MECLİS’İN ÜZERİNDE HUKUK VE DEMOKRASİ VAR

Benim yaşımda olanlar, Demokrat Parti ile AKP, Adnan Menderes ile Recep Tayip Erdoğan arasındaki benzerliklerin giderek çoğalmaya başladığını gözlemliyorlar: Aynı çoğunluk megalomanisi, aynı Meclis diktatoryası, aynı Meclis-Hükümet-Çankaya özdeşleşmesi, Yargı Erki’ne karşı aynı husumet, Üniversite’yi küçümseme !..
Burada, dostum Şevket Çizmeli’nin “Menderes, Demokrasi Yıldızı ?” (Arkadaş Yayınları) adlı kitabını bir kez daha anımsatmak istiyorum. Fırsat çıkmışken, Başbakan’a, Şevket Süreyya Aydemir’in “Menderes’in Dramı”nı (Remzi Kitapevi) okumasını salık vereceğim. Siyasetçiler “Ne oldum !” demeyle başladıkları anda ilkin kendileri için tehlikeli olmaya başlarlar. Çapsız siyasetçiler de bunalmaya başladıkları andan itibaren, Burhanettin Kuzu gibi, “Rektörler amuda kalkmasın!” (Hürriyet, 01.02.08) türünden sabukmalar saçar.
***
Demokrasiyi de anlamıyorlar, saptırıyorlar ! Yüzde 47 oy ile sağlanan Meclis çoğunluğu, yönetim arabasını kimin süreceğini belirler ama bu yönetimin mutlaka demokratik olacağını garanti edemez. Dünya tarihinin mezarlıkları ve çöplükleri bu garantisizliğin örnekleriyle dolu : Bu örneklere demodiktatorya, seçilmişler diktatörlüğü adı veriliyor.
Hükümet yandaşı besleme basın demokrasi havariliği yapıyor memleketin tuluat tiyatrosunda: “Başsavcı’ya ortak tepki : Meclis’in üstünde hiçbir güç olamaz!” (Zaman,19.01.08) Elbette var : Hukuk, hukuk devleti, demokrasi ! Genel olarak hukuku umursamayan, hukuk devleti olmanın gereklerini yerine getirmeyen, demokrasiyi demirkıratsiye dönüştüren Yönetim (Yürütme), Meclis’i (Yasama) şamar oğlanı haline getirir. Sonra da pohpohlar onu : Meclis’in üzerinde hiçbir güç olamaz !
Daha önce yazdığım şeyleri bir kez daha tekrarlayacağım : Yasama ve Yürütme erklerinin işlerini Yargı denetler. Bu onun Anayasal hakkıdır. Şimdi bir adım daha atarak tanımı pekiştirelim : Yargı erkinin Yasama ve Yürütme erklerinin işlerini denetlediği, Yasama ve Yürütme erklerinin Yargı erkine müdahale edemediği rejime demokrasi denir.
***
Yeni Şafak (20.01.08), iktidar silahşörü öğretim üyelerinden fetva alıyor: “Yargı varolan hukuk kurallarına göre karar verir. Hukuk kurallarını ise yasama organı belirler. Danıştay’ın mantığından hareket edersek yasama organının ne Anayasa’yı ne de kanunları değiştirmesi söz konusu olamaz… Böyle mantık olur mu ? Bundan sonra TBMM yargıya mı soracak Anayasa’yı değiştirmek istiyoruz, şu kanunu değiştirmek istiyoruz bize izin verir misiniz diye. Yasama organını feshedelim o zaman !” Bu fetvayı Prof.Dr.Yavuz Atar veriyor. Bu mantığın sonu Yargı Erki’nin düşman, hasım ilan edilmesine varır. Ve çoktan vardı. Yavuz Atar’a göre, yasa çıkarma tekelini kullanan Yasama, Yargı’nın denetim hakkını elinden alabilir. Gerçekten alabilir de. Ama böyle bir rejime demokrasi denmez zaten. Alın size “Adnan Menderes” kafalı bir medrese müderrisi !.
Adnan Menderes de 31 Aralık 1956 günü DP Meclis Grubu’nda şöyle konuşuyordu : “Ondan sonra üniversite kalkar ‘Ben Meclisi murakabe edeceğim’ der. ‘O Büyük Millet Meclisi ise ben de üniversiteyim’ der. Hani o ‘Ayşe hanım Ayşe hanımlığını bilsin, benim de Fatma olduğumu unutmasın’ gibi cumbadan cumbaya söz atışlar.” (Ş.Çizmeli, S.673)