ÖZDEMİR İNCE-İSLAM VE SOL POLİTİKA

Sadece illegal TKP emeklileri değil, bir de medyanın genç ultra liberal bilgiçleri var. Nasıl da güzel akıl verirler, oylarını almak için Müslümanların nasıl mandepsiye bastırılacağına dair reçeteler yaparlar ki kocakarı ilaçlarından da etkilidir !
***
Geçmişte sol politikanın içinde bozguna uğrayanlar kendilerini aklamak için birbirinden ilginç reçeteler veriyorlar. Bunlardan biri, illegal TKP’nin yöneticilerinden olup Yeni Demokrasi Hareketi’nin kurucularından Zülfü Dicleli “Sol hep din düşmanı oldu” (Taraf gazetesi, 20.07.09) diyor. Ardından müthiş (!) bir çözüm önerisi de getiriyor: “Sol dinle ilişki kuracak” diyor. Muhteremin elini tutan mı var ? Bir modern, küreselleşme ile özdeşleşmiş sol parti kursun, partisine İslam’ı rehber yapsın, biz de sonucu görelim.
Laik, demokrat ve cumhuriyetçi bir sol parti, Kuran İslamı’nı bir yana bırakılım, Halk İslamı’nın hurafeleri ile nasıl ilişki kuracak. Bunu kanıtlamak, ilişki kurmanın olanaksızlığına inanlara değil, ilişki kurmayı gerekli görenlere düşer. Yani Zülfü Dicleligiller’e.
Zülfü Dicleli, anlaşılan temelleri XI. yüzyılda büyük Selçuklu veziri Nizamülmülk (1018-1092) tarafından atılan siyasal hurafeden habersiz. Kendisine Dergah yayınları tarafından yayınlanan “Siyasetnâme”nin, öteki adı “Siyeru’l-mülûk” olan kitabın 45.fasılını okumasını salık veririm. Nizamülmülk, kapıya külahını asan herkesin dönemin solcuları olan Mazdeklerin karılarını kolayca becerebileceğini yazar. Bununla yetinmez, bir Mazdek evine konuk gelen erkeğe, karnı doyurulduktan sonra evin kadınının sunulduğunu da yazar.
Zülfü Dicleli, anlaşılan, 1960-70 dönemi İslamcılarının, Türk-İslamcı demokratlarının (!) Türkiye İşçi Partililerin boynuna astığı yaftanın kaynağını hiç araştırmamış.
***
Solun sorunu dinle siyasal ilişki kurmamak değil. Böyle bir ilişkiye zaten gerek yok. Sorun Demorat Parti’den başlayıp AKP’ye kadar, bütün İslamcı ve muhafazakar partilerin 1945’ten bu yana İslamcı hurafelerle, tarikatlarla, tarikat şeyhleriyle siyasal ilişki kurmalarında. Solun da dinle ilişki kurmak bağlamında bu türden bağlantılar araması mı isteniyor ? Galiba isteniyor. Sol böyle bir işe giriştiği andan itibaren sol olmaktan çıkar.
Günümüz solu belki türbanı gericilik simgesi olarak görüyor ama türbancı olmayan, türban putuna tapmayan kesimin Türkiye Müslümanlarının yüzde 90’ını temsil ettiğini çok iyi bildiği için, namaz kılanı, oruç tutanı kesinlikle gerici olarak değerlendirmiyor.
Türkiye solunun karşısındaki en büyük engel etnik politika yapan PKK ve DTP gibi şoven milliyetçiler ile tarikatların sömürü ve sözcülüğünü yapan AKP.
AKP’nin, DTP’nin Anayasa ve Siyasal Partiler Yasası’na aykırı politikalarını eleştirip mahkum edeceklerine, sol partilerin de bu partilere benzemesini istiyorlar.
***
Bir genç bilgiç de Taraf gazetesinde (18.09.09), “Emeği sömürülen Müslüman bir işçinin ‘Ne gelirse haktandır’ diye düşüneceğine ve bu nedenle sendikal mücadeleye katılmaktan geri duracağına dair yargının dayanağı ne olabilir sizce ?” diye soruyor.
Bunun cevabını bilmiyorsa acınacak bir durum : Dünyanın hangi Müslüman ülkesinde etkili bir sendikal hareket var ? Yok ! Kayseri’de Türk-İş’e, DİSK’e üye kaç tarikatçı-hurafeci emekçi var ? Yok !
Baylar solu rahat bırakın ! Sol din düşmanı değildir ama dine dayalı bir politika da yapamaz. İsterse hiç seçim kazanmasın !