ORTAK AKIL VE DEVLET AKLI

 

Arada bir, sabahın erken saatlerinde eski kitaplarıma şöyle bir göz atarım. İman tazelemek için, yoldan çıkmamak için. Bu sabah da, bu yazının üçüncü kez başına oturmadan önce, Şiirde Devrim adlı kitabıma göz atarken, 1999 yılının mart ayında Papirüs dergisinde yayınlanmış bir söyleşide söylediğim bir cümle dikkatimi çekti: “Çağının çağdaşı olan, yazma eyleminin bireysel ve örgütsel sorumluluğunu kavramış bir yazarın yapacağı ilk iş, ‘sürü’den ayrılmak ve ‘yalnız kurt’a dönüşmektir(İş Bankası Kültür Yayınları, s.218) demişim. Utanmadan itiraf etmeliyim ki kendimi tarif etmişim. Önümdekini ısırmak, arkamdakini tepebilmek özgürlüğüne sahip olabilmek için yalnız kurt olmayı ve öyle kalmayı seçtim. Ancak bunun bedeli çok ağırdır, hamal olmak gerekir.

Edebiyat ortamında olduğu gibi gazete yazıcılığının siyasal ortamında da,  siyasetçiler ve yazıcılarla %99,9 oranında ilişki kurmakta güçlük çektim. Güçlük çektim, çünkü ortak dil kullanmıyorduk, onların kullandıkları sözcük ve deyimlerin ne anlama geldiğini anlamak için tercüme etmem gerekiyordu. Tercüme ettiğim zaman karşıma, içi boş tenekeler gibi ses çıkartan kof belagat (retorik) örnekleri çıkıyordu. Çıkıyor!

İçten olun ve itiraf edin: “Ortak Akıl” ve “Devlet Aklı” deyişlerini duyduğunuz zaman hiç tüyleriniz diken diken oldu mu? Olmamıştır, çünkü bu ülkenin okur-yazarlarının %99,9999999’u bu deyişleri duyunca, anladığını sanıyor ve kendinden geçiyor. Bu nedenle de siyasetçilerin ve gazete yazıcılarının (Ahmet Cemal dışında) tamamı bu deyişleri kullanarak entellekdübek havalarına giriyor.

Hele şu 16 Eylül 2001 tarihli Hürriyet Pazar’da yayınlanan yazımı okuyun da, daha sonra işimize bakarız:

HÜRRİYET, 16 EYLÜL 2001

AK PARTİ’NİN KOLLEKTİF AKLI

Franz Kafka’nın Değişim adlı romanının kahramanı Gregor  Samsa, bir sabah uyandığında kendini hamamböceği olarak bulur.

Bizim teokratik devlet mecnunu, şeriat düşkünü, ümmet meftunu, Arapperest Siyasal İslamcılarımız da tıpkı Gregor Samsa gibi, bir sabah uyanınca kendilerini “muhafazakar demokrat” olarak bulmuşlar.

“Bulmuşlar” diyorum, çünkü bu değişimin herhangi bir tanığı yok. Kendi sözleri. Kendi sözleri olunca da, sabıkaları olduğu için, inanmak biraz zor. Kimse kendilerinden değişmelerini istemedi. Çok önemli bir nedeni olmalı ki, ağır suç işledikleri  için yıllarca hapiste kalmış sabıkalılar gibi “Biz değiştik!”  diyorlar.

R.T. Erdoğan & Arkadaşlarının değişip değişmemelerin aslında beni ilgilendirmemesi gerekir. Ne var ki, Cumhuriyet ve başta laiklik olmak üzere cumhuriyet ilkelerini içlerine sindirmeleri hem kendilerinin hem de ülkenin yararına. Bu nedenle, değişim bu bağlamda ise, buna kayıtsız kalmam olanaksız.

Bu konuda düşünmeyi sürdürelim: AK Partisi’nin başkanı R.T. Erdoğan, roman kahramanı Gregor Samsa gibi bir mutasyona uğrayıp değişti diyelim. Abdullah Gül, Abdüllatif Şener, Bülent Arınç ve öteki zevat nasıl olup da hep birlikte koro ve kitle halinde değiştiler? Aynı anda yumurtadan çıkarak kanatlanıp uçan kelebekler gibi.

