“MUCİZE ANCAK ALLAHA AİTTİR”

Hz.Muhammed elbette zor durumda kalmış: Kendisinden önceki iki peygamber, Musa ve İsa, mucizeler göstermişler. Kitaplarında yazıyor: Musa’nın asası ejderhaya dönüşüyor, Kızıldeniz’i ikiye ayırıyor; İsa, ölüyü diriltiyor, körün gözlerini açıyor, kötürümü yürütüyor. Bunları bilen Araplar “Sen de mucize göster ki sana inanalım” diyorlar. Adamlar haklı değil mi? Şimdi Arif Tekin’in kitabından (Kur’an’ın Tarihçesi ve Yazım Serüveni)[i]   okuyalım:

          «Adamlar somut mucize örneklerini sunuyorlar; şöyle yap, böyle yap; olağanüstü bir olay göster, diyorlar. Tanrı’ dan gelen yanıt ise, “Muhammed beşerdir, Allah aramızda şahit olarak yeterlidir” oluyor. Gerçekten garip! Neyse, biz devam edelim benzer ayetlere.

          “Eğer kendilerine (başka) bir mucize gelirse, mutlaka inanacaklarına dair en güçlü yeminleriyle Allah’a yemin ettiler. De ki, mucizeler ancak Allah katındadır. Onlar geldiği/gösterildiği vakit de inanmayacaklarını siz nerden bileceksiniz?’” Tanrı böyle bir ayet gönderdikten sonra bu sefer kızgın bir şekilde, “Biz onların kalplerini ve gözlerini ters döndürürüz de ilkin ona iman etmedikleri gibi (mucize geldikten sonra da) inanmazlar; yine onları azgınlıkları içinde bırakırız da bocalar dururlar. Eğer biz onlara melekler indirseydik, ölüler de onlarla konuşsaydı ve her şeyi toplayıp karşılarına getirseydik, Allah dilemedikçe yine inanacak değillerdi; fakat çoğu bunu bilmezler” deniliyor. [ii]

          Bu ayetlerde de sorulan sorulara karşı verilen yanıtta “Mucize ancak Allah’a aittir” sözü tekrar ediliyor. Ayrıca mucize gösterilse sanki kesin inanacaklar mı deniliyor ve, “Biz bunların gözlerini ters döndürürüz: Başta inanmadıkları gibi mucize gelse de inanmazlar. Onlara melekler de göndersem, ölüler de kalkıp onlarla konuşsa ben Allah olarak istemedikten sonra onlar inanacak değiller” deniliyor. Bizde bir tabir vardır: İn kuca, an kuca diyoruz. Yani sorularla yanıtlar arasında ne alaka!

          “Hayır; (Muhammed’in anlattıkları) boş hayallerdir, kendisi uydurmuş, o bir şairdir. Peygamberse önceki peygamberler gibi o da bize mucizeler (olağanüstü olaylar) getirsin dediler.”  Evet; Tanrı’nın muhaliflerden aldığı soru bu. Verilen yanıta bakalım: “Onlardan önce yok etmiş olduğumuz kasabalar halkı inanmadılar, bunlar mı inanacaklar” denilerek bu sefer böyle bir yanıt tercih ediliyor. [iii]  İnkar edenler, “Rabbinden ona (Muhammed’e) bir mucize indirilmeli değil miydi?  derler. Sen ancak bir uyarıcısın”  şeklinde karşılık veriliyor. Hatırlanacağı üzere bu anlamda ayetler az önce de geçti.[iv] 

          Aslında peygamber adı verilen o eski insanlar da herhangi bir mucize göstermemişlerdir. Peygamberler dönemlerinin siyasi aktivistleridir, ancak taraftarlarınca bunlar büyütülüp haklarında akıl almaz şeyler isnat edilmiş ve tabu haline getirilmişlerdir. Bugün de çeşitli tarikat liderleri olsun, kimi siyasi liderler olsun; taraftarlarınca haklarında bin bir keramet uydurulmuyor mu?

          Biz başka bir ayetle konumuza devam edelim.

          Muhaliflerin mucize ısrarlarına karşı şöyle bir ayet iniyor:

          “İnanmayanlar, ‘Ona (Muhammed’e) rabbinden bir mucize indirilse ya’, diyorlar. De ki, gayb ancak Allah’a mahsustur. Bekleyin, şüphesiz ben de (yani Muhammed) sizinle birlikte bekleyenlerdenim!” deniliyor. Bu ayete göre Tanrı sanki bir ümit veriyor, “Bekleyin belki mucize gönderirim” diyor. Ama boş bekleyiş! Bir türlü mucize gelmiyor. Ayet tehdit anlamını da taşıyor. Öyle ki, “Madem Muhammed’e inanmayıp mucize istiyorsunuz; o zaman bekleyin bakalım sonunuz ne olacak?” denilerek, soru soranlar korkutuluyor. Hele bir de “Bekleyin bakalım”  ayeti indikten sonra Arap yarımadasında bir tabii afet meydana gelmiş olsaydı (deprem, kasırga gibi); o zaman Hz. Muhammed, ‘Bakın işte inanmadınız; tanrı azabı geldi’ diyebilecekti. [v]» (S.186-187)

