MODERNLİK VE TEKNOLOJİ

Gazete alimleri uydurup uydurup yazıyorlar. İki türlü modernleşme varmış. Bunlardan birincisi İttihat ve Terakkiden CHP’ye uzanan “Yukardan aşağıya modernleşme” modeliymiş. İkincisi ise “Kenardan merkeze modernleşme” modeli imiş.
Buna göre birincisi yani yukardan aşağı modernleşme modeli devletçi yöntem oluyor. İkincisi yani kenardan merkeze modernleşme modeli ise liberal model oluyor.
Türkiye’deki büyük mücadele bu iki tür modernleşme arasında geçiyormuş.
Modernleşmenin tanımını yapmadan, modernizmi tarihinden sıyırarak ancak bu türden safsata yorumlar yapılır. İlkin şu soruyu yanıtlamak zorundayız : Bu iki tip modernleşme “modernleşme”nin tarihine ve tanımına uyuyor mu ?
***
Modernleşmenin tanımını, yorumlarken ve alana uygularken bu kavramı en çok çarpıtan bir yazardan, Nilüfer Göle’den alacağım : “…‘Modern’ sözcüğü Aydınlanma, Sanayi Devrimi, çoğulcu demokrasinin ürünü olan bireycilik, laiklik ve eşitlik gibi Batılı değerlere işaret etmektedir” (“Modern Mahrem, Metis Yay. S.20)
Modernizmin evrensel tanımına epeyce yakın olan bu cümleyi kabul edebiliriz.
Yukardan aşağıya modernleşme modeli bu tanıma uyuyor. Çünkü bu tanım Cumhuriyet devrimleri ile büyük ölçüde örtüşüyor. Yukardan aşağıya modernleşme modelinin simgelerinden biri kadının özgürleşmesi (emansipasyonu ) ise, öteki okulun laikleşmesini sağlayan Öğrenim Birliği Yasası (Tevhid-i Tedrisat Kanunu).
Kenardan merkeze modernleşme modeli ise laiklik anlayışı ve kadını algılaması ile bu tanıma uymuyor. Kenardan merkeze modernleşmenin simgelerinden biri türban ise öteki imam-hatip okulları.
***
“Modernite, insanların bireysel ve kolektif olarak tarihlerini yaptıkları, bu amaçla yeni şeyler keşfetme ve geleneğe itaat etmeme hakları olduğu ilkesine dayanır. Bu ilkeyi ilan etmek, Feodal Hıristiyan Avrupa da dahil, tüm premodern toplumları düzenleyen temel ilkeden kopmak demektir. İşte modernite böyle bir iddia ile ortaya çıktı.” (Samir Amin, “Modernite, Demokrasi ve Din”, Özgür Üniversite, S.62)
Modernitenin laiklik ve gelenekten kopma ile olan yakın ilişkisi göz önünde tutulursa muhafazakarlaşarak modernleşme iddiasının saçmalama duvarını delip geçtiğini görürüz. Çünkü muhafazakarlaşmanın aşamaları daha muhafazakarlaşmaktan başka bir şey değildir.
***
İşçi sınıfı oluşturmayan sanayileşmeyi nasıl modernleşme sayacağız ? Anadolu Kaplanları çalışanlarına tarikat formasyonu vererek onları modernleştiremez.
Modernleşme, teknolojiden yararlanma, teknoloji ürünlerini kullanmak değildir. Bir İslamcı modernleşmeye karşıdır ama bilgisayar kullanabilir, ülkemizde örneklerini gördüğümüz gibi, radyo ve televizyon kurup laiklik, devrim ve evrim karşıtı yayıncılık yapabilir. Ama onun yaptığına da Modernleşme değil İslamileşme denilir.
Laikleşmeden modernleşme mümkün değildir ! Bunun aksi deve kervanını uçağa bindirmeye benzer ! Modern insan marifet gösteren sirk hayvanı değildir ! Anlatabildim mi ?