Bunun da cevabı hazır. Akılları gibi (akılları kollektifmiş) değişimleri de kollektif bunların. Her şeyleri kollektif: Gözleri, kulakları, ağızları, elleri, ayakları… Her şeyleri kollektif!  İlk kez Parti’nin kuruluş basın toplantısında “Kollektif  Akıl”dan söz etmişti R.T. Erdoğan. 26 Ağustos 2001 tarihli Akit gazetesinde yayımlanan röportajında da bu kavramı kullanıyor, (Gazetenin muhabirleri Serdar Arseven ile Kenan Kıran ortaklaşa soruyorlar:

“Ak Parti, seçime kadar herhangi bir koalisyonun içinde yer alabilir mi? Böyle bir teklif gelse…”

R.T. Erdoğan yanıtlıyor:

“Bu benim tek başına karar verebileceğim bir konu değil… önce de söyledim. Biz bir kollektif aklın temsil edildiği bir parti olacağız… Bu konu gündeme gelirse, oturup, kendi aramızda konuşuruz… Bu konuda konuşmak için çok erken.”

R.T. Erdoğan’ın “Daha önce söyledim” dediği cümle de şu:

“Bir diğer özelliğimiz, tekelci liderlik anlayışına son vermekdir. .. Kollektif aklın temsil edildiği bir liderlik anlayışını benimsiyoruz.”

“Kollektif Akıl!” kavramı gündemin hayhuyu arasında dikkatlerden kaçtı. Oysa basının, öteki politikacıların, siyasetbilimcilerin, toplumbilimcilerin duydukları zaman tüylerini diken diken etmesi gereken bir kavram bu. R.T. Erdoğan bu kavramı anlamını bilerek mi kullandı, bilimsel konuşma merakını tatmin tatmin için mi, yoksa “ilmî malûmat-ı zaruriyye” sahibi olduğunu dosta düşmana kanıtlamak için mi?

“Kollektif Akıl” kavramını kullanma gerekçesi ne olursa olsun, yandık ki nasıl yandık. Kollektif Akıl’ı temsil eden liderlik ebedîdir. Kendisini seçen kollektif aklı temsil ederken, kolleklif akla dönüşüp bizzat kollektif akıl olacağı için bir daha yerinden kımıldamaz. Kollektif akılla tekelci liderlik anlayışına son vermek bir yana, kollektif akılla tekelci liderliğin daniskası kurulur.

Peki ama “Kollektif Akıl” da neyin nesi? “Kollektif Akıl” nasıl bir akıl?

Kollektif’in anlamı “Ortak, ortaklaşa; toplu, topluca.”

Yani kollektif akıl, “Ortak Akıl” anlamına geliyor.

“Ortak Akıl” diye bir kavram yok felsefe ve sosyolojide, buna karşılık “Ortak Bilinç” var. Emile Durkheim gibi idealist sosyologlar, bireyüstü ve ayrı bir varlığa sahip olduğu varsayılan üstün bir bilinç olduğunu savunurlar. Bilinç hayatının en yüksek biçimi olan bilinçlerin bilinci.

Kollektif akıl da, demek ki, en yüce akıl, akılların aklı anlamına geliyor. Mülkiyetin, bilincin, çıkarın, psikolojinin, taşkınlığın “Ortak” olabileceğini aklım kesiyor da aklın ortaklığı pek zor. İlkin akıl akılsa ortaklaşa olmaz. Akıl bireyselleştikçe akıllaşır. Akıllı bir insanın ortak aklın iradesini kabul edebilmesi için aklını yitirmesi gerekir. Kendi aklından vazgeçip bir ortak aklın yönetimine girmek ne demek? “Aklını yitirmek, mümin olmak, iman etmek,” demek. İradesi özgür olmayan, aklı özgür olmayan, bir ortak aklın direktifleriyle karar veren insan topluluğunun demokrasiyi bulması, yaşatması mümkün mü?