İşin aslına bakarsanız. Musa asasını yere atıp ejderhaya çevirmedi, Kızıldeniz’de yol açmadı. İsa, ölüyü diriltmedi, körün gözünü açmadı, kötürümü yürütmedi, suyu şaraba çevirmedi. Bunların  tamamı kasafan (uydurma)! Uydurma, çünkü bunca mucizeyı yapanlar, savaşlarda kolu ve bacağı kopanların kol ve bacaklarını yerine takmadılar. Dalavere ile kötürümü yürütebilirsiniz, körün gözünü açabilirsiniz ama mayına basıp bacağı kopan gazinin bacağını yerine takamazsınız. Ama bilim ve teknik gaziye bir protez bacak armağan edebilir.

“Din kitaplarını okuyup anlayana ateist, okuyup anlamayana dindar denir” (Nikola Tesla)

Biri bu cümleye şöyle cevap vermiş internette: “Kuranı Kerim’i okudum anladım ama ateistim diyenlere şaşıyorum Kuran’ın sadece Elif harfini anlamak için 400 cilt kitap yazmışlar anlatamamışlar be adam sen koca Kuran’ı nasıl anladın.”

Bu çıkışa şöyle cevap verilir: “Bre adam Kuran bilmece mi, İslam dinini cahil Araplara anlatmak için indirilmedi mi?”

Nikola Tesla doğru söylüyor: Kuran, bilimsel açıdan öylesine zayıf ki, öylesine çelişkilerle dolu ki inanmak mümkün değil. Ama inanan inanır. İnanana saygı duyulur ama bu saygı gerçek ve doğruları söylemeye engel olamaz.  Hz.Muhammed’den mucize bekleyenler elbette haklı, çünkü peygamberlik geleneği böyle. Mucize göstereceksin, dağların yerini değiştireceksin. Arap düşünmez mi, Musa ve İsa’ya bağışlanan mucize gücü Hz.Muhammed’den neden esirgeniyor? Esirgeniyor çünkü görgü tanıkları var. Musa ve İsa’nın işleri efsane sınıfına giriyor.

Hz.Muhammed peygamberliğini ilan ettiği tarihte (MS:610) Musa’nın dini 2000 küsur yaşındaydı, Musa’nın dininin dayandığı mitoloji ise  en azından 4.000 (Dört bin küsur) yaşındaydı. Musa ve İsa’nın mucizeleri mitolojik kalıntılar, izler olarak insanların belleğindeydi. Kolayca kabul edildiler. Ama Hz.Muhammed’in önünde (karşısında) iki peygamber ve iki kutsal kitap vardı. Dinini kurması, dönemin Araplarının gereksinim ve umutlarını karşılaması sayesinde oldu. Ama bu statükonun 21.yüzyılda devam  etmesi çok zor.  Bir yetişkine 10 yaşındaki giysilerini giydirmeye çabalamak gibi bir şey.

Ama günümüz iktidarı AKP 15 yıldır (daha öncesi de var) Hz.Muhammed’in gösteremediği mucizeyi (zorla)  yaratmak istiyor ve imam-hatip okul ve kadrosunu bu mucizenin motoru yapıyor. Aslına bakarsanız asıl mucize sahibi Tesla’nın gerçek  bulguları peygamberlerin dayanaksız mucizelerinden çok daha fazladır: Alternatif Akım, Uzaktan radyo kontrolü, Dünya çapında telsiz, Radar, Uzaktan kumanda, Kozmik ses dalgaları…Bilimin her bulgusu Kutsal Kitaplar bağlamında birer mucizedir: Lokomotif, otomobil, uçak, uzay yolculukları, röntgen, televizyon, internet, cep telefonu ve daha niceleri… Ham yobaz bunları keşfedip bulamaz ama Kuran’daki yerini (!) bulur.

Türkiye Cumhuriyeti de  çağının çağdaşı bir mucizedir. Saıd Nursi’nin safsatalarına inananlar, Fetullah Gülen’le ortaklık kuranlar, Kadir Mısırlıoğlu’nun tarih yorumları karşısında el pençe divan duranlar  hiç kuşkusuz bu mucizeyi anlayamazlar. Kendi mucizelerini yaratamayacakları için  de Suriye’de ülkenin başını belâya sokarlar ve  sonunda  emperyalizmin “emir eri” olurlar.

ÖZDEMİR İNCE

6 Mart 2018

————————————-

[i] Berfin Yayınevi, 2.Baskı, Aralık 2017

[ii] En’am suresi, ayetler 109-111.

[iii] Enbiya suresi, ayet 5-6

[iv] Rad suresi, ayet 7.

[v] Yunus suresi, ayet 20.