KÜRTÇÜLÜK SORUNUNUN TERSİ VE YÜZÜ (4)

Eşeği yokuşa sürmek : Vakti zamanında nemrut bir herif varmış. Yatak serme konusunda bir bahanesini bulur karısına her gün mutlaka dayak atarmış. Kadın yatağı büyük odaya mı serdi, “Ulan kadın bu havada sofa varken buraya mı yatak serilir” diye basarmış dayağı. Kadın ertesi gün yatağı sofaya serermiş. Bu sefer, “Ulan karı, davarın gürültüsünden burada uyunur mu ?” diye ayağının altına alırmış zavallı kadını.
Canından bezen kadın, evde serilebilecek her yere yatak sermiş. Durumu gören nemrut herif pek memnun olmuş ve damda yatmaya karar vermiş.
Karı koca yatağa girmişler. Gökyüzü gökyüzü değil sanki yıldız harmanı. Adam başlamış sormaya : “Ulan karı şu yıldız ne yıldızı ?” Cevap : Avcı Cebbar ! “Ulan karı şu yıldız ne yıldızı ?” Cevap : “Yedi kandilli Süreyya !”
Böyle soru-cevap devam ederken sıra Terazi Yıldızı’na gelmiş.
“Ulan karı, bu ne yıldızı ?”
“Terazi Yıldızı efendi !”
“Ulan karı, buraya yatak serilir mi ? Terazinin dengesi bozulur da kilolar kafama düşerse… Ulan ben seni nasıl dövmemeyim !… Basmış köteği…
***
CHP ve her türlü solu kendi pis işlerine (Kıbrıs, Ermeni, Avrupa Birliği, demokratikleşme, vb.,) karıştırmak isteyenlerin tavrı nemrut kocanın tavrından hiç de farklı değil. Ama bana en çok Eşref Erdem, Tahran Erdem, Zülfü Livaneli gibi eski CHP’lilerin tavırları koyuyor. CHP’nin, yedi yıldır siyaset dünyasında her türlü uzlaşmadan sınıfta kalmış, sözüne ve eylemine güvenilmez AKP gibi bir partinin peşine bir kara tren vagonu gibi takılmamasını eleştiriyorlar. Koskoca CHP şaibeli bir partinin peşine neden takılsın ? SHP ve CHP’nin yıllar önce hazırladığı raporlarda Kürt sorununa demokratik yöntemlerle çözüm aranmıyor muydu ? (Yakında o raporları masaya yatıracağım).
Tahran Erdem’in gönlünden geçenlere bakın : “AK Partisi’nin demokrasi damarı güçlenecek. Daha ‘muhafazakar demokrat’ bir parti haline gelecek. Önümüzdeki seçimden sonra CHP küçülecek. Zamanla da bitecek. CHP, Anavatan Partisi gibi olacak. CHP seçmenin gözü laiklikten başka şey görmüyor. AK Partisi’nin her yaptığına yanlış ve takiyye diyor.” (Neşe Düzel söyleşisi. Taraf gazetesi, 17.08.09) Utanç verici !
Tahran Erdem bunları Radikal gazetesindeki sütununda yazsaydı, kendisine serzenişte bulunmazdım. Eski, gücenik ve tatmin olmamış bir CHP’li olarak konuşuyor. Çok ayıp !
***
Bir de bulundukları yere, bindikleri rüzgâra göre konuşan gazeteciler, bilim adamları var: Doğu Ergil’e göre “[Açılımı] desteklemeyen sol gerçek sol değil”, Oral Çalışlar’a göre “Türkiye’de sol çağa ayak uydurmuyor”, Mithat Sancar’a göre “Ak Parti yapıyor diye reddetmek akıldışı”. (Vatan, 16.08.09) Dut gibi silkelenecek laflar. Ama değmez !
Ama en çarpıcısını bir tarihçi bayan söylüyor : “İzmit Basın Konferansında Kürtlere özerklik vaat edilmişti.” (Ayşe Hür, Taraf, 16.08.09) Mustafa Kemal Paşa’nın İzmit Basın Konferansı’nda böyle bir şey söylediği iddiası kocaman bir yalan. Mustafa Kemal Paşa orada 1921 Anayasası’nın bütün ülke yerel yönetimleri için geçerli olan 11.maddesini hatırlatıyor. Ama Ayşe Hür hanım gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor. (Devam edecek)