KÜRT ŞİİRİ ANTOLOJİSİ

Dün Haydar Ergülen’le konuşurken aklıma birden Selim Temo’nun iki ciltlik “Kürt Şiiri Antolojisi” ve antoloji hakkında Hürriyet (4 Kasım  2007) gazetesinde yayınladığım tanıtım yazısı geldi. Yazıyı bugün siz de okuyacaksınız.

Yazıdan önce, dikkatinize bir bölümünü sunacağım:

[Zaman gazetesinin yayınladığı Kitap Zamanı’nın 22.sayısında “Kürt şiiri antolojisi”  hakkında bir haber okudum : Selim Temo, kendisi de aralarında olmak üzere, Türkçe yazan Kürt şairleri antolojisine almamış. Antolojiyi inceledim. Haber doğru. Haberi yazan M.İlhan Atılgan şöyle bir yorumda bulunuyor: “Demek ki, şair, yazdığı dilin şairiydi. Demek ki, bir yazarın aidiyetini milliyeti değil yazdığı dil belirliyordu. Demek ki, yazarlar yazdıkları dilde kalıcı oluyor, o dilin edebiyatına ekleniyor, o dil sayesinde yüceliyorlardı. Frankfurt Edebiyat Evi’nde, Türk edebiyatını temsilen İngilizce yazdığı bir hikayeyi İngilizce okuyan Elif Şafak’ı dinlerken bunları düşündüm.”]

 Kürt halkı tarihin gadrine uğramış talihsiz bir halk. Yazarlarının, şairlerinin kaderi daha beter: Kimileri Türkçe, Arapça, Farsça, Fransızca, belki Rusca ve başka dillerde yazıyor.

Kürtçe dışında bir dilde yazan şairlerin de antolojisi yapılabilir ve bunun adı “Yabancı Dilde Yazan Kürt kökenli Şairler Antolojisi” olur. Ama Fransızca yazan Kürt etnisitesinden şairlerin hatırına “Modern Fransızca Şiir Antolojisi” olmaz. Fransa’da adamı deli diye tımarhaneye koyarlar.

 Selim Temo, Türkçe yazan Kürt kökenli şairlere “Kürt Şiiri Antolojisi”de yer vermeyerek dil bilincini kanıtlamıştır. Aynı bilince herkesin ihtiyacı var.

***

KÜRT ŞİİRİ ANTOLOJİSİ 1KÜRT ŞİİRİ ANTOLOJİSİ 2

“KÜRT  ŞİİRİ  SÖZCÜĞÜ  KEŞFETTİ”

İki ciltlik “Kürt Şiiri Antolojisi”ni (Agora Kitaplığı) hazırlayan Selim Temo ile yapılan söyleşiye Birgün gazetesinin attığı başlık : “Kürt şiiri sözcüğü keşfetti !” (14 Ekim 2007) Gökhan Gencay’ın yaptığı söyleşiyi çok dikkatli okudum. Bu cümleyi Selim Temo söylememiş, marifet gazetenin. Bir metin sözcüğü keşfetmeden zaten şiir olamaz. Gazeteciler şiir, edebiyat ve sanat işlerinde çok daha dikkatli olmalı.

Selim Temo’nun antolojisi toplam 1526 sayfa. Ciddi bir çalışmanın ürünü olduğu her halinden belli. Bu yazıyı Selim Temo’yu ve Agora Kitaplığı yayınevini kutlamak için yazıyorum. Kürtçe bilenlerin ve özel ilgi duyanların dışında Türkiye edebiyat ortamı Kürt şiiriyle tanışacak. Bu çok önemli. Çünkü bir halkın zihinsel ve duygusal yapısının en gizli, en gizemli doku ve dokumaları şiirlerde bulunur.

Selim Temo, “Kürtçe yazmak kahramanca bir eylemdir. Ama bu edebiyatın okuru oluşmalı. Daha çok kitap çıkmalı, daha çok dergi olmalı, Kürt dili ve edebiyatı üstündeki baskılar tamamen kaldırılmalı. ‘Daha çok’ dediğim her konunun, güncel siyasal durumla ilgisi var elbette. Anadilde eğitim olmazsa, bir okur kuşağı nasıl oluşabilir ?” diyor.

