ÖZGÜRLÜĞÜN PAYLAŞIMI

2010 yılı sonbaharında Türkiye’ye konferans vermeye gelecek olan Fransız filozof Jean-Luc Nancy’nin Özgürlük Deneyimi (Ara-lık Yayınları) adlı kitabında “Özgürlüğün Paylaşımı” başlıklı bir bölüm var: “Özgürlüğün Paylaşımı : Eşitlik, Kardeşlik, Adalet”.
Hürriyet’te yayımlanan yazılarımda, okurla arama girecek her türlü yabancılaş(tır)madan kesinlikle uzak durmak istiyorum. Edebiyat ve felsefeyi edebiyat dergilerine bırakıyorum. Edebiyat dergisinde, özgürlükle ilgili olarak şunları yazabilirim :
“Eksiksiz özgürlük yalnızlıktır ve tek mekânda yaşamaya mahkûmiyettir. Belki yalnızlıktan da öte bir durum ve konum: Teklik, tek oluş, tek kalış. Tek kalarak nasıl eşit ve kardeş olacağız? Din belki kardeşliği sağlayabilir, belki, ama özgürlüğü ortadan kaldırarak! Öteki dinlerle çatışarak hangi kardeşlik?” Can sıkıcı lâflar!
***
Tarikat ehli, “Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır” diyor. Ne olacak şimdi? Müritler kendi aralarında belki eşittir ve kardeştir (gene belki) ama kesinlikle özgür değildir. Şeyhin varsa ona biat ve itaat edeceksin. Oysa özgür insan ne biat ne de itaat eder. Özgür insan bilinciyle, özgür iradesiyle seçer. Ben kişisel olarak bir şeyhe biat ve itaat edeceğime, beni baştan çıkarmak isteyen şeytanla savaşmayı yeğlerim. İnsana yaraşan da budur.
Kendinizin bir maçta olduğunu, tribünlerde taraftarı olduğunuz takıma ayrılmış yerde oturduğunuzu göz önüne getirin. Karşınızda bir amigo! Amigo ne derse onu yapıyorsunuz, neyi bağırırsa onu bağırıyorsunuz. Özgür müsünüz?
Ben bir Galatasaraylı olarak Fenerbahçelilerin arasında oturup, orada takımımı desteklemek isterim. Özgürlük budur! Fenerbahçeliler bana katlanırlarsa, ne âlâ, özgürlük ortamında kalırım. Ama katlanmazlarsa, kafama vururlarsa, bunu göze alıp takımımı desteklemek isterim, bunu göze almalıyım. İşte özgürlük budur!
***
Özgürlükçü demokrasilerde bireyin ve toplumun özgürlüklerine karşı en büyük tehlike yasama (meclis) ve yürütme (hükümet) organlarından gelir. Bu tehlikeye karşı özgürlükleri koruyacak kurum, kuruluş ve yapıların (yüksek mahkeme, danıştay, anayasa mahkemesi) bulunduğu ve etkiyle çalıştığı rejimlere özgürlükçü demokrasi denir. Kimileri demokrasinin önüne “liberal” sıfatını ekliyorlar ama ben “özgürlükçü”yü tercih ediyorum.
Çünkü “liberal” demokrasilerin özgürlük, eşitlik ve kardeşlik’ten yana olduklarından pek emin değilim. Fenerbahçelilerin yanında Galatasaraylı olmak gibi bir şey. Ya da tersi!
Özgürlük somuttur: Fırından çıkmış taze ekmeğe benzer! Maddesini, sıcaklığını hisseder, kokusunu içimize çekeriz.
Aç kalmamak, işsiz kalmamak, iş güvencesiyle çalışmak özgürlüktür! Bireyin seçim sandığına attığı oyun havaya gitmeyip muhasebe defterine yazılması özgürlüktür!
Güzel havalarda deniz kıyısında oturmak yerine torna tezgahının başında çalışmak özgürlüktür. Bir sendikanın çatısı altında çalışanların hakkını savunmak özgürlüktür!