MHP İÇİN İNTERMEZZO YANİ ARA FASIL

 

008 Özdemir İnce

Lagaluga etmeden, yekten soralım: Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) cumhuriyetçi bir parti midir?

Lagaluga etmeden, yekten cevap verelim: MHP kesinlikle cumhuriyetçi bir parti değildir?

 

Ülkeyi işgaldan kurtarmak için savaşanlar  açtıkları devrimci yolda bir devlet kurmuşlardır ki bu devletin şekli cumhuriyettir. O halde bu ülkede cumhuriyet her şeyin üzerinde olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti halkçı ve devrimci bir devlettir; bir halk devletidir. Halk devleti olduğu için de demokrasiyi bulmalıdır, bulmak zorundadır (bulmalıydı, bulmak zorundaydı).

Bilmem anlatabilidim  mi?

***

Hatırlarsınız: MHP’nin güvenilmez bir parti olduğunu, yandaşlarının en azından yarısının CHP’den nefret ettiğini birkaç kez yazdım. VE bunu düşünerek, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ortak aday olarak ilan edilmesinden iki gün önce, CHP’ye MHP’den içine sinecek bir aday istemesini ve onu desteklemesini tavsiye ettim. CHP ve CHP’li gerçekten cumhuriyetçi ise böyle yapmalıydı. Ortak adayın ilanından sonra, oy vermeye gitmeyenleri bir yana bırakalım, CHP görevini yaptı.

MHP hakkındaki bu yazıyı araştırma yapmadan kafadan yazıyorum. Yazıyorum çünkü çağın bir tanığı olarak görünür olaylar hakkında bilgim var.

MHP, “komünizmle mücadele”  ideoloji üzerine kurulmuş, tek boyutlu, şartlanmış bir partidir.

MHP, kadrosu ve tabanı ile Necip Fazıl Kısakürek’in “Büyük Doğu” ideolocyasına bağlı bir partidir. Necip Fazıl “kafasında çizdiği bir strateji doğrultusunda MHP saflarına katılmıştır.” (Fatih Yaşlı, “Kinimiz Dinimizdir”, s.193)

MHP’nin milliyetçiliği 12 Eylül’e kadar Cumhuriyet’in “millici”liği ile ilişkisi bulunmayan “irrédentiste” (Anayurt dışında kalmış dil ve töre bakımından aynı olan halkın yaşadığı toprakları anayurda katma doktrinini benimsemiş kişi ya da kuruluş) bir milliyetçilik idi.

12 Eylül darbesinden sonra “Türk-İslam Sentezi”ni benimsedi ve ortaya tekbirci MHP’liler çıktı. Bu da Necip Fazıl ideolojisiyle örtüşmektedir.

1970’lerin MHP’si olsaydı, İŞİD’in kılıçtan geçirdiği Irak ve Suriye Türkmenlerini korumak için yeri-göğü inletirdi. Sadece kağıttan kaplan gibi kükremekle yetindi ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde 1 milyon 500 bin MHP’li, Türkmenleri İŞİD’in önüne av olarak atan R.T.Erdoğan’ı destekledi.

MHP’nin “Komünizmle Mücadele Cemiyetçi” antikomünizmi partisinin irredantist şartlanmasından kaynaklanmıştır ve CHP’nin “Ortanın Solu” programına karşı Adalet Partililer ve İslamcılarla birlikte “Ortanın Solu Moskova Yolu” diye bağırmıştır.

MHP cumhuriyetçi değildir, çünkü cumhuriyet devrimlerinin gerçek bir cumhuriyetçi gibi savunucu değildir. Gerçek bir cumhuriyetçi, kuruluş yasa ve amacına karşı geliştirilen İmam-Hatip okullarını savunmaz. Oysa MHP, ülkenin ulusal eğitimini İslamileştiren ve ortaöğretimi imam-hatipleştiren 4+4+4 yasasını sonuna kadar desteklemiştir.

