MARC BLOCH ADINDA BİRİ…

“Bütün dinsel biçimlerden ve her türlü ırksal dayanışmadan uzak durarak, ömrüm boyunca kendimi her şeyden önce ve sadece Fransız hissettim. Çok uzun yıllardan gelen bir aile geleneği ile vatanıma bağlı olduğum, manevi ve tarihsel mirasından beslendiğim ve aslına bakarsanız rahatça soluk alabileceğim bir başka vatanı hayal bile edemediğim için onu çok sevdim ve ona bütün gücümle hizmet ettim. Yahudi olmamın bu duygular için en küçük bir engel çıkartabileceğini hiçbir zaman hissetmedim. İki savaş sırasında Fransa için canımı feda edecek şansım olmadı. En azından bütün içtenliğimle şunu söyleyebilirim : Tıpkı yaşadığım gibi iyi bir Fransız olarak öleceğim.” (Marc Bloch, l’Etrange Defaite (1946), Gallimard,coll. , 1990)
***
18 Mart 1941 tarihli vasiyetinde yukarıdaki satırları kaleme alan bu Marc Bloch da kim ?
Marc Bloch, 6 Temmuz 1886’da Lyon’da doğdu, 16 Haziran 1944’te Saint-Didier-de-Formans’da öldü. Alsaslı bir Yahudi ailenin çocuğu. Babası Lyon Üniversitesi’nde tarih profesörü. Kendisi de bir Fransız tarihçi (profesör aynı zamanda) ve direniş üyesi.
Tarihçi kimliğiyle, Lucien Febvre ile birlikte tarih yazımında XX.yüzyılı etkileyen “Annales Okulu”nun (1929) kurucusu. Tarihçiler bu okulun önemine gayet iyi bilirler.
***
Birinci Dünya Savaşı’na piyade çavuşu olarak katıldı. Yüzbaşı rütbesi ile terhis oldu. Adı dört kez ordu günlük emrine girdi, Savaş Haçı madalyası kazandı.
1939 yılında, ilerlemiş yaşına, çürük çıkmasına neden olan hastalığına ve kalabalık ailesine (6 çocuğu vardı) karşın, kendi tanımlamasıyla “Fransız ordusunun en yaşlı yüzbaşısı olarak” orduya katılmak istedi. Yardımcı hizmete alındı ama askeri okula gitmeyi kabul etmedi.
1940 yılında, Yahudi olduğu gerekçesiyle, işbirlikçi Vichy hükumeti tarafından kamu hizmetinden atıldı.
1943 yılında, Güney Fransa’nın da işgal edilmesi üzerine Direnme Örgütü’ne girdi ve Birleşik Direnme Hareketi’nin Lyon bölgesi şeflerinden biri oldu.
8 Mart 1944 günü Gestapo tarafından Lyon’da tutuklandı, işkenceden geçirildi ve 16 haziran günü kurşuna dizildi.
Strasbourg İnsan Bilimleri Üniversitesi (Strasbourg II) 1998’den bu yana Marc Bloch Üniversitesi adını taşıyor.
Haziran 2006’da, tarihçiler kemiklerinin Pantheon’a taşınması için bir bildiri yayınladılar.
***
57 yıl süren kısa hayatının 10 yılı iki savaşın bunalımı ve hayhuyu içinde geçti. Geriye kalan süre içinde tarih alanında yaptığı çalışmalarla ölümsüzler arasına girdi. Kemikleri Pantheon’a taşınırsa bir başka ölümsüzlük kazanacak.
Peki ben durup dururken neden Marc Bloch’u gündeme getirdim ?
Ulusal devletin, Türk ulusunun, ulusal kimliğin, ulusal bilincin, ulusal çıkarların, ülke bütünlüğünün, yurttaş ve vatandaş bilincinin tartışıldığı, Cumhuriyet ve ilkelerinin zaman zaman alaya alındığı ve her türlü sapkınlığın demokrasi yanılsamasıyla alkışlandığı bir dönemde Marc Bolch’tan daha uygun “ders konusu” olabilir miydi?