LAİKLİK DERSİNDEN SIFIR

Laik Cumhuriyet’i yozlaştırarak etkisizleştirmeyi amaçlayan İslamcılar ve Cumhuriyet karşıtları laikliği kendilerince tanımlamak yolunu seçtiler: “Laiklik din ve vicdan hürriyetinin güvencesidir!” dediler, ya da laikliğin düpedüz din ve vicdan özgürlüğü olduğu yanılsamasını, safsatasını yaydılar.
Laiklik ile din ve vicdan özgürlüğü iki ayrı kategorinin maddeleridir.
***
Tarihte laiklik ideali, laiklik felsefesi, kurum olarak, din baskılarının en yüksek noktasında oluşmaya başlamıştır. Bu, demokrasi ile sonuçlanacak olan bir siyasal devrimin başlangıcıdır.
Laikliğin tek amacı vardır: Birey ve toplumu dinlerin baskısına karşı korumak.
Nasıl koruyabilir? Devlet kurumu din kurumundan ayrılırsa ve egemenlik ulusa ait olursa koruyabilir.
Laikliğin din ve vicdan özgürlüğünü korumak gibi bir amacı yoktur ama din ve vicdan özgürlüklerini sadece laik devlet garanti edebilir. Teokratik devlette din ve vicdan özgürlüğü yoktur.
İstamcıların saldırganlıklarını bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
***
Laik Türkiye’de bir laiklik kütüphanesinin bulunmaması ne hazin! Laiklik felsefesi ya da bir felsefe olarak laiklik gerçekten bilinse her kahve masasında laiklik tanımı yapılmaz, TBMM Başkanı laikliği yeniden tanımlamaya kalkışmazdı. Laikliği kahve masası tanımlayamayacağı gibi Fethullah Gülen de Korkut Özal da kendilerince tanımlayamaz. Hiç kimse “Bana göre laiklik…” diye laiklik tanımlamaya kalkışamaz.
***
Başta “Laikçilik” kavramının mucidi Sami Selçuk ve Mehmet Barlas gibi türbancılar olmak üzere bazı zevatın çok dikkatli okuması gereken iki kitap adı vereceğim:
1.Henri Pena-Ruiz, “Qu’est-ce que la laicite ?” , Folio/Gallimard, 2003. (“Laiklik nedir?” Fransızca laiklik sözcüğünde birinci “i”nin üzerinde iki nokta, “e”nin üzerinde de aksantegü olacak)
2.Henri Pena-Ruiz, “Dieu et Marianne. Philosophie de la laicite”, Presses Universitaires de France, 1999,2001)
Kitabın adı “Tanrı ve Marianne” değil “Tanrı ve Fransa”. Fransızlar “Marianne”ı Fransa anlamında kullanırlar. “Tanrı ve Fransa”, yani “Tanrı ve Sezar”, yani “Tanrı ve Devlet”.
***
Bu kitapları okuyan ve aklı başında olan herhangi bir kimsenin şu yanılsamadan kurtulması gerekir: Laik devlet nasıl dini sınırlandırırsa (demokrasi gereği) din de laik devleti sınırlandırır. Böyle bir şey kesinlikle mümkün değildir. Sınırlandırma tek taraflıdır.
Dünyada dinciler, Türkiye’de İslamcılar dinin de laik devleti sınırlandırmasını savunurlar.
İşte bu nedenle militan din ve vicdan özgürlüğünün savunucuları kamusal alana çıkıp onu ele geçirmek, orada etkin olmak isterler.
Ama demokratik laik devlet, din ve inançların kamusal alanda egemen olmasına izin vermez.
Anamdan doğduğum zaman bunları kuşkusuz bilmiyordum. Henri Pena-Ruiz’i okuyarak öğrendim. Kitabı yayıncılara da salık veririm.