MEŞRU VE GAYRI MEŞRU

Bu yazıyı yazmaya oturmak için günlerdir kıvranıyordum. Ve bu sabahın erken bir saatinde, insanların yaptıkları işler birbirlerini tamamlayan tutarlı bir parçalar  bütünüdür kuralı (böyle bir kural yoksa ben uydurdum) beni düzlüğe çıkardı. Herkül Millas ile birlikte Konstantinos Kavafis’ten Türkçeye çevirdiğimiz “Duvarlar”[i]  şiiri geldi aklıma.

Şiiri okurken Türkiye’yi, konuşan öznenin Türkiye olduğunu düşünün ve birinci dizede bir tek sözcüğü değiştirin: “Fesat çevirerek, pusular kurarak, acımadan, utanmadan” yapın ve şiiri okuyun ve  sıra “Ah, önceden farketmedim örülürken duvarlar” dizesine gelince durup uzun uzun düşünün: Siz Türkiyesiniz, Türk halkısınız!

 DUVARLAR

Düşünmeden, acımadan, utanmadan

kocaman yüksek duvarlar ördüler dört yanıma.

 

Ve şimdi oturuyorum böyle yoksun her umuttan.

Beynimi kemiriyor bu yazgı, hep bu var aklımda;

 

oysa yapacak bunca şey vardı dışarda.

Ah, önceden farketmedim örülürken duvarlar.

 

Ama ne duvarcıların gürültüsü, ne başka ses.

Sezdirmeden, beni dünyanın dışında bıraktılar.

(1896)

***

Şiiri okudunuz mu? Okudunuz! Şimdi, yazınıın iskeletini oluşturacak kavramlara [ii]geçebiliriz:

LEGAL : Yasal

İLLEGAL: Yasal olmayan

LEGALISME (Fr. Tanrıbilim) : Tanrı buyruğuna titizlikle uyanların tutumu… Tanrısal yasalara uymayanları hoşgörüyle karşılayan Laxisme’le karşıt anlamlıdır. Tanrı yasalarına titizlikle uyanlara ve uyulmasını savunanlara légaliste, karşı tutumdakilere de laxiste denir.. Bk. Yasalılık.

LEGALITE: Yasalılık

LEGITIME: Yasalı

MEŞRÛ : Yasal, Doğru

MEŞRÛİYET: Yasalılık

YASAL (Os. Kanûnî, Şer’î; Fr. Legal, Al. Gesetzlich, Legal; İng. Legal, İt. Legale) Yasaya değgin… Yasayla ilgili olanı dile getirir. Ya­salı (Os. Meşrû, Fr. Légitime) deyimiyle an­lamdaş olarak da kullanılıyor. Yasal deyimi, yasaya uygun olan anlamında da kullanılmaktadır. Bk. Yasa, Ya­salı, Yasallığa aykırı, Yasallığa aykırılık, Ya­sallık, Yasallaştırma.

YASALI (Os. Meşrû, Şer’î, Muhik, Mâkûl, Tabiî; Fr. Légitime, Al. Legitim, İng. Legiti- mate, İt. Legittimo) Çoğunlukla onaylanan… Yasal (Os. Kanûnî, Fr. Legal) deyimiyle an­lamdaş olarak da kullanılıyor. Sözcüğün Arap­ça karşılığı, tanrı buyruğuna (şeriata) uygun olanı dile getirir. Bu anlam, zamanla, dinsel anlamdan hukuksal anlamına dönüşmüştür. Di­limizdeki kullanımında, çoğunluğun doğru ve haklı bulduğu şeylere de meşrû denir. Bk. Yasal, Yasaklık .Yasalılığa aykırı, Yasalılığa aykırılık, Yasaklaştırma.

[Önemli Not:  Çağının çağdaşı laik ülkelerde yasallık ve meşruiyet artık kaynağını Tanrı’dan ve dinden  almamaktadır. “Di­limizdeki kullanımında, çoğunluğun doğru ve haklı bulduğu şeylere de meşrû denir” tanımı da artık geçerli değil. Çünkü  çoğunluk yasal ve meşru olmayanı beğenip savunabilir.Ö.İnce]

YASADIŞI (Os. Lâkanûnî, Bilânizâm; Fr. Anomique, Al. Anomisch, İng. Anomic, İt. Anomico) Yasanın ve düzenin bulunmadığı durum… Yasadışı deyimi, dilimizde yasallığa aykırı (Os. Gayrı kanûnî, Fr. illegal) anlamında da kullanılmaktadır. Bk. Yasadışılık, Yasallığa aykırı.