Selim Temo böyle bir soru sormakta haklı. Kürtler edebî Kürtçeyi bilmeden nasıl şiir yazıp, nasıl okuyacaklar ?  Bunun tek yolu anadilde eğitim mi, yani Kürtçe eğitim-öğretim mi ? Bu sorunun yanıtı politikayı ilgilendirir : Anaokulundan doktora sonrasını da  kapsayacak bir Kürtçe öğrenim sisteminin uygulanma olanağı ancak federal bir ortamda olabilir. Federal sistemin bir adım sonrası da bağımsızlık. Önümüzdeki günlerde çok tartışılacak konular…

Ama üniter sistemde de okullarda Kürtçe, Kürt edebiyatı öğretmek ve öğrenmek mümkün olabilir. Bu Kürtçe öğrenim anlamına gelmez. Sakal-bıyık  işleri canımı sıkıyor !

Zaman gazetesinin yayınladığı Kitap Zamanı’nın 22.sayısında “Kürt şiiri antolojisi”  hakkında bir haber okudum : Selim Temo, kendisi de aralarında olmak üzere, Türkçe yazan Kürt şairleri antolojisine almamış. Antolojiyi inceledim. Haber doğru. Haberi yazan M.İlhan Atılgan şöyle bir yorumda bulunuyor: “Demek ki, şair, yazdığı dilin şairiydi. Demek ki, bir yazarın aidiyetini milliyeti değil yazdığı dil belirliyordu. Demek ki, yazarlar yazdıkları dilde kalıcı oluyor, o dilin edebiyatına ekleniyor, o dil sayesinde yüceliyorlardı. Frankfurt Edebiyat Evi’nde, Türk edebiyatını temsilen İngilizce yazdığı bir hikayeyi İngilizce okuyan Elif Şafak’ı dinlerken bunları düşündüm.”

 Türkiye’de Kürt milliyetçiliğinin yükselişe geçmesi Türkçe yazan Kürt kökenli yazarları sıkıntıya soktu. Bunun üzerine, kendi varlıklarını meşrulaştırmak için Türk Şiiri yerine Türkçe Şiir formülünü icat ettiler. Hürriyet gazetesinde ve edebiyat dergilerinde bu formüle şiddetle karşı çıkmış, edebiyatta tek ölçünün “yazılan dil” olduğunu defalarca yazdım. Selim Temo, derlemesine sadece Kürtçe yazar şairleri alarak ve çalışmasına “Kürt Şiiri Antolojisi”  adını vererek  “Türkçe şiir” sapıncını ileri sürenlere doğru yolu göstermiş oluyor.

Yazarların, şairlerin anayurdu, aidiyet DNA’sı içinde yazdıkları dildir !

(Hürriyet, 4 Kasım  2007)

***

Selim Temo, “Kürtçe yazmak kahramanca bir eylemdir. Ama bu edebiyatın okuru oluşmalı. Daha çok kitap çıkmalı, daha çok dergi olmalı, Kürt dili ve edebiyatı üstündeki baskılar tamamen kaldırılmalı. ‘Daha çok’ dediğim her konunun, güncel siyasal durumla ilgisi var elbette. Anadilde eğitim olmazsa, bir okur kuşağı nasıl oluşabilir ?” diyor.

Selim Temo haklı olarak “Anadilde eğitim olmazsa, bir okur kuşağı nasıl oluşabilir ?” diye soruyor.  Bu konuda bir kitap yazdım:  “Türkiye’nin Sırat Köprüsü: Açılım Masalı”. Üniter bir devlette resmi devlet dili dışında  (Kopenhag Kriterleri’nde yazıldığı gibi) bir yerel dilde okullarda öğretim yapmak mümkün değil. Kim ki mümkün olduğunu söyler ya yalan söylemekte ya da işin aslını bilmemektedir.

Geçen yazımda belirttiğim gibi Ayrıntı Yayınevi’ne noter vasıtası ile ihbarname göndererek yeni baskılarda şiirlerime yer verilmemesini rica ettim. Bu operasyon bana 97 lira 10 kuruşa mal oldu.

 

AYRINTI-YAYINLARINA-IHTARNAME-ÖN----

 

Özdemir İnce

13 Kasım 2015