AKP bir gün iktidardan uzaklaşır da iktidara CHP ya da gerçekten cumhuriyetçi yeni bir parti gelirse, bu partinin yapacağı ilk iş 4+4+4 yasasını yürürlükten kaldırmak ve yeterli sayıda imam-hatip okulu bırakarak geri kalanını laik liseye dönüştürmek olacaktır.

Böyle bir durumda MHP ister muhalefette olsun, ister iktidarın ortağı koalisyon partisi olsun bu girişime kesinlikle karşı çıkacaktır.

Bu nedenle, MHP’nin kendi “Çatı Adayı” projesine sahip çıkmamasını ve üyelerinin yüzde bilmem kaçının AKP adayı R.T.Erdoğan’ı desteklemesini anlamakta zorluk çekmeyiz.

CHP yönetimi “Denize düşen yılana sarılır” misalinden hareketle MHP’nin önerisini kabul eden gerçekçi CHP yönetimi, Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığını kabul ederek cumhuriyete hizmet etmiştir. Ve başarılı olmuştur. Ancak, gelecekte MHP gerçekten cumhuriyetçi olmadığı için CHP’ye karşı dostça davranmayacaktır. Çünkü MHP tabanı ile AKP tabanı arasındaki fark sigara kağıdı kalınlığından fazla değil.

***

EK OKUMA:

Aldı Necip Fazıl Kısakürek: “Ve işte ‘bildiri’de beklediğimi kaydettiğim güneş bombası patladı. Alparaslan Türkeş, 13 Mayıs günü “Türk Milletine Beyanname” başlığı altında kaleme alıp bütün ajanslar ve gazetelere gönderdiği ve milyonlarca nüsha bastırıp her tarafa yağdırdığı tarihî bildiri ile, takip ettiğim stratejiyi taclandırmış ve kendisini hilkatindeki altun mâdenin 24 âyarlık keyfiyeti içinde göstermiş oldu.”

ALPASLAN TÜRKEŞ

 

ALPASLAN TÜRKEŞ’İN “TÜRK MİLLETİNE BEYANNAME”Sİ

“MHP’nin lideri Alparslan Türkeş, 1977 seçimi eşiğinde nefsinin ve partisinin hesabını şöylece vermek mevkiindedir:

1  – Alparaslan Türkeş, yatalak bir idareye karşı, fikirsiz bir hareket saydığı 1960 ihtilâline, başta, sırf bir fikir yönü vermek ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin ihtilâli sömürmesine mâni olmak için katılmış fakat bu gidiş önlenemeyince uzak kalmış, Türk Milleti ve tarihinin ihtilâl kadrosuna biçtiği suçluluk dairesinin dışında kalmayı ve ibrasına nail olmayı şart bilmiştir.

2  – Alparslan Türkeş ve Parti’sinin dünya görüşü, ruhî muhtevaya bağlı milliyetçilik olarak metbûluğu (bağlı olunan) ruha ve tabiiliği milliyete veren bir anlayış içinde tek kelimeyle İslâm imanıdır.

3  – Alparaslan Türkeş ve Partisi, milliyetçiliği, içi kevserle dolu bir kâse şeklinde görür, ana kıymeti kâsede değil, kevserde bulur ve o kevserin nurunu ışıldattığı nispette kâseye değer verir.

4  – Alparslan Türkeş ve Partisi, bugün en keskin bunalımını yaşayan insanlığa yol gösterici istikamet oklarını, Kâinatın Efendisi’nce getirilmiş ruh ve ahlâk ölçüleri olarak ilân eder ve tasarılarını, hasretlerini, her şeyini bu inanç mihrakında toplar.

5  – Dostluk ve düşmanlık kutuplarımızı tâyinde kıstaslarımız şudur ki: Ferd, zümre, sınıf ve makam olarak her kim ve her ne olursa olsun, Hakk’ın düşmanları düşmanımız, Hakkın dostları dostumuzdur.

