MİLLİ İRADE MAVALI

Defterler, dosyalar, kağıtlar arasında “Milli İrade” araştırması yaparken Ali Haydar Fırat imzalı “Milli İrade Fetişizmi” başlıklı bir yazı buldum. Ali Haydar Fırat, Gazi Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Doktora Öğrencisi.
Bu yazı ile benim “Jacoben Milli İrade” (Hürriyet, 14.04.08) yazımın başlığı bitişik durumda duruyor. Ali Haydar Fırat’ın “Milletvekillerine Konuşma Yasağı ve Milli İrade Fetişizmi” başlıklı yazısı Radikal’in 18 Nisan 2008 internet baskısında yayınlanmış. Benim yazımdan iki gün sonra.
Bu yazımda Ali Haydar Fırat’ın yazısından yararlanacağım için bunca ayrıntıya girdim.
***
Ali Haydar Fırat, sağ cenahın politikasında “Yeter Söz Milletindir!” (1950) sloganından itibaren egemen olan bir istismar alanına işaret etmektedir : “Yeter ! Söz Milletindir sloganıyla başlayan ve bugün AKP’ye uzanan süreç, ‘milli irade’nin serüveni, aslında bir yerde Cumhuriyet’e karşı gizli bir anlatının iktidarını anlatmaktadır. DP’den AKP’ye kadar bütün sağ, muhafazakâr ve İslamcı partiler kendilerini ‘gerçek’ halkın/milletin temsilcileri olarak görürken, karşılarındakileri de milletin iradesini zorla elinden alan bir azınlık olarak görmektedir. Fakat bu iktidarlar demokrasiyi seçim ve iktidar ikiliğine sıkıştırdıkları için, Cumhuriyet’i, sivil toplum örgütlerini, muhalefeti, sistemin işleyiş kurumlarını demokrasinin parçası olarak görmezler. Bu yapıların demokrasilerde söz söyleyebileceğini kabul etmezler. Bu sorunlu yaklaşım ve karşıtlık AKP iktidarı sürecinde yeniden kuruldu. Ama çok daha sert ve katı biçimde. Başbakan her ne kadar bunu bir öfke sanatı olarak yorumlasa da muhalefete karşı çok ciddi bir tahammül sorunu olduğu ortadadır. Ama Başbakan bu öfkesini haklılaştırmak için ‘milletin iradesi’ne sığınmaktadır.”
***
Genç yazarın dikkati hoşuma gitti. Bu ülkenin politikacıları, katmerli gazete yazıcıları “milli irade”den huşu içinde ve hiç kuşku duymadan söz ederken, genç arkadaşımız bu kavramın altındaki totaliter fesat ve hinlikleri gösteriyor.
Böylece, sağcı kafasında, sağın milli iradeyi, solun gayrı-milli iradeyi temsil ettiğini (!) de öğreniyoruz kısa yoldan.
Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana dinci ve milliyetçi sağ gerçeklerin üstüne bir yalancı hamaset çarşafı serdi. Bu çarşaf kirden ve lekelerden iyice kararmıştır.
Örneğin solun halkı tanımadığını, halka yukardan baktığını ileri sürerler. İşçi, köylü, dar gelirli, yoksul ve ezilen sınıflardan gelen “solcu” insan halkı tanımayacak, buna karşılık ağalar, şeyhler, hocalar-hacılar ve patronlar halkı tanıyacaklar ! Haydi oradan !…
***
Sağ’ın bütün kavramları, sloganları, şiarları gibi “Milli İrade” de bir maval-martaval dünyasının ürünüdür, o dünyaya gönderir insanı ! Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 günü “Yeter ! Söz Milletindir !” sloganıyla iktidara geldi. Peki , söz milletin oldu mu ? Muhalefet ve basın dili kesilerek susturuldu. Bizzat halka dönüşüp halkı temsil ettiğini sandığı için bir “Demokratör” olarak sadece Adnan Menderes konuştu.
Aynı misal, Başbakan Erdoğan da halka vekaleten (!) “Milli İrade”yi temsil etmektedir. Ama hangi milli irade ? Müflis ve ipotek altında olan !…