“MİLLETE MAL OLMAMIŞ DEVRİMLER”

Bu yazının alıntıları için avukat dostum Şevket Çizmeli’nin yayınlanmamış bir araştırma metninden yararlanacağım. Cömertliğiyle önümü açtığı için kendisine teşekkür ederim.
***
“….gene seçim beyannamemizde yazıldığı üzere millete mal olmuş inkilaplarımızı mahfuz tutacağız.” (Adnan Menderes, 29 Mayıs 1950)
“Millete mal olmamış, millet vicdanına bir değirmen taşı ağırlığıyla çökmüş olan bazı tedbirleri ortadan kaldıracağız. Millet vicdanına baskı yapmakta olan birtakım tedbirleri 15-20 sene sonra ‘üzerinde bekçi gibi duracağız, mutlaka muhafaza edeceğiz’ demek doğru mudur?” (Adnan Menderes, 13 Haziran 1950)
Millet vicdanına çöken bu değirmen taşı, konuşmanın yapıldığı tarih dikkate alınacak olursa Türkçe ezandır. Nitekim, üç gün sonra, 16 Haziran 1950 günü TBMM’de Arapça ezanla ilgili düzenleme yapılacaktır. Bu düzenleme, Erbakan Hoca’ya ve onun Milli Görüşçü partilerine, AKP’ye, Bülent Arınç’a, R.T.Erdoğan’a ve şeriklerine varacak olan yolun başlangıcıdır.
Adnan Menderes, böylece, Cumhuriyet’e ve devrimlerine karşı düzenlediği suikast sayesinde büyük demokrat unvanı kazanmıştır İslamcıların ve liberal 2.Cumhuriyetçilerin gözünde.
***
“İrticai tahrike asla müsaade etmemekle beraber, din ve vicdan hürriyetlerinin icaplarına riayet edeceğiz. Hakiki laikliğin manasını biz böyle anlamaktayız. Programımızda da sarahaten ifade edildiği gibi hakiki laikliği, dinin devlet siyasetiyle hiçbir ilişkisi bulunmaması ve hiçbir din düşüncesinin kanunların tanzimi ve tatbikinde müessir olmaması şeklinde anlıyoruz. Bu itibarla gerek din dersleri meselesinde gerekse din adamlarını yetiştirecek yüksek müesseselerin faaliyete geçmesi hususunda icap eden tedbirleri süratle ittihaz etmek kararındayız.” (Adnan Menderes, 29 Mayıs 1950)
“….herkesin dini vecibe ve ibadetlerini serbestçe yerine getirebilmesi, vicdan hürriyeti icabındandır. Vicdan hürriyeti…. vatandaşın tabii hakkı olarak kabul olunmadıkça, laik devlet prensibinin tahakkukuna imkan görülemez,” (Adnan Menderes, Zafer Gazetesi, 5 Haziran 1950)
***
Demokrat Parti iktidara gelişinin üzerinden daha iki ay geçmeden “laiklik olmayan bir laikliği”, “hakiki laiklik” olarak piyasaya sürmektedir. Adnan Menderes’in kullandığı birkaç Osmanlıca sözcüğü Türkçeleştirin altına Erbakan, Arınç ya da Erdoğan’ın imzalarını rahatça atabilirsiniz.
Adnan Menderes’in konuşmaları, laikliğin tanımı konusunda “din ve devlet işlerinin ayrılması”, “dinin devlet siyasetiyle hiçbir ilişkisinin bulunmaması”, “Hiçbir din düşüncesinin yasaların yapılması ve uygulanması etkin olmaması” yorumlarının ne denli eksik kaldığını da kanıtlamaktadır.
Yasama meclisi dilediği gibi yasa çıkarmakta, yürütmenin başı kendilerinden önce çıkartılmış yasaları bir mürteci anlayışı içinde yorumlamaktadır. Bu nedenle 14 Mayıs 1950 demokrasinin değil irticanın iktidara geldiği tarih olmalıdır. Adnan Menderes, R.T.Erdoğan’a göre şanslıdır. Çünkü ne yasama meclisini denetleyecek bir Anayasa Mahkemesi vardır, ne de bugünkü donanımında bir Danıştay.
R.T.Erdoğan’ın gönlünden geçen Adnan Menderes döneminin “demirkıratsi”si olmalı!