Türk Milletinin maruz bulunduğu derin bunalımın tarihî gelişmesi bakımından yöneticilerin Türk Milletinin dert ve ızdıraplarının sebeplerini teşhis edemediklerini, tedbir ve çarelerde revizyona tabi tutamadıklarını ve taklitçi kaldıklarını görüyoruz. Türk’ün ruh köküne inmeyen ve bağlanmayan her tedbirin temelsiz kalacağı inancındayız

1977 seçimlerinin eşiğinde, başta milliyetçi, mukaddesatçı Türk gençliği bulunmak üzere, Alparslan Türkeş ve Partisinin hüviyeti bu satırların ifade ettiği derin mânalardan ibarettir.”

ALPARSLAN TÜRKEŞ

MHP GENEL BAŞKANI

(Fatih Yaşlı, Kinimiz Dinimizdir, s.193-194)

Onu da  benim beyannamem takip etti:

NECİP FAZIL

NECİP FAZIL KISAKÜREK’İN “BEYANNAME”Sİ

M.H.P. Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in “Türk Milletine Beyannamesini okudum. Pılı-pırtı odalarının raflarında dizili, kapağı arkasına devrik ve içi boş, hattâ süprüntü dolu teneke konserve kutuları halindeki partiler arasında, bugünden itibaren MHP, nazarımda bambaşka bir mâna ve hüviyet sahibidir. Onu, müslümanlık ve Türklüğün gerçek hakkını vermeye namzet bir topluluk olarak anıyor ve canımın içinden selâmlıyorum. Bu beyanname, tâ Cava’daki mü’minle Amerika’daki zenci müslümana kadar bütün İslâm âlemini ihtizaza getirecek ve oluş dâvasını temellendirecek kıymette tarihî bir hâdisedir. İdeal yumağımızın her lifini içinde saklayan bir tohum… İslâm âleminin Türkiye’den beklediği zuhur ve tecellinin tohumu…

Türkeş beyannamesinde dört ana esası, bir binanın dört direği halinde vazetmektedir:

– 1960 gece baskınının sorumluları arasında değildir.

– Posa ve kabuk milliyetçiliğinden uzak ve ruhî muhtevaya tâbi mânada milliyetçidir.

– Başını dayadığı tek ruhî muhteva, yine tek kelimeyle ve bütün ölçüleriyle İSLÂM’dır.

– Son 150 yıllık taklit devremizin bütün sahtekârlıklarını tezgâhlayacak ve gerçek oluşu billûrlaştıracak bir tarih (revizyon)una taliptir.

Ne Mebus, ne Senatör, ne Bakan, ne şu, ne bu !.. Allah’ın bana biçtiği manevî makam ve memuriyeti bunlardan hiçbiri tercüme edemez. Bu bakımdan en canhıraş ihlâs ve hasbîlik kürsüsünden haykırıyorum: 40 yıllık mücadele ve yepyeni bir gençlik inşası hayatımda, bugün, bu beyannameden, bu beyannamenin sahibine ve partisine taktığı şeref ve mesuliyet bâzubendinden sonra, artık, emin olmaya yakın bir ümid nefesi alabilirim.

150 yıldır hergün biraz daha artıcı bir hasretle kurtarıcısını bekleyen Türk Milletine “beklediğin geliyor!” müjdesini vermenin ilk ümid günü bu tarihî ândır.

“Emin olmaya yakın ümid” ışığının çaktığını gördüğüme ve bu ışığı nice defa hayâl edip de karanlıklara düştüğüme göre, bundan böyle yeni inkisarlara tahammülü kalmıyan yanık yüreğimi, dâva yolunda en küçük istikamet hatasına razı olmaz bir hassasiyetle bu beyannamenin halkaladığı sıcak avuçlara bırakıyor ve 40 yıllık emeğimin semeresini bu çevrenin aksiyoncu ruhundan bekliyor ve istiyorum!

İçi alev alev müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hâkim, dışı içine köle, yeni Türk neslinin maya çanağı olmak ehliyeti hangi topluluktaysa ben oradayım. Allah’ın inayeti ve Resulünün ruhaniyeti bu yoldakilerin üzerinde olsun!..