YASADIŞILIK (Os. Lâkanûniyet, Fıkdânı nizâm; Fr. Anomie) Yasasız ve düzensiz olanın niteliği… Türk Dil Kurumunca nomsuzluk deyimiyle dilegetirilmiş ve Türkçe Sözlük’te şöyle tanımlanmıştır: «Yasa yokluğu, örgütsüzlük, düzen bulunmama durumu.»

YASALILIĞA AYKIRI (Os. Gayrı meşrû, Fr. Illégitime) Çoğunlukça onaylanmayan… [Bu anlam artık geçerli değil.Ö.İnce]Ya­salı deyiminin bütün anlamlarında karşıtıdır. Yasaya aykırı deyimiyle dile getirildiği gibi yasallığa aykırı (Os. Gayrı kanûnî, Fr. illegal) deyimiyle anlamdaş olarak da kullanılıyor.

YASALILIK (Os. Meşrûiyet, Fr. Légitimité) Çoğunlukça onaylananın niteliği… [Bu anlam artık geçerli değil.Ö.İnce] Yasallık (Os. Kanûniyet, Fr. Legalite) deyimiyle anlam­daş olarak da kullanılıyor.

YASALLIĞA AYKIRI (Os. Gayrı kanûnî, Gayrı nizâmı, Gayrı şer’î; Fr. Illdgal, Al. İng. illegal, İt. illegale) Yasaya uygun olmayan… Yasadışı (Os. Kanun hârici, Fr. Hors la lois) deyimiyle anlamdaş olarak da kullanılıyor. YASALLIK (Os. Kanûniyet, Fr. Legalite, AL Legalitaet, Gesetzlichkeit, Gesetzmaessigkeit;. İng. Legality, İt. Légalité) Yasaya uygun ola­nın niteliği… Yasallık (Os. Meşrûiyet, Fr. Légitimité) deyimiyle anlamdaş olarak da kullanılıyor. Hukuk deyimi olarak, yasalara’ uymayı dile getirir.

***

Felsefe Ansiklopedisi’nden bunca alıntı yapmaya belki gerek yoktu. Ama “Meşru” ve “gayrı meşru”nun tarihsel ve geleneksel damardan gelen anlamının AKP kullanımındaki yerini göstermek istedim: Başta Başyüce olmak üzere AKP’nin ortak aklında (!) “meşru” kaynağını Tanrı’dan ve dinden alan, çoğunluk tarafından onaylanan “şey”dir. İşte bu nedenledir ki bütün gayrı meşru işlerini, vurgun ve soygunlarını kazandıkları seçimlerle aklamaktadırlar. Ancak bu, gücünü anayasa ve insan yapımı yasalardan alan “yasallık” ilkesine göre antidemokratik ve çağdışı bir anlayıştır. Dikkat buyurun: Yasaya ve ahlaka aykırı işlerini savunamaz duruma geldikleri zaman “Çoğunluk bizi seçiyor!” derler. Demek oluyor ki: Yasaya ve ahlaka aykırı işler yapan AKP’ye oy veren seçmen de meşru bir seçmen değil. Demek ki bu seçmen yasal hakkını kullanırken meşru ve ahlaklı değil.

“Anayasa ve yasalara uygun olan yasaldır, meşrudur!” demek de her zaman doğru değildir. Bir devletin anayasası ve yasaları evrensel ölçülerde  demokratik değilse evrensel yasallık ve meşruiyet de söz konusu olamaz. Bu nedenle demokratik olmayan ortam ve ekolojilerde “Yasallık” da tehlikeli bir kavramdır.

Bizim konumuz AKP partisi, AKP hükümetleri ve AKP’nin ebedî şefi (!) Başyüce olduğuna göre, bunların yasal (meşru) olup olmadıklarını mevcut anayasaya göre değerlendireceğiz. Ama biz önce Kavafis’in iki dizesini hatırlayalım:

“Ama ne duvarcıların gürültüsü, ne başka ses. / Sezdirmeden, beni dünyanın dışında bıraktılar.”

