MENDERES’TEN GÜNÜMÜZE KALAN

14 Mayıs 1950 ve 19 Mayıs 1919 ! Bu iki tarih demokrasi yazılarımın içine kendiliğinden düştü. Demokrasi ile demirkıratsiyi birbirine karıştıran kimileri 14 Mayıs 1950’yi demokrasinin ve halk egemenliğinin başlangıcı sayarlar. Demokrasiyi Cumhuriyet devrimlerinden ayrı tutmayanlar ise 14 mayısı Karşı Devrim’in başlangıcı kabul ederler.
Bu Karşı Devrim tanımlaması kimilerini çok tedirgin eder, dahası kızdırır. Bunların en gizli mürtecileri ise Karşı Devrim tanımlamasını sarakaya alırlar.
Benim işim betimlemek (tasvir etmek), tanımlamak ve tanıklık etmek.
***
1923 Cumhuriyeti’ni şunu yapmadı – bunu yapmadı diye yerin dibine sokanların, ne hikmetse aynı soruyu 14 Mayıs 1950 – 27 Mayıs 1960 arasında hüküm süren Demokrat Parti iktidarına sormak akıllarına ya da işlerine gelmez.
1923 Cumhuriyeti faşizme özendi, diktatörlüğe özendi diye mangalda kül bırakmayanlar, Adnan Menderes’in Demokrat Partisine Cumhuriyet’i neden Avrupa demokrasileri düzeyine çıkarmadı, sormazlar. Yüzde 50’den fazla oy almıştı, milletvekillerinin yüzde 80-90’ına sahipti, çağdaş demokrasiyi kurması için, bu demokrasinin kurumlarını getirmesi için bir engel mi vardı ? Tek başına iktidardaydı “İspat hakkı İsmayıl Hakkı!” tekerlemesiyle vakit geçiriyordu. Sol ya da liberal ayaklarına yatan aynı zevat, DP’yi savunmak için, “Ne de olsa CHP’nin bir fraksiyonu” derler. Yaptıkları, budalalık fiyakasından başka bir şey değildir.
***
14 Mayıs 1950 günü 13,5 yaşında bir Demokrat Parti hayranıydım! Mersin’in Arslanköy kadınları 1946 seçimlerinde elde silah seçim sandıklarını CHP militanlarına ve jandarmaya karşı korudukları zaman 10 yaşındaydım. Olanları çok iyi hatırlıyorum.
Her türlü sağın Cumhuriyet’e, Demokrasi’ye ve Halk’a halk ve demirkıratsi adına nasıl ihanet ettiklerine 56 yıldır tanıklık ediyoruz. İhanet’in başlangıç tarihi 14 Mayıs 1950’dir. 1950’den önce iktidardan uzak olduğu varsayılan halk o tarihten sonra da iktidar olamamıştır.
Halkın yerine laçkalık, ikiyüzlülük, soygunculuk ve irtica egemen olmuştur.
***
Cumhuriyet devrimlerini “halka mal olmuş devrimler”, “halka mal olmamış devrimler” diye ikiye ayırmak ne demek? Cumhuriyet devrimcisi halka mal olmamış devrimler varsa bunlardan vazgeçmez, halka benimsetmeye çalışır. 27 yıl bir Devrim için nedir ki!..
Adnan Menderes kendi keyfine göre bir sınıflandırma yapıyor ve halka mal olmadığı varsayımı ile din reformunu ve laikliği irticanın kemirmesine sunuyordu.
Başlattığı ekonomik devrim (!) ise ciddi bir eleştiriye dayanamaz. Haydi ekonomistler şu karayollarını ve USAID’nin etkilerini bir değerlendirin.
***
Adnan Menderes’in Cumhuriyet devrimlerine indirdiği darbelerden biri de laikliğin tanımına “din ve vicdan özgürlüğü”nü eklemesidir. (“Din ve vicdan özgürlüğünün teminatı laikliktir” safsatası). Oysa, din ve vicdan özgürlüğü ve bunun eyleme yansıması olan ibadet ve inançları açıklamaya ilişkin haklar Anayasa’nın Temel Haklar ve Özgürlükler faslında yer alırlar.
Laiklik, kendi (laiklik) karşıtlarının garantisi değildir. Laiklik, dinlerin baskısına karşı bireyi ve toplumu koruyan bir felsefe ve politikadır. Adnan Menderes laikliğin, dolayısıyla Cumhuriyet ve demokrasinin temellerini dinamitlemiştir. Ve İdris Küçükömer’in bu parti için yazdıkları bir “Aşırı Yorum”dan başka bir şey değildir.
(Bu konuya tekrar döneceğim.)