Necip FAZIL

(Fatih Yaşlı,Kinimiz Dinimizdir, s.194-195)

***

NOTA BENE: “Alpaslan Türkeş ile Necip Fazıl’ın beyannamelerini internetten aldım. Kitap olarak kaynak araştırması yapmadım. Bu iş sizlere kalıyor” diye yazmıştım ama daha sonra bir şanslı rastlantı sonucu bu iki bildirinin de Fatih Yaşlı’nın “KİNİMİZ DİNİMİZDİR Türkçü Faşizm Üzerine bir inceleme” (Tan Yayınları, Ankara, 2009) adlı kitabında yer aldığını gördüm.

MHP anlaşıldığı zaman Cumhurbaşkanlığı seçiminin sonucu çok daha iyi anlaşılır. CHP, MHP’ye güvenmek zorundaydı.

İdam sehbasındaki Laz ne demiş?

“Bu da bana ders olsun!” demiş.

İyi demiş!

ÖZDEMİR İNCE

13 AĞUSTOS 2014

 

BEYANNAMEM.H.P. Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in “Türk Milletine Beyannamesi”ni okudum. Pılı-pırtı odalarının raflarında dizili, kapağı arkasına devrik ve içi boş, hattâ süprüntü dolu teneke konserve kutuları halindeki partiler arasında, bugünden itibaren MHP, nazarımda bambaşka bir mâna ve hüviyet sahibidir. Onu, müslümanlık ve Türklüğün gerçek hakkını vermeye namzet bir topluluk olarak anıyor ve canımın içinden selâmlıyorum. Bu beyanname, tâ Cava’daki mü’minle Amerika’daki zenci müslümana kadar bütün İslâm âlemini ihtizaza getirecek ve oluş dâvasını temellendirecek kıymette tarihî bir hâdisedir. İdeal yumağımızın her lifini içinde saklayan bir tohum… İslâm âleminin Türkiye’den beklediği zuhur ve tecellinin tohumu…Türkeş beyannamesinde dört ana esası, bir binanın dört direği halinde vazetmektedir: 1 – 1960 gece baskınının sorumluları arasında değildir. 2 – Posa ve kabuk milliyetçiliğinden uzak ve ruhî muhtevâya tâbi mânada milliyetçidir. 3 – Başını dayadığı tek ruhî muhtevâ, yine tek kelimeyle ve bütün ölçüleriyle İSLÂM’dır. 4 – Son 150 yıllık taklit devremizin bütün sahtekârlıklarını tezgâhlayacak ve gerçek oluşu billûrlaştıracak bir tarih (revizyon)una taliptir.

Ne Mebus, ne Senatör, ne Bakan, ne şu, ne bu !.. Allah’ın bana biçtiği manevî makam ve memuriyeti bunlardan hiçbiri tercüme edemez. Bu bakımdan en canhıraş ihlâs ve hasbîlik kürsüsünden haykırıyorum: 40 yıllık mücadele ve yepyeni bir gençlik inşası hayatımda, bugün, bu beyannameden, bu beyannamenin sahibine ve partisine taktığı şeref ve mesuliyet bâzubendinden sonra, artık, emin olmaya yakın bir ümid nefesi alabilirim. 150 yıldır hergün biraz daha artıcı bir hasretle kurtarıcısını bekleyen Türk Milletine “beklediğin geliyor!” müjdesini vermenin ilk ümid günü bu tarihî ândır.

“Emin olmaya yakın ümid” ışığının çaktığını gördüğüme ve bu ışığı nice defa hayâl edip de karanlıklara düştüğüme göre, bundan böyle yeni inkisarlara tahammülü kalmıyan yanık yüreğimi, dâva yolunda en küçük istikamet hatasına razı olmaz bir hassasiyetle bu beyannamenin halkaladığı sıcak avuçlara bırakıyor ve 40 yıllık emeğimin semeresini bu çevrenin aksiyoncu ruhundan bekliyor ve istiyorum!

İçi alev alev müslüman, dışı pırıl pırıl Türk ve içi dışına hâkim, dışı içine köle, yeni Türk neslinin maya çanağı olmak ehliyeti hangi topluluktaysa ben oradayım. Allah’ın inayeti ve Resûlünün ruhaniyeti bu yoldakilerin üzerinde olsun!..

Necip FAZIL