NİHAT ZİYALAN, YILMAZ GÜNEY VE BEN

Okurlarıma tarih, ekonomi, siyaset ve benzeri kitaplar salık veririm ama şiir, roman ve edebiyat kitapları için kesinle böyle bir şey yapmam. Edebiyat benim için mahremdir. Ancak çok yakınlarıma açılırım. Ama bugün bir şiir kitabından ve yaşayan en eski edebiyat arkadaşım Nihat Ziyalan’dan söz edeceğim. Nihat gelince Yılmaz (Pütün/Güney) da gelir !
***
Nihat Ziyalan’ın Yasakmeyve Yayınevi yayınlarından çıkan yeni şiir kitabı “Tomurcuk Sevda”dan bir şiirin başlangıç bölümünü laf açılsın diye aşağıya aktarıyorum:
“Kulağım yağmurda / içim tıp tıp / aman Allahım / akar biraz sonra.// Merdiveni bir solukta inip / aşağıdan leğeni, / kovayı, tencereyi çıkardım. // Yatakta dönerek / ‘işe bak’ dedi Özdemir, / ‘biraz önce yıldızlar görünüyordu / kiremit kırıklarından.’ // Islanmasın diye tartışmamız / yorganı çekiştirerek yetişti Yılmaz : / ‘Evin üstüne şemsiye açmalı’.”
***
Şiirden anlaşıldığına göre, Mersin’den Adana’ya gelmişim, Küçük Saat’ın ordaki otelin yerine Nihat’ların evindeyim bir gece. Yılmaz Pütün (Güney) de var. Yıllar 1953 ya da 1954 olabilir. 1952 de olabilir ama emin değilim.
Adana’da o yıllarda onlarca genç edebiyatçı vardı.Üç edebiyat dergisi yayınlanıyordu : Güney, Salkım ve Yağmur. Benim ilk şiirim 1953 yılında Yağmur dergisinde yayınlandı. 17 yaşımdaydım. Nihat da 17. Yılmaz’ın nüfus kağıdında 1937 yazıyordu ama daha büyüktü.
İlkin Nihat Ziyalan ile tanıştım. Tanışmamız bir edebiyat matinesinde olmalı. Nihat da şiir yazıyordu. Yılmaz’la beni Nihat tanıştırdı. Nihat bizim akıl hocamızdı o sıralar.
Bir gün, Mersinli şair, yazar ve ressam adaylarının dershane ve kıraathane olarak kullandığı Akkahve’de pipo tüttürerek oturuyordum. 16 yaşımda pipo içmeye başladım, hâlâ tüttürüyorum. Yılmaz elimi kerpeten gibi sıktı. Ve böylece ömür boyu sürecek “Üçlü” kuruldu. Adana-Mersin arasında her hafta gidip geliyorduk ama üçümüz de henüz Torosların ötesine, Urum memleketine gitmemiştik. Ne Istanbul’a, ne Ankara’ya…
***
Ama Türkiye’nin en önemli dergisi, Vedat Günyol’un yayınladığı Yeni Ufuklar’da yazıyorduk. Ben Ankara’da yayınlanan Kaynak’ta da yazıyordum. İlk telif ücretim olan 10 lirayı Yücel dergisinden almıştım. Nihat, İkinci Yenicilerin Ankara’da yayınlanan Pazar Postası’nda yayınlamaya başlamıştı. Edebiyat tarihçileri atlamıştır ama Nihat, İkinci Yeni şiirinin en önemli kurucularından biridir.
Yılmaz, sanırım 1954’ten itibaren Yeni Ufuklar’da öyküler yayınlamaya başladı. Bir yıl sonra Onüç dergisinde yayınlanan bir öykü yüzünden 1956 yılında mahkum oldu.
1955 yılıydı. Adana’da bir kebabçıda kebap yiyip şarap içiyorduk. Aramızdan biri “On yıl sonra bizi bütün Türkiye, yirmi yıl sonra bütün dünya tanıyacak!” dedi. Şerefe kadeh kaldırdık.
***
Yılmaz şimdi Paris’te Père Lachaise Mezarlığı’nda yatıyor. Dargındık son beş yıldır. Ama son günlerinde, benim çevirdiğim, Michel Del Castillo’nun “Karar Gecesi”ni okuyormuş. Film yapmayı düşünüyormuş. Nihat, AST Tiyatrosu’nda oyunculuk yaptı. Çok yakışıklıydı. Sinemaya soktuk. Ama şanssızdı, tutunamadı. Şimdi, 27 yıldır Sidney’de yaşıyor. 73 yaşında !