MERKEZ SAĞDAN TARİHİ UYARI

“Cumhuriyet ve demokrasinin ilke ve kurallarının, bu kuralların yarattığı çağdaş gündelik yaşamın devamı ve korunması DYP ve ANAP’ın evrensel merkez sağın ilkelerini benimsemesine ve bu ilkelere uygun politik davranış göstermesine bağlı. Bunlar hiçbir şeyi umursamıyorlar diyelim, ancak yalnızca cumhuriyetçi laik demokratların değil kendilerinin de büyük bir kesiminin gündelik yaşamları tehdit ve tehlike karşısında bulunuyor.”
Yukarıdaki satırları 1997 yılının nisan ayında yazdım. Tam on yıl önce ! Yazı “Merkez Sağın Trajedisi” başlığı altında, Varlık adlı edebiyat dergisinin Mayıs sayısında yayınlandı. Şimdi “Mahşerin Üç Kitabı” (Doğan Yayıncılık, S.335-342) adlı kitabımda yer alıyor.
O sıralar bu türden yazılarımı edebiyat ve sanat dergilerinde yayınlıyor ve merkez sağın İslami ve şoven akımlardan kendini arındırması ve cumhuriyeti savunması gerektiği uyarısında bulunuyordum. Çünkü evrensel merkez sağın en önemli özelliği “demokratik, laik ve sosyal hukuk devletini” içeren bir cumhuriyetçilikti, cumhuriyetçiliktir. Merkez sağ uzun yıllar boyunca ne yazık ki bunu kavrayacak durumda değildi. Süleyman Demirel de ancak Cumhurbaşkanı olunca bu gerçeğin bilincine varmıştı.
***
Dün, değerli dostum Ufuk Söylemez, “Merkez Sağın Devlet ve Siyaset Adamlarından Tarihi Uyarı” başlıklı bir siyasal manifesto gönderdi. Manifestoyu DP (Demokrat Parti), AP, DYP, ANAP ve MHP kökenli parlamenterler imzalamış. 5 eski TBMM Başkanı, 39 eski Bakan ve 43 eski milletvekili. Toplam 87 eski parlamenter.
Aralarından sadece İsmet Sezgin’i, İmren Aykut ve Ufuk Söylemez’i şahsen tanıyorum.
Bu gün içinde bulunduğumuz durumdan sorumluluk payları olan 87 insan ! Şimdi geçmişi başlarına kakacak değilim. Ancak yayınladıkları bildirinin günümüz merkez sağ parti ve politikacılarına ilham vermesini temenni ediyorum. Bildiriden bazı alıntılar yapacağım:
***
“Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin politik hesaplarla yapılmak yerine Türkiye genelinde, kamuoyunda ve parlamentoda uzlaşma sağlanarak yapılması…”
“Herkes bulunduğu yerin ve yüklendiği görevin sorumluluğunu bilmelidir. Bu sorumluluklar içinde herkesin herkesi uyarmaya hakkı vardır. Laik, Demokratik ve Sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne, Cumhuriyetimizin temel değerlerine vatan, millet, devlet bölünmezliğine sahip çıkmak herkesin, her kurumun asli görevidir. İnanıyoruz ki gelecekte tartışmalara konu olmayacak bir Cumhurbaşkanı karakterini bu millet bin yıllık devlet geleneğinden çıkartacaktır.”
***
87 eski parlamenter yazmamışlar ama AKP içinde Cumhurbaşkanı olacak nitelikte birinin bulunmadığını, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanın Caligula ve Neron üslubuyla seçilemeyeceğini kibarca ilan ediyorlar. Demek ki dokuz canlı Cumhuriyet ölmemiş !
Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı olması hiçbir şeyi değiştirmez. Seçilirse, Cumhuriyet ile sorunu olan bir başkası Çankaya’ya çıkacak. Cumhuriyet’le uzlaşmamış, uzlaşmayla seçilmemiş biri orada rahat edemez !