Ortak (Kollektif) Akıl’ın vardığı noktayı en iyi Erbakan Hoca belirliyor ve “Lidere itaat farzdır” diyor.

Ortak Akıl, demokrasilerde değil, teokratik düzende, faşizmde, totaliter rejimlerde geçerlidir. Onlar tarafından yaratılır ve onları yaratır! Ya da onları yaratır ve onlar tarafından yaratılır.

(Hürriyet Pazar, 16 Eylül 2001; Pazar Yazıları, Gendaş Yayınları, 2002, s.238)

***

Dikkatinizi çekerim: Bu yazı 2001 yılının eylül ayında yayınlanmış, AKP’nin seçim kazanmasına aylar, R.T.Erdoğan’ın başbakan olmasına da birkaç yıl var. R.T.Erdoğan’ın “Kollektif Akıl” lafını duyan ve yutmaya hazır “ana rahmine haklı düşenler” tayfası (rüzgar gülü naylon solcular, liberaller, neo-liberaller sürüsü) bu lafta bir hikmet bulmak için tavuk gibi eşinmeye başlamıştı. Kaşarlanmış, onursuz budalalar! Şimdi de kalmışlar, “Biz bunlara kandırıldığımız için inandık!” diyorlar. Çocuk musunuz, cahil misiniz ki kandırıldınız?  Bre ahlaksız adamlar ve kadınlar, peki AKP’ye inanmayanları  “dinozor” olmakla, çağın dışında düşmekle neden suçladınız!?

Size “Ortak Akıl”ın ne anlama geldiğini anlatmışım, ki eşekler bile anlayabilir! Ha bu yazıyı okumadınız mı? Okudunuz, okudunuz, bal gibi okudunuz!

Fransızcada, acaba ortak akıl anlamına gelecek “La Raison Collective” var mı diye bunca yıl sonra bir kez daha araştırma yaptım ve internette Fabien Vayssière’in “Raison collective et progrès économique : la théorie du cycle de François Simiand” adlı yazısını buldum.

Bizim âlimciler, her gördükleri sakallıyı dedeleri sandıkları için “la raison” sözcüğünü gördükleri zaman, Pavlov’un köpekleri gibi, akıllarına “akıl” sözcüğü gelir. Yahu insan üşenmez sıradan bir sözlüğe bakar ve “Neden, sebep, hikmet” anlamına da geldiğini görür. Yukarıdaki cümlede (ekonomistler elbette daha iyi bilirler ya) “Ortak neden”, “Ortak çıkar” anlamına geliyor: “Ortak çıkar ve ekonomik ilerleme: François Simiand’ın  çevrim kuramı”.

Daha önce de söylediğim gibi, ortak yarar, ortak çıkar, ortak amaç olur da “ortak akıl” olmaz. Ortak akıl olur ama şöyle olur: Hepsi aynı şeyi düşünen kadro aralarından birinin aklını kendi akılları sayarlar, onun aklıyla düşünmezler, onun ağzından çıkanı ayet kabul ederler. Bu şöyle olur! Olduğu zaman da bu düşünce, bu akıl düzenine, düzeneğine faşizm denir. Sürü aklıdır, koyun aklıdır.

AKP’li “ortak akıl” diyorsa, Baş Yüce R.T.Erdoğan’ın aklını işaret ediyordur. Belki biliyorsunuzdur: “Baş Yüce”, Necip Fazıl’ın yarattığı faşist başbuğ ütopyasının en çarpıcı tipidir. Günümüzde artık ütopya olmaktan çıkmış ve R.T.Erdoğan ile cismiyyet kazanmıştır.

AKP’nin “Ortak Akıl”a sarılmasını anlamak mümkün! Peki hangi akılla CHP’liler, solcucular, televizyon taktimtörleri ve  taktimtrisleri, kıymetli ve değerli öğretim üyecileri “Ortak Akıl” ipiyle dipsiz kuyuya iniyorlar, kendilerini intihar ediyorlar?

