KUYUDAKİ TAŞ

1987 yılında bir zorunluluk gereği “Kuyudaki Taş” başlıklı bir yazı yazmış, aynı yılın kasım ayında Yeni Düşün dergisinde yayımlamıştım. Bu yazı daha sonra “Söz ve Yazı” (1993) adlı kitabımda yayımlandı. Son olarak da “Yazmasam Olmazdı” (Doğan Kitap, 2004) adlı kitabımda yer aldı. Aradan tamı tamına 23 yıl geçmiş.
Başbakan’ın geçen ay yaptığı davet dolayısıyla “Yazar kimdir, kim değildir?” sorusu biraz gündeme gelmişti. Edebiyat dünyasında, gazetecilik mesleğinde, okur-yazar seçkin çevrelerde bile bu sorunun yanıtı açık-seçik bilinmediği için, kamu hizmeti bağlamında konuya bir kez daha değineceğim.
1987 yılında gazete yazıcıları çok satan kitaplar yayımlamaya ve daha az satan edebiyat yazarlarına (romancı, şair, öykücü) yukardan bakmaya başlamışlardı. Dönemin ne oldum delisi gazete yazıcılarını öğrenmek isterseniz “Yazmasam Olmazdı”nın 55.sayfasını açıp yazının tamamını okuyacaksınız. Söz konusu yazıyı bu (bir) yanlışı düzeltmek için kaleme almıştım. Bu yazdıklarımın 2010 yılında da bilinmesinde sayısız yarar var:
***
Baktığım sözlüklere göre: “Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya herhangi bir yolla gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse”ye gazeteci deniliyor.
Sözlüklerdeki yazar tanımı çok daha özensiz: “Gazete ve dergilere yazı yazan kişi veya yapıt kaleme alan kişi.”
Kuşkusuz, gazete ve dergilere yazı yazan kişi, buralarda yazı yayınladığı için yazar olmaz. Yazarlık çok başka bir şey, ama ne yazık ki doğru tanımını Türkçe sözlüklerde bulmak olası değil. Bu nedenle ben Fransızca Le Petit Robert’e bakarım. “Yazar: Yazınsal yapıtlar yazan kimse” (l’écrivain: Personne qui compose des ouvrages littéraires) diyor. Fransızcada bir de “l’auteur” sözcüğü var ki onun anlamı biraz daha geniş, bilimsel kitapları da içeriyor bu sözcük.
***
Gazetecilik mesleğinin birçok dalı var. Fransızcada, İngilizcede bunların hepsinin özel bir adı var: 1.Makale yazarı (rédacteur), 2.Fıkracı, köşe yazarı (chroniqeur), 3. Muhabir (correspondant), 4.Tiyatro, müzik, sinema gibi özel konularda yazı yazan (courriériste), 5.Eleştirmen (critique), 6. Dedikodu yazarı (échtier), 7.Başyazar (éditorialiste), 8.Özel muhabir (envoyé spécial), 9.Havadis yazarı (nouvelliste), 10.Politika yazarı (publiciste), 11.Röportajcı (reporter).
Durum böyle: Evrensel ölçülere göre, gazetede yazı yazan kimse ile edebiyat yazarı (şair, romancı, öykücü, denemeci) aynı işi yapmıyorlar. Fransızlar, tiyatro oyunları yazan kimseye de ayrı bir ad vermişler: “le dramaturge” diyorlar. Eski Yunanca “Dramatourgos”tan almışlar. Bunları bilmekte yarar var. Çünkü, hiç belli olmaz, bir gün Başbakan’ın davet edileceği bir yazarlar toplantısı düzenlemek zorunda kalınabilir.
Bir başka dünya mümkündür!