MAKAMIN DEĞİŞTİRİM GÜCÜ

IBS (International Business Service) Araştırma Şirketi’nin yaptığı anketten Cumhurbaşkanı olarak Süleyman Demirel çıkmış.

Ankette yer alan “Sizce Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in görev süresi uzatılsın mı?” sorusuna olumsuz yanıt verenlerin oranı % 61,1. Ancak bu insanların kafalarında % 5 oranını aşabilmiş herhangi bir somut aday yok.

Oysa, Süleyman Demirel’in görev süresinin uzatılmasını isteyenlerin oranı ile “Cumhurbaşkanı kim olmalı?” sorusuna “Süleyman Demirel olmalı” diyenlerin oranı aynı: % 36,2.

Bu nedenle, anketten Süleyman Demirel’in çıktığını ileri sürüyorlar.

Ben burada, partilerin, parti liderlerinin bilinen tutumlarına, gazetelerde yayımlanan yorumlarına, “Anayasa değişse de Demirel aday olamaz!” diyenlerin görüşlerine değinmeyeceğim.

Benim niyetim başka: Cumhurbaşkanlığı makamının değiştirim gücünden söz edeceğim.

Önümüzde somut bir örnek var: Demirel.

Nereden bakarsanız bakın 12 Eylül öncesinin Başbakan Demirel’i ile Cumhurbaşkanı Demirel’in hiçbir ilişkisi yok. Birinci Demirel ikincisini sevmeyebilir, ikincisi de birincisini.

Yani Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Demirel’e karşı!

Bu değişim neden?

Bunun yanıtı Demirel’in Çankaya’yı tanımlamasında saklı: “Burası Atatürk’ün evi, makamıdır!” Ya da bu doğrultuda bir cümle.

Bu cümleden anlaşıldığına göre cumhurbaşkanlığı görevinin özel bir konumu var. Zeki bir cumhurbaşkanı, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren oluşmuş yazılı olmayan geleneklerle çelişmez, Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı, kendisini “insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı… demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlayan bir cumhuriyetin cumhurbaşkanı olduğunun bilincinde olmalıdır.

Yoksa, altından kimsenin kalkamayacağı sorunlar çıkar. Bunun çok küçük bir örneğini Turgut Özal vermişti.

Anayasa’mn yaptığı tanımıyla Cumhuriyet ne aşırı sağdadır, ne aşırı soldadır, ne merkez sağdadır ne de merkezdedir; Anayasa’nın tanımladığı Cumhuriyet bu özellikleriyle evrensel merkez solda’dır.

Demirel cumhurbaşkanı olunca Türkiye Cumhuriyeti’nin bu çok önemli ve geleneksel niteliğini kısa sürede kavramıştır. Cumhurbaşkanı olarak yaptığı “icraat” bunun kanıtı sayılabilir.

Süleyman Demirel’in cumhurbaşkanlığının uzatılmasını istemeyen politikacılar onu “bu nedenden dolayı” istemiyorlar. İsteyenler ise, bu gerçeği gördükleri için yeni bir serüvene girmek istemiyorlar.

Bu nedenledir ki her iki tarafın da kafasında bir başka somut aday yok!..

Fazilet Partisi durumun farkına vardığı, cumhurbaşkanlığı koltuğunun “üzerine oturan” değiştirdiğini, dönüştürdüğünü gördüğü için MHP, DYP ve ANAP’a işbirliği öneriyor. Bunun anlamı şu:

“Gelin öyle bir cumhurbaşkanı seçelim ki ortanın so­luna gitmemekte dirensin…”

Cumhurbaşkanı makamının dönüştürücü gücü ne derin devlet’e  ne de derin  toplum’a dayanıyor.

Cumhuriyet’in ruhuna dayanıyor!

Türkiye’yi yönetmek isteyenler bu gerçeğin bilincine vardık­ları zaman ülkenin sorunları büyük ölçüde çözümlenmiş olacak­tır.

(Hürriyet Pazar, 5 Mart 2000; Pazar Yazıları, Gendaş Yayınları, 2002, s.26)

***

Süleyman Demırel örnneğinden haraketle mevcut cumhurbaşkanının hal ve gidişini yasal kurallara göre değerlendirelim:

ANAYASANIN BAŞLANGIÇ İLKELERİ

(Değişik : 23.07.1995 – 4121/1 md.)

Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu, ölümsüz önder ve eşsiz kahraman Atatürk’ün belirlediği milliyetçilik anlayışı ve O’nun inkılap ve ilkeleri doğrultusunda;

Dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak, Türkiye Cumhuriyetinin ebedi varlığı, refahı, maddi ve manevi mutluluğu ile çağdaş medeniyet düzeyine ulaşma azmi yönünde;

Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

(Değişik : 03/10/2001 – 4709/1 md.)

Hiçbir faaliyetin Türk milli menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve lâiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak milli kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddi ve manevi varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip olduğu;

Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve yurtta sulh, cihanda sulh arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu;

FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere,

TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.

***

CUMHURBAŞKANI YEMİNİ

“Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine andiçerim.”

***

  1. Cumhuriyetin nitelikleri

MADDE 2.– Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.

***

Türkiye Cumhuriyeti’nın Cumhurbaşkanlığı makamına oturan kişi iki nedenle değişmek zorundadır:

  1. O makam saltanat makamı değildir, milletin ve devletin malıdır. Her gelen bu gerçeği kabul etmek ve ona boyun eğmek zorundadır.

Süleyman Demırel bu zorunlululağa uyum sağlamıştır.

RTE, Necip Fazıl’ın “Başyüce”si olmayı  hayal ettığı için Cumhurbaşkanı olamamaktadır. Bu, görevi kötüye kullanmak anlamına gelir.

  1. Cumhurbaşkanı, Anayasa’ya, Başlangıç İlkeleri’ne, Cumhuriyet’ın Nıtelıklerı’ne bağımlıdır. Göreve başlarken ettiği yemini çiğneyemez.

Süleyman Demirel, zorunluluklara uymuştur ama RTE bu zorunlulukları ayakları altında çiğnediği için meşruiyetini yitirmiştiır.

Özdemir İnce

10 Mayıs 2015

 

“MAKAMIN DEĞİŞTİRİM GÜCÜ” üzerine bir düşünce

Yorumlar kapalı.