KUTSAL HALK ALÇAK ENTELEKTÜEL

22 Şubat 2011 günü yayınlanan yazımın (“Anayasa Madde 58, 59”) ilk paragrafı şöyle idi:
Bir lider durup dururken “entelektüel”e çatmaya, onu küçümsemeye başlamışsa, ayağının altından toprak kaymaya başlamış demektir. Bizim aydın dediğimiz entelektüel tekin bir varlık değildir. Başkalarının derdini kendi derdi sayan, üstüne vazife olmayan işlere burnunu sokan adem nasıl tekin biri olsun?
Bizim başbakan da (Allah selamet versin!) “Sandığı entelektüelin değil milletin dili belirler!” diyor. (Akşam, 27.01.11) Ancak, sandıktan her zaman demokrasi değil, her türlü “krasi” çıkar. Sandığı belirleyen “halk”, demokrasiyi unutup bir cumhurbaşkanını ömür boyu da seçer. Entelektüelin dilinin ve oyunun belirlediği sandıktan asla diktatör ve diktatorya çıkmaz, sadece demokrasi çıkar.
***
Vakti zamanında Mao da aydın (entelektüel) düşmanıydı. Régis Debray Kâtip (Le Scribe,Ed.Bernard Grasset, 1980, Livre de Poche, S.193) adlı kitabında aydın düşmanlığının faşizme giden yolu kestirmeden kısalttığını yazar. Bu düşmanlık soldan gelir sağa gider. Solcuyu sağa yaklaştırır, sağcıyı faşistleştirir. Aydın (entelektüel) düşmanlığı despostizmin en belirgin özelliğidir.
Başbakan halkı ve değerlerini kutsallaştıran bir popülist. Bütün popülistler gibi, (daha iyi yönetmek için değil) daha iyi gütmek için, halkı ve değerlerini durmadan pohpohluyor. Onu kutsallaştırıyor, tabulaştırıyor. Benim için ne halk ne de değerleri kutsaldır!
Oyunu açık arttırmayla satan bir halk nasıl kutsal olur, safsata ve hurafeye dayalı değerler nasıl kutsal olur?! Halkın değerleri denince akla hemen din getiriliyor. Bu kutsal (!) halkın yüzde 99 virgül 9’u Müslümanlık sınavında sıfır (0) alır. Sıfır! Bilmez!
***
Bir vatandaş beni eleştirmek için şunları yazıyor:
“Sizin bence farkedemediğiniz şey Türk halkının temel karakteridir.Türk halkı tarihin hiçbir döneminde entellektüel eğilimler taşımamıştır. Kültür kodlarında yoktur.
Türkler daha çok dinamizmi ve gücü temsil ederler.Güçlü devletler kurarlar.Batının kana buladığı coğrafyaları entellektüel veya derin taraflarıyla değil güç ve organizasyonlarıyla 
yönetmişlerdir.Sizin özlediğiniz düzeydeki bir sekülerizm dahi Türk halkını kitapla haşir neşir olmaya değil Batılılar gibi daha zorba bir topluluk haline getirmeye sebep olacaktır.”
Beni eleştiren vatandaşa göre: Türk halkı, tarihin hiçbir döneminde entelektüel eğilim taşımayan ve bu nedenle entelektüellerle iletişim kuramayan ve onların dostluk ve öncülüğünü kabul etmeyen bir halk.
Üstelik inatçı! Onunla ilişki kurmak için bütün çağdaş ve bilimsel değerleri reddetmek, onun hurafelerini pohpohlamak gerek. Ne için? Onu ele geçirmek, yönetmek için! Bu durumda kim kimi ele geçirmiş olacak? Elbette halk entelektüeli ele geçirmiş olacak.
AKP ve Başbakan halkla ilişki mi kuruyor? Hayır! Halkı güden tarikatlarla ilişki kuruyor. Tarikat şeyhleri çoban, çoban köpekleri (hakaret anlamında değil işlev anlamında söylenmiştir) ise tarikat şeyhlerine biat etmiş İslamcı sûhtegân (softalar, medrese talebeleri) ile sûhtevân (softalar, kaba sofular)! Böyledir!