ÖZDEMİR İNCE / BİR İLLEGAL TKP’LİNİN MEKTUBU

28 ve 30 ekim yazılarımı okuyan, uzun yıllar politik sürgünlük yaşamış bir dostum
(A.E)’den bir mesaj aldım. Oportünist hacıyatmazların suratına tokat gibi inen mektubu olduğu gibi yayınlıyorum:
***
“Ben, bildiğin gibi illegal denilen TKP’nin üyesiydim. Şimdi geriye dönüp bakıyorum ve şunu düşünüyorum : Dün yanlış politikalarıyla TKP’yi likide eden likidatörler özeleştiri yapacaklarına şimdi çıkmışlar “pisliğimizi nasıl örtüp de yeniden siyasi moda piyasasında show yaparız”derdindeler. “Likidator” bizim literatürde örgütü, partiyi halktan soyutlayarak, yanlış, sol ya da sağ sekterizmle dağıtıp bitirene denir. Bunun tarihte örnekleri görülmüştür: Amerikan Komünist Partisi 2.Dünya savaşından sonraki dönemde sağ politikalar nedeniyle likide edilmiş, daha sonra toparlansa da belini doğrultamamıştır. Likidasyona en yakın örneklerden biri de İran’da kendini mollaların kuyruğuna takarak adeta onlara teslim olarak partiyi likide eden TUDEH yönetimidir. Tabii partinin sayısını bilemediğim kadar üyesi ve sempatizani bu hatayı hayatlarıyla ödediler.”
***
“Şimdi gelelim bize : Türkiye Komünist Partisi tarihinin hiç bir döneminde din karşıtı bir söylemle halkın karşısına çıkmamıs, örgütlenmesini halkın somut çıkar ve çelişkilerinden yola çıkarak sürdürmeye çalışmıştır.TKP 1974’den sonra yeni Genel Sekreter İsmail Bilen’le baslattığı “atılım”da halktan büyük sempati topladı. İşçiler, köylüler bizler için “komunistler ama iyi çocuklar, bizim haklarımızı savunuyorlar” diyorlardı.TKP gerek sendikalarda, gerek öğretim kurumlarında ciddi bir örgütlenme düzeyine ulaştı. Ancak TKP halkın kendisine verdiği bu desteği doğru yönetemedi, özellikle Nabi Yağcı ve Zülfü Dicleli türü oportunistler bir kemirgen gibi partiyi yedi, bitirdi. Bunlar İsmail Bilen’i de kullanarak kendileri dışındaki her sosyalist örgütü (ki buna TİP,TSİP de dahil) ajanlık ve provakatörlükle suçladılar. Bu politikanın yanlış olduğunu söyleyen partilileri ve örgütleri dağıttılar. Maaş aldıkları Sovyetler Birliği Komünist Partisi’ne gidip “Bunlar anti-sovyet” diye iftira attılar.
Bu yönetici arkadaşlar dönemin hesabını verdiler mi? N’apıyorlar? Burjuva devrimciliğinin bile gerisine düştüler. Şimdi “eski efendi öldü yaşasın yeni efendi” diyorlar. Eski efendi Sovyetler’di, yeni efendi ABD. Eskiden Marx vardı, şimdi Fukoyama var. Eskiden rapor verip istihkak sağladıkları Sovyetler Türkiye masası vardı, şimdi Soros var. Evvelden anti-sovyet’ idik, simdi anti-demokrat olduk.”
***
“Eski TKP neden mi yenildi?Tabii, bu iki cümlede yanıtlanacak bir soru değil. Ancak şu kesin : Din karşıtı ya da halkın dini değerlerine karşı olduğu için değil. Evet biz yenildik. Ancak biz Sovyetler bittiği için yenilmedik . Sovyetlerin bitmesi, bizim, burnundan kıl aldırmaz oportünist yöneticilerimiz için bir kurtuluş oldu. Artık onlar kendilerine yeni efendiler buldular, buluyorlar. Onlar için önemli olan ekmek kapılarının kapanmamasıdır.
Benim gibi bu partiye, devrimci harekete her şeyini vermiş, sosyalizmin bitmediğini, bir gün kaçınılmaz olarak galip geleceğini bilen, belki, binlerce devrimci 12 Eylül darbesinin faturasını ödedik. Ama birer yurtsever olarak başımız dik, alnımız ak. Ülkenin demokrasi yolunda attığı her adımda bizim de değeri bilinmemiş emek ve çabalarımız var !”