MERSİN KAYATEPE İLKOKULU

Aşağıya koyduğum siyah-beyazdan renklendirilmiş fotoğraf 1946-1947 ders yılında, Mersin’in  Mesudiye Mahallesi’nde bulunan Kayatepe ilkokulunun avlusunda çekildi. Çalışma odamı düzenlerken evrak-ı metruke arasında çıktı. Sanırım,  2000 yılında, bu fotoğrafta bulunan, arkadaşım Özcan Eroğlu vermişti. Bizim sınıftan şu anda görüştüğüm tek arkadaşım.

ÖZDEMİR KAYATEPE
Mersin Kayatepe İlkokulu, 4.sınıf öğrencileri, 1946-1947 ders yılı.

 Mekan: Kayatepe İlkokulu’nun avlusu. Arkada sundurmanın altında çeşmeler var. Okul binası size göre solda, sizin solunuzda. Görünmüyor. Arkada görünenler, mahalle evleri ve çatıları.

Okulun öğrencileri, Osmaniye, İhsaniye, Mahmudiye ve Mesudiye mahallelerinden geliyorlardı.

Saydım ve yanlış saymadıysam fotoğrafta 44 dördüncü sınıf öğrencisi var. Bunların 25’i kız, 19’u erkek. Demek ki bizim sınıfta kızlar erkeklerden fazlaymış,

Fotoğrafa baktım, benimle aynı sırada oturan Işık Merzeci’yi tanıyamadım. Daha doğrusu bulamadım. Bizim futbol takımının kalecisi Aysel Akbay’ı da bulamadım ama sarışın kızlardan biri.

Fotoğrafın en arka sırasında, soldan ikinci kişi, öğretmenimiz Kadriye Toksözlü. Beşinci sınıfta da bizi okuttu.

Bana gelince: Önde oturan kızların arkasındaki sırada, (size göre) soldan üçüncü çocuk. Solumda Sinek Turhan (Tunçkıran) var. Onun yanındaki (galiba) Fuat Umar. En arkadaki en uzun boylu kızın adı Gülşen. En arkada, öğretmenin sağında duran da galiba Koca Kafa Avni. Avni’yi de 2000 yılında gördüm.  Şimdi rahmetli oldu. Fotoğraf çektirdik birlikte: Özcan, Avni ve ben. Celal Soycan’ın “Mevsimsiz Şair: Özdemir İnce” (Dünya Kitap) adlı kitabında bu fotoğraf var.

Bu fotoğrafı şu nedenle yayınladım: Bizim sınıfın bilgi düzeyi 1944 yılında kesinlikle dünya düzeyinde idi. Her dersten bütün dünya ile sınava girebilirdik. Tarih ve coğrafyada ben, aritmetikte sinek Turan dünyanın tozunu attırabilirdik. Kızların kafalarında en küçük bir hurafe yoktu. Kaç-göç zaten yoktu. Sıralarda karışık okururduk. Bizim takımın kalecisi Aysel Akbay hakkında, ölümünden sonra Hürriyet gazetesinde “Aysel Akbay Öldü” diye bir yazı yazdım. Kızlarından biri bana mesaj göndererek teşekkür etti. “Annem ilkokuldan sonra okumadı ama çocuklarının hepsini üniversitede okuttu. Tam anlamıyla bir cumhuriyet kadınıydı” diye yazdı.

Okulun elli metre aşağısında Cami-i Şerif vardı. Şimdi de var. Minaresinden  Türkçe ezan okunurdu ve mahallenin Müslümanları beş vakit namaz kılmaya giderdi. Kimse Türkçe namaz davetini din dışı saymazdı.

Okulda, Galileo Galilei’yi ve Darwin’i öğrenmiştik. Hiçbir veli okula gelip “Benim çocuğuma zındıklık öğretemezsiniz!” demedi. Demezdi. Herkes orucunu tutardı, fırınlardan susamlı Ramazan pidesini alırdı. Savaş sırasında galiba Hacc’a gidilmezdi. Yanlış hatırlıyor olabilirim.

1946 yılının Müslümanları, günümüzün AKP Müslümanlarına göre som altındı. Katkısızdı. Saydamdı. Cumhuriyetçi ve yurtseverdi. Günümüzde cumhuriyetçi olmadan yurtsever olmak mümkün değildir efendim. Ve Bay Başyüce bey!

Şu anda okullarda 1946-47 yılının öğretim anlayışının 180 derece tersine bir anlayış ve müfredat uygulanıyor. Yani Devrim Yasası Öğrenim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) Anayasa ve yasalara karşın uygulanmıyor. Yani Anayasa ilga ediliyor. Bu suçtur.

Seçim dolayısıyla televizyonlarda, gazetelerde AKP’nin eğitim-öğretim uygulamalarını eleştirenler en fazla 4+4+4 yasasından söz ediyorlar ama Tevhid-i Tedrisat’ı ağızlarına almıyorlar. Bunlar arasında akademisyenler, kıdemli ve yeni siyasetçiler var.

MHP’lilerin ve  milletvekillerinin Devrim Yasaları’na sahip çıkmamalarını anlayabiliyorum. Çünkü onların AKP’lilerden pek farkları yok. İkisi de Komünizmle Mücadele Derneklerinden ve Türk-İslam sentezinden geliyorlar. MHP’nin milliyetçiliği Cumhuriyet Milliyetçiliği değil, Meşrutiyet milliyetçiliği… Cumhuriyet laikliğini de pek benimsemiş sayılmazlar. Ama CHP’lilerin ve  milletvekillerinin ve aday adaylarının Tevhid-i Tedrisat’tan habersiz olmalarına ne demeli? Aralarında güya sadık okurlarım  da var.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (Öğrenim Birliği Yasası) Cumhuriyet’in orta direğidir, bu yasa çıkmasaydı, Cumhuriyet ilan edilemezdi.

Bu kadar cehalet ve bilinçsizlikten sıkıldım artık.

Özdemir İnce

18 Mart 2015

“MERSİN KAYATEPE İLKOKULU” üzerine bir düşünce

Yorumlar kapalı.