KÜRT SORUNU NEYİN FESADI ?

Nevruz Fesadı sırasında Mersin’i izlemeye gitmiş bir Mersinli gazete yazarı yazısına şöyle bir başlık atmış: “Kürt Sorunu Ekmek Sorunu!” Acaba doğdu bir gözlem mi ?
***
Buna en güzel yanıtı Demokratik Toplum Partisi (DTP) Kars il başkanı Mahmut Alnıak veriyor:
“Alın demokrasinizi, kardeşliğinizi başınıza çalın… İmralı çarmıhında bir insan göz göre göre katlediliyor. Siz orada olsaydınız acaba ne hissederdiniz?” (Hürriyet, 22.03.06)
Mersinli gazete yazarını Van’daki Nevruz kutlamalarına katılanlar da yanıtlıyor:
Nevruz kutlamalarını onurlandıran bir grup Abdullah Öcalan’ın fotoğraflarını sergilemiş, Kürt konfedaralizm bayrakları açmış ve kurulması tasarlanan büyük Konfederatif Kürdistan haritasını görücüye çıkarmış: İskenderun Körfezi’nin kuzey-doğu burnu ile Samsun arasını cetvelle çizin. Çizdiniz mi ? Doğuda kalan bölüm Konfederatif Kürdistan toprakları. Hatay da Konfederatif Kürdistan’a ait. Hiç olmazsa Suriye ile kozlarını paylaşacaklar (!) Tabii, bir de Suriye’den alınan toprak parçası var. Mersinli gazete yazarı acaba ne diyor bu işe?
***
Açık konuşayım: Herhangi bir kimsenin ayrı bir devlet, federatif devlet, eyalet, kanton kurma hayallerini, sabuklamalarını (delirium) engellemek mümkün değildir. Ama insan aklını ve zekasını küçük görmemeleri, insanları enayi yerine koymamaları koşuluyla.
Hürriyet gazetesi (22.03.06) “Doğu ve Güneydoğu’daki nevruz kutlamaları PKK gösterisine dönüştü. Kürdistan haritaları, sözde Kürt konfederasyonu bayrakları ve Abdullah Öcalan posterlerinin açıldığı meydanlarda ciddi gerginlik yaşanmadı. Çıkan küçük olaylarda dokuz polis yaralandı” diye yazıyor.
Neden ciddi gerginlik yaşanmadı? Çünkü, bu yasadışı, vatandaşlık töresine aykırı olaylara güvenlik güçleri hır çıkmasın diye seyirci kaldı. Bu tavrın ne ölçüde doğru olduğunun bir kez daha düşünülmesi gerekir.
Bir sözüm de PKK ve Kürt fesatçılarına: Cumhuriyete sadık vatandaşlar, sizin şımarıklıklarınıza bakarak ülkenin korumasız kaldığını düşünmeye başlarlarsa neler olur? Bu olasılığı hükümet de, güvenlik güçleri de ciddi ciddi düşünmelidir.
PKK ve Kürt fesatçılarının dayısı olan Avrupa Birliği’nden niyet hesapları da sorulmalıdır.
***
Gelelim şimdi İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Kürt Konferansı düzenleyen zevata!
Bunların büyük bir bölümü, Paris Kürt Enstitüsü öncülüğünde “Türkiye’deki Kürtler Ne İstiyor?” başlıklı bildiriyi kaleme alıp imzalayanlar arasında yer alıyor. Bildiride ne istiyorlardı?
“Kürt halkının varlığını tanıyan, kendi dilinde eğitim, yayın hakkını garanti altına alan ve kendi kurum ve kuruluşlarını oluşturmasına izin veren yeni demokratik bir anayasa… Türkiye’de silahlı çatışma ve şiddete son verecek, ülkeyi güven ve uzlaşı ortamına kavuşturacak genel af…”
Türkiye’nin temellerini dinamitleyenler, vatandaşlar arasına nifak ve fesat sokan ayrılıkçılar, bunu, “Sivil ve demokratik Çözüm Arayışları” yalanlarının arkasına sığınmadan, demokratik dürüstlük ve saydamlık içinde yapsınlar! Kimseyi kandırmadan!…