KÜRTÇÜLÜK SORUNUN TERSİ VE YÜZÜ (2)

18 ağustos 2009 akşamı HaberTürk televizyonunda “Sansürsüz” adlı programa katılan DTP’li Orhan Miroğlu büyük bir öfkeyle “Kürtler kendi kendilerini yönetmek istiyorlar!” diyor. Ardından, “Kürtçenin resmi dil olmasına ne diyorsunuz ?” sorusunu da gene öfkeyle yanıtlıyor : “Kürtlerin çoğunluk olduğu yerlerde Kürtçe elbette resmi dil olmalı !”

Bir kez  daha fark ediyorum ki Kürtçüler de karşıtları da müthiş bir  aymazlık içinde. Ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor. Kullandıkları sözcük ve kavramların anlamlarını ya bilmiyorlar ya da hepsini yanlış kullanıyorlar.

Bunu taa 3 Eylül 2000 tarihli “Pandoranın Kutusu” adlı yazımda okurlara haber veriyordum. Bir-iki kişinin ne anlama geldiğini yeni yeni anlayabildiği “Anadilde öğrenim”in doğru anlamını açıklıyordum. Yazıyı “Pazar Yazıları” (Gendaş Yayınları, S.78) adlı kitabımda da okuyabilirsiniz.

Bu yanlışlıklar komedisini daha önce kim bilir kaç kez yazdım : Adamlar “Biz üniter devletten yanayız” diye yemin billah ediyorlar, ama bir cümle sonra söyledikleri  federe devlet faslına giriyor. Uyardığınız zaman “Vallah biz federasyon istemiyoruz!” diyorlar.

Ağzını  açan-açmayan üniter devlet diyor, federasyon diyor. Başka bir şey demiyor.

Herkes federasyondan söz ediyor, ama federasyonlar konusunda ciddi bir şey bildiklerini sanmıyorum. Federe devletler nasıl kurulur, ya da üniter devlet iken federe devletlere bölünmüş herhangi bir devlet var mı ? Bu sorunun yanıtını bilip söyleyen de yok !.

Federe devlet bir komandit ya da kolleklif şirket olmadığı için, “Gel gardaş bir federe devlet kurak !” demekle de olmaz. Yani herkes federe devlet olamaz. Bunun için tarihsel, dilsel, dinsel, etnik koşulların var olması gerekir. Size hemen bir ilke söyleyeyim : Federal devleti oluşturan birimler, birleşme döneminden önce genellikle bir büyük devlete bağımlı somürgeler ya da mandalardır. Bazı devletler ise çok özel koşullar ve çıkarlar içinde federasyon kurabilirler

Livingston, çeşitli yazarlarca ileri sürülen görüşleri değerlendirerek, federal  sistem bakımından evrensel veya temel araç olarak kabul edilen ilke ve grupları altı başlıkta toplamıştır. (Oktay Uygun, “Federal Devlet”,İtalik Kitapları, S.53):

1.Yazılı anayasanın varlığı.

2.İktidarın iki eşit yönetim düzeyi arasında bölünmesi ilkesi.

3.Anayasayı yorumlayacak, yetki bölüşümüne ilişkin uyuşmazlıkları çözecek bir organın varlığı.

4.Eyaletlerin ulusal parlamentoda temsil edilmesi.

5.Çifte yurttaşlık; bireylerin hem federal hem de federe yönetimlere yurttaşlık bağı ile bağlı olması.

6.Ulusal yönetimde yürütme organının federal özellikler göstermesi.

Bu konuda söz alanların, almak isteyenlerin henüz Oktay Uygun’unun sözünü ettiğim kitabını okuduklarını sanmıyorum. Okumadan âlim, yazmadan katip olunmaz. Zırvalanır.

Oktay Uygun federe ve federal devletleri anlatıyor. Ama üniter devletlerin federal devlet haline gelmesinden hiç söz etmiyor. Sizce böyle bir örnek var mıdır ? Belki Belçika. İkincisini bilen varsa söylesin !

(Hürriyet, 4 Eylül 2009)

(Direnen Cumhuriyet, Destek Yayınları, 2010)

***

EK AÇIKLAMA:

Belçika’nın durumu:19.yüzyılda ülkeyi yöneten ve yönlendiren yüksek sınıfın içinde olabilmek için Fransızca konuşabilmek gerekliydi,Felemenkçe konuşanlar alt sınıf vatandaşlardı. Yüzyılın sonunda ve devamı 20. yüzyıla doğru Flaman hareketi bu duruma karşılık olarak gelişti. Valonlar ve Brüksellilerin çoğunluğu Fransızca’yı birinci dilleri olarak benimsemesine rağmen Flamanlar bunu reddetti ve Felemenkçenin Flamanların resmi dili olmasında başarılı oldular. II. Dünya Savaşı’nın ardından  Belçika siyasetinde giderek artan şekilde iki ana dile bağlı özerkleşmeden yana bir eğilim baskın hale geldi. Toplumsal gerginlik arttı ve anayasa çatışma potansiyelini en aza indirmek için değiştirilmiştir.

Temel olarak 1962-63 yıllarında tanımlanan 4 dil alanı (Felemenkçe, Fransızca, iki dilli (Felemenkçe, Fransızca), ve Almanca alanları) ve 1970, 1980, 1988 ile 1993’teki Belçika anayasasındaki ardışık revizyonlar 3 düzeyde politik güce ayrılmış tek bir federal devlet kurdu:

1.Brüksel merkezli Belçika Federal Yönetimi.

2.Üç ana topluluk:

Flaman topluluğu;

Fransız topluluğu;

Alman topluluğu.

3.Üç bölge:

Beş ile ayrılan Flaman Bölgesi;

Beş ile ayrılan Valon Bölgesi;

Brüksel Başkent Bölgesi.

Anayasal dil alanları bölgelerinde resmi dilleri belirler. Bu yedi parlemento ve hükümet için 1980’de topluluklar ve bölgeler yaratıldığı zaman olanak sağlasa da Flaman politikacılar ikisini birleştirmeye karar verdi. Yani Flamanlar federal ve özel belediyesel sorunlar hariç tüm konularda yetkili olan tek bir parlamento ve yönetimde birleşmiştir.

Topluluklar ve bölgelerin örtüşen sınırları iki kayda değer özellik yaratmıştır: Brüksel Başkent Bölgesi (diğer bölgelerden birkaç yıl sonra yaratılmıştır) Fransız ve Flaman topluluklarının ikisini birden içerir ve Almanca konuşulan bölge tamamiyle Valon Bölgesi sınırları içindedir. Kurumlar arasındaki çatışmalar Belçika Anayasa Mahkemesi tarafından çözümlenir. Yapısı farklı kültürlerin barışçıl bir şekilde bir arada yaşaması için uzlaşma yaratması amacıyla tasarlanmıştır. (İnternet, Vikipedi)

***

Görüyorsunuz: Bir meşruti monarşi olan Belçika da bir federal devlettir!…

 14 Şubat 2015