MUSTAFA NAZARDIR NAZAR

Çocukluğumda dinlediğim köy kökenli masallarda kaç göç ve ayıp yoktur. İnsan organları sözcük adlarıyla anılır. Ne yazık ki tamamını anımsayamadığım bu masallardan aklımda sadece birkaç edepsiz cümle kalmış.
Örneğin köylülerle savaşa giren bir boz ayı, onların kazdığı bir tuzak kuyuya düşer. Bakar ki kurtuluş yok, o zaman şöyle yakınır:
“Pat daşşaam pat patlamazsan da pambık at !”
Anlamı ne ? Anlamı ne ise yukarıdaki cümlenin içinde.
****
İkinci masal cümlesi şu : Köyün kahramanı olmaya karar veren Mustafa adlı bir Keloğlan, elindeki çamaşır tokacını camız boku üzerinde toplanmış sineklerin üzerine patlatır. Camızın dünyaya sunduğu armağan tazedir ama hiç önemi yoktur bunun, Mustafa binlerce binlerce sinek öldürmüştür.
Gurur içinde bir demirciye gider kendisine pahalı bir kılıç ısmarlar. Ve kılıcın üzerine şu cümleyi yazmasını tembih eder.
“Mustafa nazardır nazar, bir vurmada binbir can ezer!”
Bu cümlenin kıssadan hissesi birincisine nazaran çok daha açık.
Peki iyi de neden bal değil de camız boku ? Bilemem !
Köy masalcısının zihniyetine göre bazı nesneler kimileri için daha çekici olur.
Renkler ve zevkler kartışılmaz değil mi ?
***
Yazıya bu girişi yapmak için hasta yatağımdan kalktım. Amacım 15 Ekim 2006 tarihinden bu yana beynime çakılan aşağıdaki cümle ile kozumu paylaşmak. Ama heyhat !
Umberto Eco, Fransızcası “A Recoulons, comme une écrevisse” adıyla yayınlanan “A paso di gambero” adlı kitabında yer alan “Kurt ile Kuzu” başlıklı konferans metninde çarpıcı bir cümle vardır:
“Çoğunluğun her zaman haklı olduğu düşüncesine ironiyle karşı çıkan ‘aklınız varsa bok yersiniz, milyonlarca sinek yanılıyor olamaz’ diyen hayali reklamı belki de hepiniz biliyorsunuzdur.”
***
Ben ne halt edeceğim ?
“Pat daşşaam pat, patlamazsan pambık at !”
“Mustafa nazardır nazar, bir vurmada binbir can ezer !”
“Aklınız varsa bok yersiniz, milyonlarca sinek yanılmış olamaz !”
İlk iki cümlenin köylü zihinsel yapısının ürünü olduğunu yazmıştım. Üçüncü son cümle de öyle.
***
17 ağustos tarihli Hürriyet’te Bekir Coşkun’un “Denizdeki Adam…”, Yılmaz Özdil’in “Citius altius fortius falan” başlıklı olağanüstü metinlerini okuyunca kendimden utandım.
Benim bir türlü beceremediğim yazıyı, Pekin olimpiyat oyunlarında 100 metre dünya ve olimpiyat rekorlarını dalga geçerek kıran Usein Bold gibi neşeli bir doğallık içinde sözcüklere döküyorlar. Tane tane, tıkır tıkır !