MUZAFFER BUYRUKÇU YOĞUN BAKIMDA

Cuma akşamüzeri bir arkadaşım telefon etti. Muzaffer Buyrukçu’nun hasta olduğunu söyledikten sonra “Sen Moskova’daki Gennadi Aygi için Putin’e mektup yazıyorsun, ama Muzaffer’den haberin yok!” dedi. Gazetedeydim. Hikmet Çetinkaya’nın “O Gece…” başlıklı yazısını henüz okumamıştım. Cumartesi yazımı değiştirmemin olanağı yoktu.
***
Muzaffer Buyrukçu’nun oğlunun sözlerini Hikmet Çetinkaya’nın yazısından aktarıyorum.
“İki üniversite hastanesi babamı acil servise almadı. Para istediler. Bir hastanede kalbi durdu. Çalıştırdılar. Üç saat boyunca hastane hastane gezdirdiler.”
Oysa Muzaffer emekli devlet memurudur, sağlık karnesi vardır. Bu ne biçim iş?
Duruma Cumhuriyet gazetesi müdahale etmiş galiba. Hikmet Çetinkaya yazıyor:
“İbrahim Yıldız telefon etti: ‘İsviçre Hastahanesi Başhekimi Dr.Kazım Taş ve Halkla İlişkiler Müdürü Cuma Boynukara, Muzaffer ağabeyin ailesiyle görüşüp gerekeni yapacaklar’.”
***
Hemen Hikmet Çetinkaya’ya telefon ettim. Edebiyat sever Başhekim Dr.Kazım Taş’ın Muzaffer’i hastaneye aldığını söyledi. Ardından Dr.Kazım Taş’a telefon edip durumu hakkında bilgi aldım. Muzaffer’in derdinin akciğer yetmezliği olduğunu, yoğun bakımda solunum cihazına bağlı olarak yattığını, cumartesi sabahı (dün) saat dokuzda telefon etmemi söyledi. Dediğini yaptım ve şunları öğrendim: Muzaffer yoğun bakımda yapay uykuda, akciğer kendi kendine çalışmayı başarırsa, yaşama şansı yüzde doksan.
Durum böyle.
***
1930 doğumlu Muzaffer Buyrukçu, “yazarlık” taslamayan, yazarak insan sıfatına layık olmayı amaçlayan bir kuşaktandır. Türk edebiyatının en güçlü kuşaklarından birinden. Muzaffer Buyrukçu büyük bir öykü yazarı ve değerli bir romancıdır. Yarına kalır mı kalmaz mı, bilemem. Yarına kalmaya büyük yazar olmak yetmez, talih yıldızının da denk düşmesi gerekir. Ancak günlükleri için Muzaffer Buyrukçu’nun talih yıldızına da ihtiyacı yok. Elektronik kayıtlar ömrünü doldurduğu zaman 50-60 yıllık Türkiye tarihine, Türk edebiyatı tarihine, insanlarına ve edebiyatçılarına onun günlükleri tanıklık edecek. Bundan hiç kuşkum yok.
Muzaffer Buyrukçu bir başka edebiyat kuşağının, has edebiyatçılar kuşağının adamıdır. Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Sait Faik yürüyüşlüdür. Ün, para, pul karşılığını beklemeden yazma anaforuna atmıştır kendini. Hiçbir gazetede, hiçbir dergide tam sayfa fotoğrafı yayınlanmamıştır ilan ve reklam faslından. Kitapları hakkında kibrit kutusu, sigara paketi boyutlu bir haber yayınlandığında mutlu olmuştur. Kitaplarının önünde durmadığı için bütün kitapları rüştünü kanıtlamıştır, yollarını hiçbir zaman şaşırmamışlardır.
Muzaffer’in insanlığında ve yazarlığında hile katkısı yoktur.
***
Büyüklüğü hilesiz bir insan ve yazara sahip çıktığı için İsviçre Hastanesi Başhekimi Dr.Kazım Taş’a, Muzaffer Buyrukçu’nun okurları ve dostları adına teşekkür ederim (İsviçre Hastanesi’nin telefonu: 0216-575 26 66).