ÖZDEMİR İNCE-SOL VE İSLÂM

Siyasal mücadeleden yenik çıkan kimi solcular, bu bozgunlarının nedenini solun halkın değerleriyle ilişki kuramamasına bağlarlar. Bunlardan biri, Neşe Düzel’in (Taraf gazetesi, 20.07.09) verdiği bilgiye göre : Geçmişte illegal Türkiye Komünist Partisi (TKP)’nin yöneticilerinden olan, on yıl Doğu Berlin’de sürgün yaşayan Zülfü Dicleli. Adı geçen kişi, 1990 başında da Yeni Demokrasi Hareketi’ni kuran on kişiden olmuş.
Tipik bir “yenik-mağlup” olan Zülfü Dicleli bozgununun, bozgunlarının nedenini kendi yeteneksizliklerinde, kendi kusurlarında arayacağına en kolay ve bilinen yolu seçip fetvayı veriyor: “Sol, önce, dinin gericilik kaynağı olduğu saçmalığından vazgeçmeli. Bu ülkede halkın yaşadığı bir İslam kültürü var. Sol, İslam’la temas kurmak, barışmak zorunda” (Taraf, Pazartesi Konuşmaları, 20.07.09) buyuruyor.
***
Yenik solcuların, yenilgiden sonra hidayete erip gerçeği (!) görmeleri beni kederlendirir. İyi de, peki zat-ı âlileri illegal TKP’de memur ya da müdür iken “dinin gericilik kaynağı olmadığı”nı (!) göremediler mi aceba ? Bu konuda illegal TKP olarak bir yayınları var mıydı, ya da Bizim Radyo’dan herhangi bir yayın yapmışlar mıydı, Başyoldaş Haydar Kutlu (Nabi Yağcı)’nın talimatı ile ? Benim illegal TKP ile herhangi bir ahbaplığım olmadığı için, Zülfü Dicleli menfadan (sürgünden) ne zaman döndü bilmiyorum. Ancak ve anlaşılan, Türkiye’ye döndükten bir süre sonra Yeni Demokrasi Hareketi’ne bodoslama giderek hidayet ve fazilet mertebesine erişmiş olmalı.
Zülfü Dicleli, “İslam’la temas kurmak ve barışmak zorunda” olmanın ne anlama geldiğini bilmiyor anlaşılan. Çünkü o Karl Marx’ın “din afyondur” deyişinin pabucunu çoktan dama atmıştır. Böyle yaparak marksizmi gözden geçirmiştir (!).
Karl Marx, “Din afyondur” derken, İslam bağlamında, tarikatları, tarikat şeyhlerini, imamları, seyyidleri, seyyideleri, velileri ve evliyaları düşünmüş olmalı.
Zülfü Dicleli “Bu ülkede halkın yaşadığı bir İslam kültürü”nün ne olduğunu bilmiyor anlaşılan. Biraz tarikat ve cemaatleri incelerse halk İslamının afyondan beter eroin ve kokain olduğunu belki görür. Bu halkın yüzde bilmem kaçı, bir tarikatın müridi olarak şeyhinin bokunda keramet aramakta, eşinin tarikat şeyhi ile zina yapmasına göz yummaktadır.
***
Zülfü Dicleli ve benzerlerinin cehaletlerini gidermek üzere Faik Bulut’un üç ciltlik “İslamcı Örgütler I,II,III” (Cumhuriyet Kitapları) adlı ciddi çalışmasını okumalarını tavsiye edeceğim. Ama olur ya, çok meşgul kişiler oldukları için, vakitleri yoktur, o zaman sadece üçüncü kitabın 339-389’uncu sayfalarını okumalarına razı olabilirim. Kürt İslamcılarıyla ilgili topu topu elli sayfa. Böylece hem İslamın eroinleşmiş halini hem de Kürtçülük işlerini öğrenmiş olurlar.
Gerçek İslama değil Hurafeler İslamına inanan, arada halifeler, şeyhler, veliler olmadan Allah’a inanamayan, Peygamber’in yolundan gitmeyip tarikat ve cemaat şeyhlerinin peşinden giden mürteci Müslüman halkımızı solla barıştırmanın, daha doğrusu, solu mürtecilerle barıştırmanın herhangi bir gereği de yok. Vakit kaybıdır ! Başta Fethullah Hocaefendi olmak üzere, Nakşi, Nurcu, Kadirî, Rıfaî gibi bilumûm tarikatların şeyhlerini davaya kazandırmaları (!) yeter de artar bile ! Solu dinle barıştırma işini Zülfü Dicleli’ye havale edelim. Önce kendisini denesin ve iktidara gelsin ! Ama sol, sosyalist, sosyal demokrat ya da komünist olarak. Çünkü İslamcı olarak iktidara gelmek çok kolay !