MÜZİC YARATIKLAR

“Müzic”, yani taciz eden, rahatsız eden, usandıran… İlkokul öğretmenimiz Sıdıka Hanım, yaramazlık yapanlara “Müzic mahluk!” derdi. Müzic yaratıklar kavramı içinde bireyler, cemaatler, klanlar, toplumlar, devletler yer alabilirler: Her şeyleri birbirine denktir ve kıçları trampet çalar! (Bağışlayın beni, bunların hal ve gidişini bu deyim çok iyi özetlemektedir.)
Yazılarıma alışkın okurlar kimleri işaret ettiğimi kolayca tahmin edebilirler: Norveç, İsveç, Danimarka, Hollanda trampet çalmak konusunda kendi aralarında yarış halindedirler. Trampetçiler arasında Finlandiya’nın pek bulunmaması şaşırtıcı değil mi? Arada bir aralarından zevzeklik yapan çıkar!
Belçika ve Lüksemburg da zaman zaman bu takıma katılırlar. Hiç kuşkunuz olmasın Baltık ülkelerinin (Litvanya, Estonya, Lettonya) bitleri biraz kanlansın, nasıl trampet çalınırmış görürsünüz!
***
Kıçı kırık bir Danimarkalı karikatürist Hz.Muhammed’in karitakürünü çizerek Müslümanların hoşgörü ve tahammül sınırını ölçecekmiş.
Sapkın, sapık, megaloman bir düşünce! Özrü kabahatinden büyük: Sen kim oluyorsun da başkalarının hoşgörüsünü ölçme ve deneme hakkına sahip olduğunu sanıyorsun?
Ne demiş Hz.İsa? “Hangi yargıyla yargılarsanız onunla yargılanacaksınız. Hangi ölçüyle ölçerseniz aynı ölçüyle ölçüleceksiniz. Neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği görmezlikten gelirsin?” (Matta: 7, Luka 6:37, 38, 41, 42)
***
Bu ruh haline Bağdat’ta uluslararası insani yardım kuruluşlarında çalışanlarda, özellikle de kadınlarda tanık olmuştum. Kendi yurttaşlarının, yandaşlarının bombaladığı topraklarda insani yardım kuruluşlarında çalışarak arınmak ve ruh yüceliğine erişmek çabası içindeydiler. Gerçekten arınmak ve ruh yüceliğine erişmek isteyenler için bunun da yolu var: Saldırgan ülkenin yani kendi ülkelerinin saldırganlığını engellemek. Silah sanayiine ve ekonomisine sabotaj yapmak, en azından vergi vermemek.
***
Bu yazıyı gene bir nordik şımarıklığı ilham etti: Geçen ayın başlarında Ermenistan Devlet Başkanı Robert Koçaryan’ın ülkesini ziyareti sırasında, İsveç Başbakanı Göran Persson, Türkiye’yi Ermeni Soykırımı fesadı konusunda uyararak, “Türkiye bu konuyu önemsemeli. Bu konu AB içerisinde çok önem verilen konular arasında bulunuyor. Türkiye bunu görmezlikten gelmemeli” dedi.
Gönüllü olarak kendini bir başkasının vasisi, velisi olarak görmek nordik Protestan zihniyetine özgü bir arınma, temizlenme hastalığıdır. 19. yüzyıla özgü, uygarlık için sömürgecilik anlayışının devamı gibidir. Post kolonyalizmdir, yeni emperyalizmdir!
***
Başka ülkelerin ezik ve yabancılaşmış toplumsal alt gruplarıyla, sanal ezilmişleriyle özdeşleşerek, dayanışma yaparak arınmak, post modernist burjuva liberalizminin ürettiği benmerkezci (ego centrique) bireylere özgü bir bulaşıcı hastalıktır. Kendi ülkelerinin silah üretip satmasına, silah kullanmasına engel olmazlar, silahların kullanıldığı yerlere arınmaya giderler. Başkalarının acılarıyla, kanlarıyla yıkanarak günahlarından arınırlar.