LAİKLİK İLKESİNİN ANAYASAYA GİRMESİ

Prof.Dr. A.Şeref Gözübüyük’ün “Açıklamalı Türk Anayasaları” (Turhan Kitabevi, 2002) kaynak göstererek laiklik kavramının Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na girişinin kısa öyküsünü yazalım:
***
1) İlk Osmanlı Anayasası olan Kanunu Esasî 23 Aralık 1876’da, İslahat Fermanı’nda olduğu gibi bir Hattı Hümâyun ile ilan edildi.
Madde 11. – Devleti Osmaniye’nin dini İslâm dinidir.
Bununla birlikte, aynı maddede, halkın asayişine ve genel ahlaka aykırı olmamak koşuluyla bütün inanışlar serbesttir ve Devletin koruması altındadır, denilmektedir.
2) 1921 Anayasası olan Teşkilatı Esasiye Kanunu’nda devletin diniyle ilgili bir madde bulunmamaktadır.
3) 29 Ekim 1923 tarihli, “Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun” ile din Anayasa’ya girmiştir.
Madde 2 – Türkiye Devletinin dini, Dini İslâmdır, Resmî lisanı Türkçedir.
4) 1924 Anayasasında devletin dininin, İslâm dini olduğu belirtilmiştir. Hilafetin Anayasadan önce kaldırılmış bulunmasına, Anayasanın kendisinin de laik olmasına karşın, koşullar böyle bir kuralın Anayasada yer almasını gerektirmiştir. Kuralın Anayasanın 2.maddesinden çıkartılması ancak 10 Nisan 1928’de yapılan Anayasa değişikliği ile olabilmiştir.
5) 5 Şubat 1937’de yapılan değişiklikle, 2.maddeye, Devletin temel nitelikleri olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin programında yer alan altı ok, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Halkçı, Devletçi, Lâik ve İnkilapçıdır” biçiminde girmiştir.
6) 1961 Anayasası Madde 2 : Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve ‘Başlangıç’ta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
7) 1982 Anayasası Madde 2 : Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde 4 : Anayasanın 1’inci maddesindeki Devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2’inci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3’üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
Madde 174 : Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin lâik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkilâp kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.
***
7 Kasım 1982 tarihinde yapılan halkoylamasında (referandum) oylamaya katılanların yüzde 91.37 “evet” oyu ile 1982 Anayasası kabul edildi. Bendeniz yüzde 8,63 oranında “hayır” diyen azınlık arasında yer alıyordum.
1982 Anayasası, AKP iktidarının ve yandaşlarının ünlü deyişi ile “Milli İradenin tecellisi” ile kabul edilmiştir. Büyük bir olasılıkla Türkiye’nin bütün dinci, sağcı, milliyetçi, İslamcı nüfusu 7 Kasım 1982 günü Anayasayı onaylamıştır. Şimdi, aynı anayasanın 2, 3 ve 4.maddeleri ile 174.üncü maddesine türlü vesile ile muhalefet etmekte ve ortadan kaldırma projeleri yapmaktadır. Şu anda Türkiye’nin içinde debelendiği kaosun gerçek nedeni de budur !