Bu konuyu, DHA (01.09.2104) kaynaklı, Başbakan Davutoğlu’nun ilk grup toplantısında yaptığı konuşmadan bir alıntı yaparak kapatalım:

Davutoğlu, milletvekillerine seslenerek, AK Parti kadroları içine fitne sokmayacaklarını belirtti. ‘Sizce sapma olursa gelip konuşmanız gereken benim’ diyen Davutoğlu, şunları kaydetti; “Duyulan güven sadece bir makamda güç sahibi olmak için ikram edilmiş bir makam değildir. Aynı zamanda büyük bir sorumluluktur. Sizden tek bir talebim var bu sorumluluğu birlikte, omuz omuza taşıyalım. Hiçbir fani, tek başına bu sorumluluğun yükünü omuzlarında hissedemez. Ancak ve ancak kollektif bir akıl, vicdan, ortak irade bu sorumluluğu taşır. Ben sadece kollektif aklın, vicdanın temsilcisi ve sözcüsü olacağım. Bunu yaptığım ölçüde de hepinizin yanımda durmanızı istiyorum. Eğer burada ola ki sizce bir sapma, herhangi bir yanlış gördüğünüz unsur olursa gelip konuşmanız gereken bendenizim. Bu topluluk içine hiçbir şekilde kulis, lobi, fitne fraksiyon sokmayacağız.”

Konuşmanın tamamı palavra! Kollektif aklı (!) R.T.Erdoğan’a vekaleten kendisi temsil ediyor. Kollektif (ortak) akıl, R.T.Erdoğan’ın başının içinde ve bu aklın ağzından çıkan düşünce bu ülkeyi tek başına yönetiyor. Aklın ortak olanını pek beğeniyorlar ama sıra yönetmeye gelince kutsal ortaklık şırp diye sona eriyor. Sizi gidi uyanıklar sizi!

***

Efendim, internette yaptığım araştırma sırasında, Gazeteci-Yazar Hüseyin Gülerce’nin Türkiye’yi etkisi altına alan olayları, dünya gündeminden başlıkları ve son dönemde yaşanan en çarpıcı gelişmeleri her pazar saat 10:00’da Beyaz Tv’nin Ortak Akıl programında  yorumladığını öğrentim ve fevkalade memnun oldum. Bravo doğrusu!

ORTAK AKIL DERNEĞİ DUAALARLA AÇILDI

Ayrıca, haberiniz var mı acaba, bilmiyorum, Çanakkale’nin Onsekiz Mart Üniversitesi’nde Ortak Akıl Derneği kurulmuş. Bu mutlu haberi “Ek Okuma”da bilginize sunuyorum.

***

Şimdi geldi sıra “DEVLET AKLI”na: Allamecilerden biri Fransızca “La raison d’Etat”yı görmüş ve şıpın işi tercüme etmiş. “La raison” akıl değil mi, akıl; “l’Etat” da devlet değil mi, devlet; o halde al sana “devlet aklı”.

Adamım, “Akıl” insana özgü bir yetidir (meleke, yetenek, güç, özellik, hassa ve Fransızca faculté). İnsan zekası, iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı birbirinden ayırır. Bu yeti bilimsel, etik ve teknik alanlarda kullanılır.

Devlet bir “kendilik”, “zatiyet” ve Fransızca “entité”dir, yani “Bireyliği olan bir varlık gibi düşünülen şey”dir. “Devlet” gibi, “vatan” gibi.  Ama  bir “kendilik” olduğu için devletin aklı olmaz, insanın aklı olur. Devletin aklı varsa, Galata Kulesi’nin, Ağrı Dağı’nın da aklı vardır. Böyle bir şey ancak bir yapıntı (fiction, kurgu, kurmaca) olan sanat yapıtlarında olur, gerçeklikte olmaz.

İşi uzatmayalım, “La raison d’Etat” kaynaklı bir devlet aklı yoktur ama dilimizde bu Fransızca deyişin gül gibi, bal gibi karşılığı vardır: : “Devletin yararı gereği”, eski deyişiyle “Hikmet-i Hükümet” anlamına gelir.

