LAİKLİK NEDİR ?

Laiklik sonunda Anayasa’nın ikinci maddesine ve “Devlet ile dinin ayrılması” tanımına indirgendi. Laiklik bir uygarlık süreci ve düşünce sistemidir. İşe buradan başlamak gerekir. Fransa’da Okul, Kilise ve Cumhuriyet üçlüsünün aralarındaki güç ilişkisini simgeler. Türkiye’de Cumhuriyet’i, halk egemenliğini, demokrasiyi ve bilimsel düşünceyi simgeler. Aydınlanma çağının ve 1789 Fransız Devrimi’nin ürünüdür.Laikliğin kökleri bilim toprağından beslenir. Dinsel doğmalara karşıdır, ama din doğmalarına karışmaz. Laiklik laik okuldan başlar ve devletin laikleşmesiyle birlikte devletin dinden ayrılmasına ulaşır.
***
Deccallar, uyduruk “Laikçi” sıfatını kullanarak laikliğe saldırıyor. Cumhuriyetçiler her gün onu savunmak zorunda kalıyorlar. Laik Anayasa’ya göre, laiklik ilkesini şart koşan partiler yasasına göre kurulmuş olan AKP laikliği bir kurt gibi kemiriyor. “Hakiki demokratlar” (!) da laikliği demokrasinin önündeki en büyük engel olarak görüyorlar.
Laiklik konusunda yapılan tartışmalar, laiklik ilkesi ile tarihinin bilinmediği konusundaki kuşkularımı gün geçtikçe güçlendiriyor. Aslına bakarsanız bu tartışmaların amacı laikliği de İslamileştirmek. Ancak bilinmelidir ki Cumhuriyet’in orta direği olan laiklik iğdiş edilirse Sevr (Sevres) haritasındakinden çok daha küçük bir Türkiye kalır.
***
TBMM açılışından sonra Fransızca “laic, laique” sözcüğünün nasıl okunacağı konusunda fonetik tartışmaları çıktı. Paris “Sorbonne” Üniversitesi Fonetik Enstitüsü’nde okurken, söyleyişte “Yod” sesi diye bir şey olduğunu öğrenmiştim. 42 yıl önce. “Yod” aslında Finike ve İbrani alfabesinin bir ünsüz harfidir. Bizde “Y” harfinin çıkardığı “Ye” sesine denk düşer. Bir sözcükte “i” harfinden sonra “a” ve “o” gibi ünlüler geldiği zaman okunuşta “ye” sesi çıkar. Örneğin “idiot” yazılır, “idyo” okunur Fransızcada. Türkçede “iade” yazılır “iyade” okunur. Ağızdan kendiliğinden bir “yod” (“ye”) sesi çıkar. İane, iare, iaşe, vb., sözcüklerinden de belli-belirsiz “yod” (ye) sesi çıkar. “Laik” (laic, laique) de öyle. “Laik” yazılır, “layik” okunur. Fonetik bilimine göre, ayaküstü açıklaması böyledir.
***
İslamcılar uzlaşıncaya, kabul edene kadar laiklikle çok işimiz olacak daha. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkası seçilmesinden sonra sıra laikliğin yeniden tanımlanmasına gelecek. 2008 yılı içinde Devrim Yasaları Anayasa’nın 174. maddesinin koruculuğunu yitirecek ve hiç kuşkunuz olmasın Devrim Yasaları yürürlükten kaldırılacak. Çünkü Abdullah Gül ile R.T.Erdoğan süreci İslamcılığın yıldızının doruklarda parladığı bir dönem olacak. Bu fırsatı kaçırmazlar. Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıktığı gün Türkiye’nin Avrupa Birliği defteri AB tarafından ebediyen kapatılacaktır. Cengiz Aktar, Cengiz Çandar, M.A.Birand ve arkadaşları tersini iddia etseler de laikliği sakatlanmış, “Ilımlı İslami” Türkiye Avrupa Birliği’ne asla giremez ! AB alacakmış, AKP hükümeti de girecekmiş gibi yapar, o kadar.
***
Laikliğin onlarca tanımı var. Bugünlük iki tanım:
-Pascal Texier (Hukuk Tarihi Profesörü) : <“Birey vicdanına her türlü dinsel otoritenin müdahalesinin dışlanması” şeklinde anlaşılan laik ideal…>
-Özdemir İnce (Laik şair) : Laiklik, birey ve toplumu dinlerin baskısına karşı korur.