MEDICE, CURA TE IPSUM

Latinler herkese akıl veren ama kendisi akıl kıtlığı çeken kimselere “Medice, cura te ipsum!” (“Doktor, sen kendini iyileştir”) derlerdi.
Ecnebilerin, Yargıtay Başsavcısı’nın açtığı davaya karşı gösterdikleri tepkileri okurken, her seferinde, “Medice, cura te ipsum!” demek zorunda kaldım.
***
Bütün düğünlerimizin kamberi, Avrupa Parlamentosu Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı ve Zaman gazetesi yazarı Joost Lagendijk hazretleri buyuruyor: “Şok içerisindeyim. Böyle bir davayı ciddiye almakta zorlanıyorum. Bir hakim nasıl böyle bir sonuca ulaşabilir, anlayabilmiş değilim. Bu 21.yüzyıla uyum sağlayamayan eski bir zihniyeti temsil ediyor. Adalet kurumlarından böyle bir karar çıkması çok şaşırtıcı. Türkiye’nin acilen yeni bir hakimler, savcılar, hukukçular nesline ihtiyacı var. Bu her halükarda Türkiye için kötü bir haber. Türkiye’nin Avrupa’daki imajına darbe vuracak. Umuyorum ki hakim hemen reddedecektir davayı !” (Stargazete, 15.03.08)
***
Avrupa Birliği’nin çarıklılarından Ria Ruijten-Oomen (AP Türkiye Raportorü) konuşuyor: “Bu tamamıyla delilik. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. İnanamıyorum. Hayatımda bir devlet savcısının yapmak istediklerini icra etmek için siyaseti kullandığına şahitlik etmedim. AK Parti demokratik yollarla seçilmiş, kanunları Meclis’in çoğunlunun desteği ile çıkarmış bir parti. AK Parti’nin laiklik karşıtı kanun çıkardığına, faaliyette bulunduğuna şahitlik etmedim. Savcılar bu tür davalarla kendilerini komik duruma düşürüyor. Bu dava benim de raporumda işaret ettiğim gibi yargının acilen derinden ıslah edilmesi gerektiğini bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.” (Stargazete, 15.03.08)
***
Bu iki örnek Avrupa Birliği yönetici kadrosunun kafasının içindeki bataklığın topoğrafyasını yansıtıyor. “Bre Allahsızlar !” diyeceğim bir Mersinli olarak, “Siz ne zamandan bu yana Türkiye’de gerçek ve kalıcı demokrasiyi savundunuz ? Ne zaman yargı bağımsızlığını, çalışanların sendikal haklarını savundunuz ? Demokratik yollarla seçilmiş bir meclisin çıkardığı her yasanın demokratik olduğunu, anayasaya aykırı olmadığını nereden biliyorsun ? “Laiklik karşıtı eylem”de bulunmak için ille de yasa mı çıkarmak lazım, laiklikle çelişen uygulamalar yaparsın, arkadan dolanıp puan alırsın !
Benim canımı sıkan şu : Kendi şalvarlarını toparlamaktan aciz Avrupa Birliği çarıklı erkânıharplerinin bize akıl vermeye kalkışmaları. Bizim onların cılkı çıkmış akıllarına ihtiyacamız yok. Eleştirilmesi, suçlanması gereken, yasal görevini yapan Yargıtay Başsavcılık kurumu değil, fakat tek parti diktatoryası düşleri gören AKP iktidarı ve AKP’nin rejisörü Avrupa Birliği !.. Ancak ABD ve Avrupa bu gerçeği kavrama düzeyinin çok altında duruyorlar. Bütün geri zekalılar gibi ya da bizleri geri zekalı sanan kimseler gibi, bize, halkın oyundan, yüzdelerden falan söz ediyorlar. “Bre hokkabaz”, demokrasiyi basit oya, yüzdelere indirgerseniz, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, iktidarlar onu tuvalet kağıdı sanmaya başlar !