MUSTAFA KEMAL PAŞA VE MİLLET MECLİSİ’Nİ FESİH YETKİSİ

AKP ve stepnesi MHP’nin muzır işbirliğinin[i]  yıkıcı sonucu olarak TBMM’ne sunulan “R.T.Erdoğan’ı Başyüce yapma” anayasa değişikliği yasa önerisi içinde Başyüce Başkan’a verilen “TBMM’ni feshetme yetkisi” bağlamında Mustafa Kemal Paşa ile ilgili bir durum da tanık olarak kullanılıyor: Yatki istedi de verilmedi mi, yoksa ne oldu?

İşin doğrusu 10 gün önce piyasaya çıkan CUMHURİYET’İN ÜÇ FEDAİSİ  adlı kitabımın 102-105 sayfalarında yer alıyor. Gerisi tevatürdür!

Yazıyı ve kitabı ilgi ve bilginize sunuyorum.

ÖZDEMİR İNCE

11 OCAK 2017

****

MAHMUT ESAT BOZKURT’UN CUMHURİYETİ[ii]

Cumhuriyet ve CHP’nin kaşarlanmış  karşıtları karşılarındakileri sıkıştırmak için “6 OK’un okları artık işe yaramaz oldu, devletçiliği çıkartıp yerine demokrasiyi koyun bari” derler, gevrek gevrek gülerek.

“Demokrasi”, cumhuriyetçilerin, CHP’lilerin yumuşak karnıdır. Çoğu cumhuriyetin oluşumunu, devrim tarihini bilmezler. En bilgilileri İlhan Selçuk okumuştur. Daha bilgilileri de  Turgut Özakman’ı  okuyan milyonların arasında mümtaz yerini almıştır.

Çoğu “Atatürk” adının arkasına sığınırlar.  Söylev’i okuyup okumadıkları belli değildir.

Ne yazık ki Laiklik’in de ne anlama geldiğini tam olarak bilmezler.

Benim ömrüm bu amorf kitleyi eğitmek, bir şeyler öğretmek çabasıyla  geçti.

Mahmut Esat Bozkurt’u, Şükrü Saracoğlu’nu tanıtan yazılar yayımladığım zaman şaşırıp kaldılar. Anlayanlar, Şükrü Saracoğlu’nun  sadece Fenerbahçe stadının adı olmadığını, Mahmut Esat Bozkurt’un, soyadı dolayısıyla, azgın bir ırkçı  değil, aksine donanımlı bir solcu olduğunu sezer gibi oldular.

Eğer Mahmut Esat Bozkurt’u biraz tanımış olsalardı,  6 OK’un Halkçılık’ının “Demokrasi” sözcüğü yerine kullanıldığını, demokrasi sözcüğünün içi boşaltıldığı için kullanılmadığını bilir ve karşılarındaki mağrur muarızlarını kolayca susturabilirlerdi.

Mahmut Esat Bozkurt, halkçılık ve demokrasinin ne anlama geldiğini, biraz sonra tanıtacağım kitabın 221. Sayfasında yer alan “Millet Saltanatı” adlı makalesinde eksiksiz anlatır. Makale 1 Ekim 1920 tarihli Anadolu’da Yeni Gün gazetesinde yayımlanmıştır.

Kitaba geçmeden önce Mahmut Esat bey ile Mustafa Kemal Paşa’nın kişiliklerini özetleyen bir ilişkiyi  daha önce yayınlanan bir yazımdan (“Cumhuriyet için son şans: Cumhurbaşkanlığı seçimleri”) aktaracağım:

[1924  Anayasası’nın  yapılmasında kendisi de bir anayasa hukukçusu olan Mahmut Esat Bey’in büyük emekleri vardır.  Anayasanın hazırlandığı dönemde gazetelerde yazdığı yazılarla, TBMM’de yaptığı konuşmalarla  bu konudaki düşüncelerini açıklamıştı. En önemli konu, günümüzde R.T.Erdoğan’ın (Başkan olduğunda)  mutlaka sahip olmak istediği, yasaları veto etme ve Meclis’i feshetme yetkisiydi. Mahmut Esat Bey, TBMM’de yaptığı konuşmalarda bu yetkilerin Cumhurbaşkanı’na verilmesine karşı çıktı.