Amma ve lakin, “Hikmet-i hükümet”, (“devletin yararı gereği”) hiç de tekin bir anlayış değildir. “Hikmet-i hükumet!” ya da  “devletin yararı gereği” deyiver  ve orada dur!

Devlet, hikmet-i hükümet (devlet yararı gereği olarak), yüce bir kriter namına, hukuku ihlal edebilir, ona tecavüz edebilir demektir.

“Hikmet-i Hükümet” (La raison d’Etat) deyimi Rönesans’tan itibaren kullanılmaya başlandı ve başta Machievelli olmak üzere birçok yazar bu deyimi kitaplarında işledi.

Mithat Sancar’ın “Devlet Aklı Kıskacında Hukuk Devleti” adlı kitabının bir tanıtım yazısında şöyle bir yer var :  “Hukuk devletinin tarihsel çerçevesi ve anlamı nedir? Bizzat devlet olma sıfatının meşruluğu garanti ettiğini varsayan “Devlet Aklı” (veya hikmet-i devlet), hukuk devletinin gerçekleşmesinin önünde nasıl bir engeldir? Yasallık, devlet uygulamalarını meşru kılmaya yeter mi?”

Anlaşılan, kitabı okumadığım için bilemiyorum, Mithat Sancar , “Susurluk Skandalı”nı hükümetin “Hikmet-i Hükümeti” (“Hikmet-i  Devlet” diye bir deyiş yoktur. Ö.İ.) olarak görmektedir. Ancak, tanıtım metninde yer alan,“Devlet Aklı’nın sultası altındaki hukuk devleti ve insan hakları pratiği, kendini nihayetinde yargı sürecinde açığa vuruyor” cümlesi, muhterem yazarın “Devlet Aklı” ile “Hikmet-i Hükumeti” eşanlamlı sandığını (saydığını) göstermektedir ki bu ilişki kesinlikle yanlıştır.

Yaptığım internet araştırmasında iki doğru kullanım saptadım. Birinci örnek: Dücane Cündioğlu’nun Hikmet-i Hükûmet” başlıklı yazısından alındı.

“Hikmet’ten anladıkları, olsa olsa Fransızların ‘La raison d’état’ (“Devlet” “Etat” olarak büyük harfle yazılır Ö.İ.) tabirinden anladıkları ölçüsündedir. Osmanlı, bu tabiri ‘hikmet-i hükûmet’ diye kendi dünyasına aktarmıştı. Yenisini henüz uyduramadılar. Burada ‘raison’, hikmet’ten çok, meşrulaştırma, kılıfına uydurma, devlet (güç) olmanın gereğini yapmak demek. Bu düzeydeki hikmet’ten ise umumiyetle adalet değil, zulüm sadır olur. Hem kendine hem başkalarına!

Oysa adalet dairesinin ilk cümlesi şöyle başlar: Adl mucib-i salâh-ı cihandır! Yani adalet dünya barışının zorunlu sebebidir.”(Dücane Cündioğlu, Yeni Şafak, 19.04.2009)

Dücane Cündioğlu “Hikmet-i Hükümet”i, dolayısıyla “La raison d’Etat” doğru kullanıyor.

İkinci örnek Ömer Laçiner’in “AKP, ‘hikmet-i hükümet’ ve Siyaset” başlıklı yazısından alındı:

“Sadece Türkiye’de değil, bütün “demokrasi”lerde siyasal iktidarı kullanan kadrolar, bazen hattâ çoğu kez somut bir gücü, kurumu da işaret etmeyen bir devlet veya ‘raison d’état’ -hikmet-i hükümet- kavramı ya da faktörünü öne sürerek bunu inanç veya vaadlerinin tam tersini yapmalarının kılıfı olarak kullanırlar. Yani söz konusu olan, Türkiye’ye özgü bir ‘realite’nin ötesinde, genel olarak demokrasiler için elzem, zorunlu addedilen bir ‘dolayım ögesi’dir.

