KÜRTÇÜLÜK SORUNUNUN TERSİ VE YÜZÜ (14)

KABİLECİLİK AYRILIKÇILIKTIR

Safiye Dündar’ın “Kürtler ve Azınlık Tartışmaları” (Doğan Kitap) adlı kitabından bir alıntı yapacağım. Yazar, Anthony D. Smith’e dayanarak şunları yazıyor:

“Bazı etnik araştırmacılar kabileci toplumu ayrılıkçı olarak ayrı bir kategoride ele almakta; millileşmemiş bu etnik yapılar ile devlet kurumuna hâkim baskın yapı arasındaki anlaşmazlıkların, demokratik isteklerden değil, baskın olmayan grubun devlete hâkim olmak istemesinden kaynaklandığını belirtmektedirler. Etnik grup isteklerinin devletin verdiğinden daima fazla olacağı, etnik grup ile devlet arasındaki karşılıklı anlaşmalarda devam eden sürecin masum kültürel isteklerden otonomiye ve ayrı bir devlete doğru giden bir aşama olduğu görüşüne göre etnik grup için nihai amaç, tam bağımsızlık olarak belirtilmektedir.” (S.25)

Benim anadilde eğitim-öğretim hakkı istemenin özerklik, federasyon, bağımsızlık anlamına geleceğini on yıldır yazmakta olduğumu anımsayalım. “Anadilde eğitim-öğretim hakkı” istemeyi Kürtçe konuşmak, Kürtçe öğrenmek hakkı anlamına geldiğini inatla ileri süren cahil tayfası, doğruyu söyleyeni faşizmle suçlayarak baskı yapmaya çalışır.

Kürtçülük sorunu için çözüm yolu aranıyorsa, işe azdan çoğa doğru değil, en çoktan aza doğru konuşmak gerektiğini de yazdım. Kürtçüler en fazladan başlamalı ki daha sonra mızıkçılık yapıp ek istekte bulunmasınlar. Önce Kürtçüler ne istediklerini söyleyecek, AKP hükümeti ne verebileceğini açıklayacak. Tıkanma noktası bu yöntemde çok daha kolay ortaya çıkar.

Safiye Dündar’ın kitabından epeyce uzun bir alıntı daha yapacağım :

“Devlet kurumlarına sahip olmayan etniklik, ülke içindeki baskın etnik yapıdan farklılaşarak kendini ayrıştırması neticesinde onunla rekabete girmekte, bu durum ise etnikliği kuvvetlendirerek grup arasındaki dayanışmayı artırmakta; bu dayanışmanın artmasıyla grubun değerlerine vurgu yapılmakta ve nihayetinde etnik milliyetçilik kendini göstermeye başlamaktadır.”

“Bu süreç içinde, etnik grup tarafından bir yandan insan hakları, kültürel çoğulculuk gibi birtakım kavramlara vurgu yapılırken, bir yandan da mozaik yapıya atıfta bulunulmaktadır. Devlette eşit paylaşımlarla yola çıkan bu hareketlerin nihai hedefinin bağımsız bir devlet kurmak olduğu görülmektedir. Bunlara örnek olarak, İspanya’da Basklar, Sri Lanka’da Tamiller, Kanada’da Quebec ve Fransız azınlık gösterilmelidir.” (S.32)

İnsanın beyni tükürük bezi gibi, pankreas gibi salgı yapmaz, insan beyni düşünce salgılamaz. İnsan beyni aküye benzer, etkin olabilmesi için akü gibi doldurulması gerekir.

Kürtçülük’ün istek ve iddialarını bu yazımda ödünç aldığım iki alıntıyı kavrayarak durumu çok daha iyi anlamak mümkün.

Bu nedenle Kürtçüler ve Kürtçü muhibbânı, adını verdiğim kitabı mutlaka okumalı. Okumalı ki istek, koşul ve dayatmalarındaki şifre çözüldüğü zaman, bu işi yapanları demokrasi düşmanlığıyla, ırkçılıkla, faşistlikle, Kürt düşmanlığıyla suçlamasınlar.

En sağlıklı iletişim istenen şeyin ne olduğunun iyi tanımlanmasıyla başlar : Özerklik, federasyon, ayrı devlet !

Ayrıntı çok sonra gelir !

(Hürriyet, 26 Eylül 2009)

(Direnen Cumhuriyet, Destek Yayınları, 2010)