Türkiye’nin durumu biraz karışık. Türkiye’nin başına çorap örüldüğünü 28 Şubat döneminde televizyonlarda gösterilen videolar  haber veriyordu? Fethullah Gülen, müritlerine devlet kurumlarını, mülkiyeyi, adliyeyi, askeriyeyi, maliyeyi, mektepleri ele geçirin ve tam anlamıyla güçlenmeden ortaya çıkmayın diye talimat veriyordu. Bu talimatlar durmadan verilirken, Milli Görüş’ün Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Milli Nizam, Refah ve Fazilet partilerinin Cumhuriyet’i yıkmaya yeminli mensupları Fethullah Gülen ile işbirliği içindeydi. Fethullah Gülen’in yanında ve çevresinde pusuya yatmışlardı. Önemli olan devlet kurumlarını ele geçirmekti. Ve bu operasyonu öncü kuvvet olarak Fethullahçılar yapabilirdi. Ancak bu pusudan (AKP’nin kurduğu pusudan) ne Türkiye’nin  ne de Fethullah Gülen’in haberi vardı. Fethullah Gülen ve Milli Görüş kuvvetleri çaktırmadan birbirlerini maşa olarak kullanıyorlardı. Gelecek hesapları  yapan Fethullah Gülen her yerde iktidar hazırlığı yapıyordu ve bu hesapla parti olarak kuruluşundan itibaren AKP’nin emrine girdi. AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte onun adına hükümet kadrolarını, mektebi, adliyeyi, mülkiyeyi, bir ölçüde askeriyeyi ele geçirdi. Askeri vesayetten kurtulma ayaklarıyla, TSK’yı yıkma operasyonlarında AKP ile Fethullah cemaati suç ortağı idiler. Başbaşkan R.T.Erdoğan kendisini TSK mensuplarına karşı açılan davaların savcısı olarak ilan ediyordu.

Bildiğiniz şeyleri tekrarlamanın gereği yok. Ama şunu belirtmek zorundayım: AKP ve Fethullah Cemaati’nin ortaklığı Cumhuriyeti yıkmak fesadına (la conspiration) dayanıyordu.

Ama Cumhuriyet yıkılmadan ortaklık sona erdi ve AKP’nin Fethullah Cemaati’inden kurtulmak operasyonu başladı. Fethullah Gülen, acele etmiş, kendi tavsiyelerini aksine, civcivler yumurtadan çıkmadan kuluçkadan kalkmıştı. Belki de R.T.Erdoğan,  Fethullah Hoca/yı tongaya bastırmış ve telaşa kapılmasını sağlamıştı.

AKP, şu anda, gayrı meşru ilan edip ezdiği Fethullahçılık kadar, gayrı meşru bir oluşumdur:

Adalet ve Kalkınma Partisi kapatma davası (Vikipedi’den):

[Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya‘nın, AK Parti‘nin “laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle, partinin kapatılması ve ilgili dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dahil 71 kişinin 5 yıl süre ile siyasetten uzaklaştırılması istemiyle hazırladığı iddianame Anayasa Mahkemesi‘ne 14 Mart 2008’de sunulmuş olup, Anayasa Mahkemesi iddianameyi 31 Mart 2008 günü kabul etmiştir. 16 Haziran günü Adalet ve Kalkınma Partisi esas hakkindaki savunmasını vermiştir.  30 Temmuz 2008 tarihinde kamuoyuna yapılan açıklamada, partinin temelli kapatılmaması, fakat hazine yardımının belirli bir oranda kesilmesi kararına varılmıştır. 6 üye kapatılması, 5 üye kapatılmaması yönünde oy kullanmışken, hazine yardımının kesilmesi hakkındaki oylamada 11 üyenin 10’u kesilmesi yönünde oy kullanmıştır.]

Yeryüzünde eşi-benzeri olmayan bir dava. Acaba Anayasa Mahkemesi, Fethullah Gülen’in talimatlarına uygun olarak, müritleri tarafından ele geçirilmiş olabilir miydi?

SONUÇ OLARAK: Türkiye Cumhuriyeti’nin her kurumunun (TBMM, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlıklar, bürokrasi, siyasal partiler) meşruiyetinin, yasallığının kaynağı Türkiye Cumhuriyeti’nin yürürlükteki anayasasıdır.

Buna göre: Anayasa’yı rafa kaldırdığını söyleyen, kaymakamlara mevzuata uymamayı tavsiye eden  Başyüce R.T.Erdoğan başta olmak üzere, AKP partisi ve hükümetleri gayrı meşru ve yasa dışıdır. Ama ne yazık ki bu kaos, bu anarşi ve terör durumunu sona erdirmek için yeterli sayıda meşru ve ahlaklı seçmen yok!

Kovboy filmlerinden hatırlarsınız: Kasaba halkı haydut çetesinden korkarsa, çeteyle işbirliği yaparsa kasabanın şerifi yalnız kalır. Vaziyetin durumu budur efendim, görüşlerinize arz ederim: Halk kutsal değildir, seçtiği iktidarın düzeyindedir.

ÖZDEMİR İNCE

23 Mart 2016

 

[i] Kontantinos Kavafis,  Bütün Şiirler,  Türkçesi: Herkül Millas, Özdemir İnce, Varlık Yayınları, 2.Baskı, 1998, s.102.

[ii] Orhan Hançerlioğlu, Felsefe Ansiklopedisi, Remzi Kitabevi, 1980