…………………………………………………………………………………

Şüphesiz bu ‘hikmet-i hükümet’e ya da ‘derin devlet’e atfedilen hükümet karar ve uygulamalarının tümü de geçerli ideoloji veya değerlere, hükümetlerin seçmenlerine sunduğu programa aykırı değildir. Bunların ortak özelliği, açıklanmaktan, tartışma konusu ve dolayısıyla “halkın onayı” koşulundan muaf olmalarıdır.” (Birikim, Sayı:183)

Ömer Laçiner de hikmet-i hükümet (La raison d’Etat) ile derin devleti özdeşleştirerek biraz ileri gidiyor. Hikmet-i hükümet, işlerini gördürmek için, belki, derin devleti kullanabilir ama bizzat eşanlamlı değildir.

SONUÇ OLARAK, siyaset, medya ve hatta akademik ortamda, yanlış kullanılan ortak akıl, devlet aklı gibi deyişlerin kültürel ortamda, düşünce katmanlarında hiçbir karşılığı yoktur. Olsa olsa yeni başbakanın örnek olduğu gibi, laf salatasından ibarettir.

“Hiçbir fani, tek başına bu sorumluluğun yükünü omuzlarında hissedemez. Ancak ve ancak kollektif bir akıl, vicdan, ortak irade bu sorumluluğu taşır. Ben sadece kollektif aklın, vicdanın temsilcisi ve sözcüsü olacağım. Bunu yaptığım ölçüde de hepinizin yanımda durmanızı istiyorum.”

Kollektif (ortak) akıl, bir kitlenin, bir sınıfın, bir siyasal partinin ya da milletin ortak aklı olamaz. Böyle bir akıl yoktur. Olsa olsa, diktatörün, bir kitleye, bir sınıfa, bir siyasal partiye ve milletin bir bölümüne şu ya da bu şekilde ama genellikle zorba yöntemlerle kabul ettirdiği kendi aklı vardır. Ahmet Davutoğlu, bir başbakan olsa da, herhangi bir ortak aklın somutlanmış, cismiyyet kazanmış hali değildir. AKP’ye ait ortak aklın sahibi ve faili Baş Yüce R.T.Erdoğan’dır. Ortak Akıl, kullanıldığı haliyle, insan ve toplum karşıtı muzır bir akıldır. Akılsızlıktır!

Gerçekten demokratik rejimlerde “hikmet-i hükümet”in ayağı bukağılıdır. Ancak “ortak akıl”la yönetilen faşist ve totaliter ülkelerde, hikmet-i hükümet ile ortak akıl aynı adreste otururlar ve “Derin Devlet”i dünyaya getirirler.

Bu nedenle küncü (susam) kadar aklı olan insanların bile “Ortak Akıl” ve “Devlet Aklı” gibi cafcaflı ama son derece tehlikeli deyimleri kesinlikle kullanmamaları gerekir.

Benden söylemesi!

Yazımın başında, “Çağının çağdaşı olan, yazma eyleminin bireysel ve örgütsel sorumluluğunu kavramış bir yazarın yapacağı ilk iş, ‘sürü’den ayrılmak ve ‘yalnız kurt’a dönüşmektir” diye kendimden bir alıntı yapmıştım. Doğrudur, yazınsal düşünce ve yaratının ortaklığı olmaz. Çünkü bilim ve sanatta ortaklık olmaz. Bilimde belki birliktelik ve imece olur ama ortaklık olmaz. Özgür, bağımsız, bukağısız ve yularsız bir yazar Ortak Akıl’a da, Hikmet-i Hükumet’e de, Devlet Aklı’na da karşıdır.

Özdemir İnce

15 Ekim 2014

—————————————————————————————————————–

EK OKUMA:

—————————————————————————————————————–

ORTAK AKIL DERNEĞİ BİNASI

ORTAK AKIL DERNEĞİ 

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nin aktif öğrenci kulüplerinden Ortak Akıl Topluluğu’nun üyeleri tarafından kurulan Ortak Akıl Derneği’nin kent merkezinde açtığı dernek merkezi yapılan törenle hizmete girdi.

