NANKÖRLÜK SANATI

Nankör (nân-kör), “Gördüğü iyiliği unutan, tuz, ekmek hakkı bilmeyen” demektir. Halkımız, “nankör”e “namkör” der. Annem de kızdığı zaman “Namkör” derdi.
Nankörlük öyle kolay bir sanat değildir: Bu sanatta temayüz etmek için bellek, vicdan ve ar yeteneklerinden uzak olmak, uzak durmak gerekir. Yoksa her insanda bellek yeteneği, vicdan erdemi ve ar duygusu bulunur, vardır.
Bu nankörlük sanatı alanında Türkiye sağcıları ile hiç kimse yarışamaz.
Başbakan’ın sık sık tekrarladığı “CHP taş üstüne taş koymamıştır!” iddiası nankörlüğün en üstün ve doğurgan örneği sayılabilir.
***
“CHP taş üstüne taş koymamıştır!” geleneksel cümlesini Adnan Menderes’ten başlayarak Türk sağının bütün mümtaz simaları söylemiştir.
Acaba öyle mi?
Adnan Menderes CHP saflarında bir lise (kolej) mezunu iken, parti içinde ilerlemesini sağlamak için CHP liderliği onu yeni açılan Hukuk Mektebi’ne yazdırmış ve mezun ettirmiştir. Daha sonra sağın birinci ve ikinci sınıf liderleri olacak olan zevat da milletvekili iken bu olanağı kullanmıştır.
Parasız yatılı olanağı olmasaydı, muhterem ve muhteşem Süleyman Demirel, Celal Bayar’ın deyişiyle “Su mühendisi” olamaz ve Çoban Sülü olarak kalırdı.
Pek emin değilim ama Erbakan Hoca da bu olanaktan bir şekilde yararlanmıştır. Parasız yatılı olanağından yararlanan muhteremlerin kimler olduğu Afyon, Erzurum, Erzincan ve Adana liselerinin arşivlerinde yer almaktadır.
Zamanımızın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da Cumhuriyet’in nimetlerinden bol bol yararlanmıştır. Bunlar taş üstüne konulmuş taşlar değil midir?
***
Sağcılar, Medeni Kanunu, 1923-1945 arasında çıkartılan çağdaş kanunları hesaba almazlar, deftere yazmazlar. Akılları-fikirleri ekonomik kalkınmadadır. Doğrudur!
Ama Türkiye’nin 1923-1939 arasındaki kalkınma hızı, 1950-2010 arasında ulaşılan kalkınma hızından çok daha fazladır. Demiryolları, iplik ve dokuma fabrikaları, şeker ve çimento fabrikaları CHP’nin eserleridir. Türk ağır sanayisinin anası olan Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın temeli 3 Nisan 1937’de atılmıştır. Cumhuriyet kurulduğunda kişi başına düşen milli gelir 43 dolar iken 1939’da 90 dolara çıkmıştır. İmalat sanayisinin GSMH’daki payı 1929’da yüzde 9 iken 1939’da yüzde 17’ye yükselmiştir. Demokrat Parti’nin 1950’den sonra başlattığı savruk ve hesapsız kalkınma, CHP’nin kurduğu ve yarattığı altyapı olmasaydı havada kalırdı. 1960’dan sonra gerçekleşen ekonomik kalkınma da Planlama’nın eseridir.
***
CHP’nin kurduğu Cumhuriyet olmasaydı, Pakistan, Afganistan, Yemen ve öteki İslam ülkelerinden bir parmak ileri gidemezdik. Nankörlük erdemsizliktir, fazilet yoksunluğudur. Nankör adama güvenilmez!