“NEWROZ” TÜRKİYE’Yİ BÖLÜYOR

Kimilerinin “Kürt Sorunu” dediği duruma ben “PKK Fesadı” diyordum. Ne var ki ve ne yazık ki son olaylar ve Demokratik Toplum Partisi (DTP)’nin eylemleri ve yöneticilerinin sözleri Kürt Sorunu ile PKK Fesadı’nın artık bitişmeye ve özdeşleşmeye başladığını da gösteriyor.
***
Bu arada ve aynı bağlamda, özellikle üniversite hocalarına bir serzenişte bulunacağım: Akademik yazma tarzının ilkelerine uygun yazmıyorlar. Ki aynı yazma tekniği ortaokullarda da öğretilir: Giriş + Gelişme + Düğüm + Sonuç. “Düğüm” öyküleme tekniğine girdiği için bilimsel yazılarda kaldırılabilir.
Örneğin bir akademisyen, bir gündelik gazetede şöyle yazıyor: “Kürt sorununa demokratik adil çözüm için, eşzamanlı olarak, şiddetin koşulsuz bırakılması ve demokratik reformların uygulamaya geçmesi, olmazsa olmaz ve geçerli koşul.”
Bu, bir giriş ve sonuç cümlesi olabilir. Her ne olursa olsun bu cümlenin “Gelişme” bölümünde açılması gerekir, ama üniversite hocaları genellikle böyle bir şey yapmazlar. Bu nedenle gelişme (serim) bölümünü ben açacağım.
***
Hocamız, PKK fesadı ile Kürt Sorunu olarak tanımladığı olguyu özdeşleştiriyor. Bilinçli ya da bilinçsiz böyle bir yanılgıya düştüğü için okurlarını da yanıltıyor: Devletin meşru silahlı kuvvetleri ile isyancı PKK (iki eşit ve meşru ordu gibi) aynı anda silah bırakacaklar. TSK bunu yaptığı durumda meşruiyetini yitirmez mi ? Hocamız bunun farkında bile değil.
Öte yandan uygulanmaya geçmesi gereken demokratik reformlar neler, bunların tek tek sayılması gerekmez mi? Bu reformların hangisi özel, hangisi genel?
Hocamız bunların hiçbirini yapmıyor! Oysa, bunların tek tek adlandırılması, tanımlanması gerek !
***
Bakın neden? Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) Eşbaşkanı konuşuyor: “Demokratik proje oluşsun, gerillayı silahsızlandırabiliriz.”
Eşbaşkan Ahmet Türk hükümete çağrıda bulunarak ekliyor: “Gelin Kürt sorununun çözümü için demokratik bir proje ortaya koyalım. Operasyonlar dursun, PKK eylemsizlik kararı alsın!”
Ahmet Türk, sanki, bir PKK temsilcisi gibi konuşuyor. Kendi partisi DTP ile PKK’yı özdeşleştiriyor, aynılaştırıyor.
Ahmet Türk belki de PKK ile DTP’nin birleşmesini demokratik proje içinde görüyor. Kim bilir? Bunu, PKK fesadı için demokratik ve adil çözüm isteyen akademisyenlere sormalı.
***
Avrupa Birliği koşullarından olan “Anadil ve lehçelerin özgürce öğrenilmesinin önünde engellerin kaldırılması”nın anadilde öğretim anlamına gelmediğini dile getiren herhangi bir aydın yazar ve üniversite hocası anımsamıyorum. Gerçekleri ve doğruları yazacak cesaret ve akıl yoksa “aydın”lık ve akademik unvan ne işe yarar ?
Akıl verenlerin vicdanları ve dilleri kirlendiği için, kimi Kürtler, PKK bayrağı sallamayı, APO fotoğrafı taşımayı, İzmir, İstanbul, Mersin ve Adana gibi iç göçmen olarak bulundukları kentleri yakıp yıkmayı demokratik hak sanıyorlar. Ve giderek insanların sabrını taşırıyorlar!