MALTE VE RİLKE

Bir dergi ile bir kitaptan söz edecektim. Değerli dostum Tahsin Yücel, sözünü etmek istediğim dergide (Sözcükler) sözünü etmek istediğim kitabı (Rainer Maria Rilke’nin “Malte Laurids Brigge’nin Notları”) yazmış.
Sözcükler, iki ayda bir yayınlanan çok önemli bir edebiyat dergisi. Edebiyat severlere ve doğru Türkçe yandaşlarına hararetle salık veririm.
***
Tahsin Yücel, “Rainer Maria Rilke’nin “Malte Laurids Brigge’nin Notları”nı nice yıllar sonra yeniden okuyorum. Daha üçüncü, dördüncü sayfada incecikten bir mutluluk doluyor içime, kendimi esenlik ve güzellik ortamında buluyorum. ‘Bunda şaşılacak bir şey yok’, diyorum içimden : ‘Rilke’nin bu yapıtı daha önce de bayağı büyülemişti beni” diyor. Gerçekten “Büyük” bir romancı tarafından yazıldığı için son derece önemli bir değerlendirme. (“Malte”nin yeni basımı Can Yayınları tarafından yapıldı.)
Ancak, Tahsin Yücel’in mutluluk ve esenlik duygusu yalnızca Rilke’nin şair derinliğinden gelmiyor. Onun kadar önemli bir başka öğe var: Büyük şair Behçet Necatigil’in metni bir çeviri başyapıtına dönüştüren Türkçe’si. Yunus Emre’ye, Karacaoğlan’a, dilimizin büyük şairlerine ulanan bir Türkçe…
Dostum Tahsin Yücel, ardından sözü, günümüz yazarlarının, gazetelerinin, televizyonlarının sefil ve kirli Türkçesine getiriyor.
***
Tahsin Yücel’in yazısı yayınlanmamış olsaydı. Yazımın bu giriş bölümü olmayacaktı. “Malte”nin Türk edebiyatının altın kuşağının kutsal kitabı olduğunu yazacaktım. Bu “Altın Kuşak” tanımı ilk kez kullanılıyor. 1930 doğumlu, yani 1930-1940 arasında doğmuş (bir-iki yıl inip-çıkabilir) öykücülerimiz için kullanıyorum : Leyla Erbil, Füruzan, Bilge Karasu, Muzaffer Buyrukçu, Erdal Öz, Onat Kutlar, Demir Özlü, Ferit Edgü, Sevgi Soysal… Bu adlara biraz daha yaşlı Nezihe Meriç, Tarık Dursun K. ve Sevim Burak’ı da katabiliriz.
Çağdaş Türk şiirini nasıl 1910-1920 doğumlular kurduysa, çağdaş Türk düzyazısını da 1930 kuşağı kurdu.
Bu kuşağın Türkçesi bir denek (mihenk) taşıdır. Üstelik bu kuşağı aşmış bir başka öykücü kuşağı da gelmedi. Bu kuşak Türkçeyi Necatigil’in “Malte” çevirisinden çıkardı diyebiliriz.
***
“Malte” bizim kuşağın kızları için de geçilmesi gereken bir sınavdı. Sevgili adaylarımıza okusun diye “Malte”yi verirdik. Kızlar için birbirimize sorardık : “Malte’yi okudu mu?”
Traugott Fusch bendeki ilk baskı (1948) önsözünde “Bu kitaba el atan ona karşı kayıtsız kalamayacaktır, kim olursa olsun bu kitabı tutan, tutuşur, çünkü şairin kanıyla yazılmış, çünkü ateş çemberinden geçmiştir” diye yazıyor. “Malte” bir anlatı, bir roman !
Elli yıllık sevgilim Ülker’e “Malte”yi şu yazıyla vermişim: “28 Aralık 1957’nin getirdiği mutluluklara 1958’den en güzel merhabalarımızla. 20.12.1957, Ankara”
Ülker sınavı geçmekle kalmadı üstelik yarım yüzyıllık bereketli mimarım, öğretmenim oldu!