Tek parti diktatoryasında (!) Mustafa Kemal’in huzurunda yapılan bu konuşmaları günümüzün demokratik (!) ortamında  yapabilecek bir tek AKP milletvekili var mıdır  acaba?

Uzatmayalım: Olanları, Turgut Özakman’dan aktaracağım.  Turgut Özakman’a güvenmeyenler konuyu meclis tutanaklarından araştırabilirler. Ben Turgut Özakman’a güveniyor ve inanıyorum:

 “Yeni bir anayasa konusu uzun zaman sohbet olarak başlamış, sonra Anayasa Komisyonunca ele alınmıştı. Türkiye’nin geleceğini düzenleyecek yeni bir anayasa tasarısı oluşturulmaya çalışılıyordu.

Gazi, Cumhurbaşkanı olmadan önce bu görüşmelere zaman zaman katılır, düşüncelerini açıklardı. Devlet Başkanına kanunları veto ve gerektiğinde yeni bir seçim için Meclis’i feshetme yetkisinin verilmesinin yararlı olacağını söylemişti. Bunları çağdaşlaşma hamlesinin yavaşlatılması, milli egemenliğin örselenmesine karşı önlem olarak değerlendiriyordu. Anayasa Komisyonu Başkanı Yunus Nadi Bey, Gazi’yi ziyarete geldi.

“Mahmut Esat Bey ile Şükrü Saracoğlu, Cumhurbaşkanına veto ve gerektiğinde Meclis’i fesih yetkisi verilmesini kabul etmiyorlar.”

“Neden?”

“Milli Egemenliğe aykırı buluyorlar.”

“Partiler çoğalınca hükümetsizlik tehlikesi baş gösterebilir, gerici eğilimler belirebilir, devletin kuruluş amacına aykırı kanunlar kabul edilebilir. Bu yetkileri böyle durumlar için düşünmüştük. Bir anayasada bütün olumsuzlukları çözecek çözümler, imkânlar bulunması gerekmez mi?”

“Birçok milletvekili de iki arkadaşımızın düşüncelerini paylaşmaya başladı. Bu maddelerin Meclis’te kabul edilmesi zor görünüyor.”

Bir sessizlik oldu. Paşa ikna edeceği ümidiyle bu milletvekilleriyle bir de kendisi görüşmeye karar verdi.

Mahmut Esat Bey bu ara bakan değildi. Saracoğlu Şükrü Bey Meclis’e ikinci dönemde katılmıştı. İkisini birlikte kabul etti. Milletvekilleri Cumhurbaşkanını saygıyla dinlediler ve düşüncelerini değiştirmediler.

Gazi sonucu öğrenmek isteyen Yunus Nadi Bey’i ertesi gün direksiyon binasında kabul etti.

“İki saat karşılıklı görüşlerimizi açıklayıp tartıştık. Biraz sıkıştırdım da. Ama çocukları ikna edemedim. Dilerim bu yetkilere ihtiyaç duyulmaz. Fakat bu görüşmeden çok memnun kaldım. Türkiyemizin milli egemenliğe, özgürlüğe böyle sahip çıkan, hukuka saygılı, sağlam, dürüst, dirençli, bağımsız ruhlu siyasetçilere çok ihtiyacı var. Mahmut Esat’ı zaten beğenirdim. Şükrü Bey’i de çok beğendim.” (Cumhuriyet, Türk Mucizesi, İkinci Kitap. Bilgi Yayınevi.S.39-40).

Mustafa Kemal Paşa’ya verilmeyen bu yetkiye sahip olmak isteyen R.T.Erdoğan, arkasına zihniyet olarak IŞİD’e (Irak-Şam İslam Devleti) benzeyen AKP’yi ve besleme bir oy kitlesini almış,  cumhurbaşkanı olmak istemektedir. Bu amacına erişmesi durumunda ne yapıp-edip 2015 genel seçimlerini de kazanıp bir Halife rejimi kuracaktır.

Ama ne var ki AKP milletvekilleri ve mensupları arasında Mahmut Esat Bozkurt gibi bir babayiğit çıkıp, onun 90 yıl önce yaptığını yapacak cesareti gösterememektedir.]

 [i] “La Consprastion, komplo ve fesat çevirme” anlamında.

[ii] www.ozdemirince.com, w1 Haziran 2014

TEKİN YAYINEVİ, ARALIK 2017