KÜRTÇÜLÜK SORUNUNUN TERSİ VE YÜZÜ (11)

İşe ayrılıktan başlamak :  Biri siyaset  araştırmaları koordinatörü, öteki araştırma direktörü olan iki zat Zaman gazetesinde (04.09.09) “Kürtler, Türkleri ayrı bir devlet kurmak istemediklerine ikna edemiyorlar”  diye  bir başlık atmışlar. Bu türden örnekleri çoğaltabiliriz.

“İdraksız Türkler”i bir yana bırakın, tekil bir vatandaş olarak ben bile neye inanacağımı şaşırmış durumdayım. Bunun nedenini şimdi arz edeceğim :

Demokratik Toplum Partisi (DTP) milletvekili Aysel Tuğluk diyor ki :

“Tek devlet, tek bayrak, bunlarla bir sorunumuz yok. Ama içindeki halkların barıştırılması ve onların haklarının güven altına alınması gerekir. Eğer bu süreç de tıkanırsa, o zaman başka seçenekler de tartışılır. Kürtler de ayrılığı tartışmaya başlayabilir.”  (Milliyet, 02.09.09)

Aynı Aysel Tuğluk, Ruşen Çakır’a açıklama yapıyor: “Tuğluk bana bu tesbitin bir ‘tehdit’ gibi sunulmasından çok üzüldüğünü belirtip şöyle devam etti : ‘Bu bir öngörüdür ve halen aynı fikirdeyim. Bu seçenek politik Kürt kitlesinin gündemindedir. Tartışılmaktadır. Yanlış bulunabilir, gerçekçi değerlendirilmeyebilir ama bir seçenek olarak yedekte tutulmaktadır.” (Vatan,04.09.09)

Bayan Tuğluk’un dediğine bakılırsa, Cumhurbaşkanı Gül bile bu türden bir konuşma yapmış.

Kürtçülük cephesinde “ayrılıkçı” avına çıkılmasına gerek yok. Bayan Tuğluk, bu seçeneğin politik Kürt kitlesinin gündeminde olduğunu söylüyor.

Öte yandan, Zaman gazetesine göre, CHP Genel Başkanı Baykal’ın da aralarında bulunduğu, okulda Kürt dilinde eğitime karşı çıkanlar için “sivri zekâlı” deyimini kullanan Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Ahmet Türk başka türlü konuşuyor:

“Yine bazı sivri zekâlılar çıktı ve ‘Eğitim, kültür ve dil hakkı verirsek Türkiye bölünür’ dedi. Emin olun ki Kürtler Türkiye’yi bölmez.” (Zaman, 04.09.09)

O sivri zekâlıların önde gideni benim, okullarda anadilde eğitim-öğretimin ülkeyi böleceğini 2000 yılından bu yana yazıyorum. Ama “Eğitim, kültür ve dil hakkı verirsek Türkiye bölünür” demedim. Böyle konuşanı duymadım, yazanı okumadım. Ahmet Türk doğru konuşmuyor. Ahmet Türk’e bir sorum var : Elbette bir torunu vardır. Bu torun anaokulunu, orta ve liseyi, hukuk fakültesini Kürt dilinde okusa, nerede iş bulup çalışacak ? Yargıç ya da avukat olsa yargı dili Kürtçe olmadan ne yapacak ? O zaman yargı dili de Kürtçe olsun diye tutturacak. Bütün meslekler için de durum aynı. Torunu Tıp Fakültesini üniter devlette Kürtçe mi okuyacak ? Eğitim dili Kürtçe olursa, üniter yapı sona erer. Bu konuda iyice düşünmeli !

Görüyorsunuz : Bir DTP’li ayrılık olasılığından söz ediyor. Bir başkası böyle bir olasılığın olmadığını söylüyor. (“Bir”i bin ve on bin, yüz bin olarak da düşünebiliriz!) İdrakli ve idraksiz insanlar kime inanacak ?

Bence görüşmeler açık arttırma yöntemiyle değil, açık eksiltme yöntemiyle yapılmalı. Görüşmelere ayrı devlet maddesinden başlayarak, konfederal devlet, federal devlet, özerk devlet ve üniter devlet maddelerine geçmeli.  Üniter devlet dışındaki olasalıkta, kuşkusuz, Batı’da yaşayan Kürt kökenli, Doğu’da yaşayan Kürt kökenli olmayan TC vatandaşlarının durumu da tartışma konusu olacaktır.

(Hürriyet, 11 Eylül  2009)

(Direnen Cumhuriyet, Destek Yayınları, 2010)

 

“KÜRTÇÜLÜK SORUNUNUN TERSİ VE YÜZÜ (11)” üzerine bir düşünce

Yorumlar kapalı.