oran.Şimdi Prof.Keyman’ın da “laik kesim kendini yenilemeli” yazısındaki temel mesele buydu.Kürt meselesinin çözümünde artık “yeni şeyler söylemek lazım” çünkü bu ülkeyi aydınlığa refaha Batılı eğitim almış olan sosyal demokrat olan laik kesim taşıyabilir ancak ama o da ÜLKENİN HER KESİMİNİN OYUNU ALMADAN OLMAZ.Değil mi?neden bu özgürlükleri savun muyorsunuz…?” (Ahmet Ahmet , humanist35.5@gmail.com)
***
“Yeni şeyler söylemek” böylece özerklikle, özerklikten federasyona, oradan da bağımsızlığa giden yol anlamına geliyor. Örnekli konuşmak önce örnekle uğraşmak gerektiğinden saptırıcı, yanıltıcı ve yorucu oluyor. İşin harbi tarafı var: Özerklik isteyen “Ben özerklik istiyorum” der. Federasyon isteyen federasyon, bağımsızlık isteyen de “Bağımsızlık istiyorum!” der. Konuya Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri devam edeceğim.