LAİKÇİLİK VE KALPAZANLIK

“Türkiye gibi nüfusunun yüzde 99’unun Müslüman olduğu bir ülkede” diye başlayan hüküm cümlelerinin laiklik karşıtı, laiklik katili olduğunun hiç kimse farkında bile değil.
Laiklik konusunda yüz kızartıcı safsatalar vardır. Bunlardan birincisi eski Yargıtay başkanlarından Sami Selçuk’un pek sevdiği “laikçi” sözcüğü, ikincisi Başbakan’ın “laik kişi, laik insan olmaz” iddiası:
“Din üzerinden siyaset yapılamayacağı gibi laiklik üzerinden de siyaset yapılamaz. Din ile laikliği aynı terazide tartmayın. Kişi laik olmaz, devlet laik olur.”
Başbakan bu cümleyi, seçimler öncesinde Cumhuriyet mitinglerini eleştirirken söylemişti.
***
“Laikçilik” sözcüğünün kötü niyetli kimselerin uydurması olduğunu kaç kez yazdım. Ama bu kez, bu işi yapması için, Bülent Tanör’e (“Laiklik ve Demokrasi”, Derleyen : İbrahim Ö.Kabaoğlu, İmge Kitabevi) başvuracağım.
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Profesörü olup Paris, Dijon ve Cenevre Hukuk Fakültelerinde ders veren rahmetli Bülent Tanör “Laiklik ve Demokrasi Kolokyumu”nda yaptığı konuşmada bakın ne diyor :
“Terimler üzerinde durdum, şunu tamamlayacağım, laisite karşılığı biz laiklik diyoruz. Peki laisizm nedir ? Günlük yazarların, Taha Akyol’un, Yargıtay Başkanı’nın (Sami Selçuk) söylediği gibi, laisizm laikçilik midir ? Laikçiliğe pejoratif anlam veriyor zaten, tepeden inmeci, despotizm vs. bu mudur ? Hayır… Laisizm – açınız lügati göreceksiniz – laiklik doktrinidir, bu kadar basit.”
***
Büyüklerine bakmaya gerek yok, Le Petit Robert sözlüğü “Laicisme”i şöyle tanımlıyor : “Doctrine qui tend à donner aux instutions un caractère non religieux”, yani “Kurumlara dinsel olmayan bir nitelik vermeyi amaçlayan bir doktrin”. Fransız laiklik mücadelesinin kaynaklarına gidecek olursak “kurumlar”ı “okullar” olarak algılayabiliriz. Çünkü Fransızca sözcük (“l’instution”) her iki anlama da gelmektedir.
Tahsin Saraç’ın Fransızca-Türkçe sözlüğü de “laicisme”i “Kurumlara layik bir nitelik kazandırmak isteyen öğreti” cümlesiyle tanımlamaktadır.
Laikçi ve Laikçilik sözcüklerini kim uydurdu bilmiyorum. Ancak eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk ile Milliyet’ten Taha Akyol’un bu sözcüğü aşkla ve ısrarla kullanmaları çok anlamlı. Hele bir Yargıtay Başkanı’nın bu sözcüğü ve açıklamalarını sözlüğe bakmadan kullanması, kişinin saygınlığını yok edecek, güvenirliğini sakatlayacak türden.
Türkçede “Romantisme”e ya romantizm ya da romantiklik diyoruz. “Romantikçilik” demiyoruz. Bir hukukçu ile bir gazetecinin bu tutumlarını kınamak zorundayız.
***
Başbakan’ın desteksiz iddiasına gelince Fransa’nın en önemli laiklik filozofu Henri Pena-Ruiz laik kişiyi şöyle tanımlıyor : “Laik kişi (le laic), halkın bir üyesidir, diğer kişilerin ne üstünde ne de altında bir yere sahiptir.” (Laiklik Nedir ? Gendaş Kültür. S.21) Kitabın Fransızcası “Qu’est-ce que la laicité ?” (Gallimard/Folio) adıyla yayınlanmıştı.
Bunca ciddi iş arasında düzeysiz safsatalarla uğraşmak zorunda kalmamız çok üzücü !