Saat Kulesi Meydanı’nda ki merkez binasında gerçekleştirilen törene AK Parti Çanakkale Milletvekilleri Mehmet Daniş ve İsmail Kaşdemir, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner’in yanı sıra siyasiler, kurum temsilcileri, öğretim elemanları ve öğrenciler ile dernek üyeleri katıldı.

Açılış konuşmasını yapan Ortak Akıl Derneği Başkanı Vural Bulut “Ortak Akıl milli manevi değerler ışığında dayanışma şuuru geliştirmek, insan hak ve hürriyetleri konusunda ortak bir paydada buluşup faaliyetler yapmak amacıyla Çanakkale Onsekiz Mart Üniveristesi öğrencisi gençler tarafından kuruldu. Ortak Akıl Derneği, vatana ve millete hayırlı olmayı dert edinmiş, insanlığa hizmet etmeyi de mutluluk bilenlerin buluştuğu yerdir. Derneğimiz bu amaç doğrultusunda diğer dernek yada kuruluşlarla ortak çalışmalar yaparak, kurs, seminer, konferans, panel, sempozyum gibi eğitim çalışmaları düzenlemeyi amaçlamaktadır. Bundan sonra, ‘Kim var? ‘ diye seslenilince, sağına ve soluna bakmadan fert fert ‘ben varım! ‘ cevabını verici, her ferdi ‘benim olmadığım yerde kimse yoktur! ‘ fikrini besleyici bir dava ahlâkına kaynak genç nesil olarak hizmet etme amacındayız” dedi.

Açılışta bir konuşma yapan AK Parti Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş “ Bu işin başında bulunan müteşebbislere, derneğin oluşumuna katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Sadece Çanakkale adına değil, insanlığın ortak değerlerine katkı yapabilecek bir müessesenin açılışındayız.  Böyle bir çatının var olması kentimiz adına, hepimiz adına bir övünç kaynağı olacaktır.” dedi.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner ise derneğin açılışında yaptığı konuşmada “Ortak Akıl üniversitemiz bünyesinde bir öğrenci topluluğu ismiydi. 200’ün üzerinde öğrenci topluluğumuz var. Dernekleşen ilk topluluk oldu. Çağımız örgütlenme çağı. Eğer örgütlenmezseniz, yaşama katılmazsanız ister genç olun ister yaşı ilerlemiş bir insan olun başkasının tercihlerini yaşamak durumunda kalıyorsunuz. Biz öğrencilerimizin sokak eylemleri yaparak, bağırarak-çağırarak değil yumrukları sıkarak değil yumrukları açarak karşılıklı masanın etrafında konuşabilir hale gelerek ülke sorunlarına katkı vermesini arzu ediyoruz. Yapıcı şekilde görüşlerimizi birbirimize aktarmamız gerekiyor. Derneğin ismi de o anlamda hoş, uygun olmuş. Ortak Akıl. Sadece bir kişinin iki kişinin aklı değil, hepimizin ortak buluşabileceği çok sayıda konu var. Mutabık olduğumuz çıkarlarımız var. Onların ortaya çıkmasında çok büyük katkılar sunacaklarını düşünüyorum. Biz bütün öğrencilerimizin dernekleşmesini teşvik ediyoruz. Elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyoruz. Ortak Akıl Derneği’nin bu anlamda bir ilk olmasını ama son olmamasını temenni ediyorum. Öğrenci kardeşlerimizi ve onlara yardımcı olan öğretim elemanlarımızı da tebrik ediyorum. Çok güzel bir iş çıkardılar. Bundan sonra Çanakkale hayatına ve ülke hayatına daha fazla katkı bekliyorum.” dedi.

Yapılan konuşmaların ardından dernek merkezi, dernek yönetim kurulu üyesi Arş. Gör. Osman Durmaz ‘ın yaptığı dua ile hizmete açıldı. (Kaynak: Internet)

——————————————————————————————————————————————————————————-