PADİŞAHLARIN “ÇOCUK GELİN” KIZLARI

Padişahların Kadınları ve Kızları[i] benim en önem verdiğim başvuru kitaplarımdan biridir. Osmanlı’nın kan tahlili ve iç organ rontgenidir. 1980’den bu yana birçok yazıma konu ve alıntı oldu. Bu kitap Osmanlı hanedanının ve siyasetinin ihtişamının değil sefaletinin tanığıdır. Bir televizyoncu[ii] olarak kitabı kaç kez sinemacılara ve televizyonculara senaryo ve öykü kaynağı olarak  tavsiye ettim. Kimse ilgilenecek cesareti gösteremedi. Hâttâ kimse adını bile anmadı.

Ama Bilim ve Ütopya dergisinin Mart 2018, 285.sayısı ile bu kör ve sağır suskunluk ve sessizlik sona erdi: Dr.Binnur Çelebi’nin, M.Çağatay Uluçay’ın  Padişahların Kadınları ve Kızları  kitabını kaynak alan  “Osmanlı’nın Çocuk Gelinleri” adlı incelemesi bu dergide yayınlandı. Dr.Çelebi, M.Çağatay Ulucay gibi, Osmanlı hanedanının padişah anası kadınların kökeni dolayısıyla nasıl yozlaştığını ve padişah kadınların doğurduğu kızların trajik yazgılarını anlatıyor.

Günümüzde çocuk gelinlerden mi şikayetçiyiz, çocuk gelinlerin hası Osmanlı ailesinde. Okuyalım:

Fatma Sultan[iii]:

Sultan İbrahim’in kızıdır. 1642 (1052) yılında doğdu. Üç yaşında iken Derya Kaptanı Musahip Yusuf Paşa’ya verildi. Çok muhteşem törenlerle Fatma Sultan Topkapı Sarayı’ndan Yusuf Paşa’ya tahsis edilen saraya götürüldü (1645). Fakat Hanya Fatihi Yusuf Paşa, bir sene sonra Sultan İbrahim tarafından öldürüldüğünden, 4 yaşındaki Fatma Sultan dul kaldı (1646). Aynı sene, musahip daha sonra kapidan-ı derya olan Fazlı (Fazlullah) Paşa’ya nikâh edildi. Gelin alayı çok mutantan oldu. Fatma Sultan Topkapı Sarayı’ndan Fazlı Paşa’nın Binbirdirek’teki sarayına götürüldü. Gelin alayında 50 Nahil vardı. Fazlı Paşa bir sene sonra derya kaptanı oldu, fakat aynı sene azledildi, dış vazifelere tâyin edildi. Fazlı Paşa, Fatma Sultan’ın bülûğ çağma girmesini bekledi. Belki de visaline ulaşamadan 1657 yılında öldü. 15 yaşında dul kalan Fatma Sultan’ın bundan sonra evlenip evlenmediğini bilmiyoruz. Eşinin ölümünden sonra da yaşadığı belli ise de hangi tarihte öldüğü ve nereye gömüldüğü bilinmemektedir.

 

Gevher (Gevherhan) Sultan[iv] :

Sultan İbrahim’in 1642 (1052) de doğan kızıdır. Dört yaşında iken 23 kasım 1646 (1056) tarihinde Sultan İbrahim’in musahiplerinden Cafer Paşa ile nikâhları oldu. Kendilerine Hoca Paşa’daki ölü Halil Paşa Sarayı tahsis edildi. Çeyizi, padişahın emriyle hâzineden yaptırıldı.

 Beyhan Sultan[v] :

Sultan İbrahim’in 1645 (1055) yılında doğan kızıdır. Sultan İbrahim, Beyhan Sultan’ı iki yaşına gelince vezir-i âzam Hazerpâre Ahmed Paşa ile evlendirdi. Evlenmeden önce Ahmet Paşa’ya eşini boşattı (1647). Bir sene sonra Ahmed Paşa’nm öldürülmesi üzerine 3 yaşında dul kaldı. Alderson, bundan sonra Uzun İbrahim Paşa, onun 1683 yılında ölmesi üzerine 1689 yılında Bıyıklı Mustafa Paşa ile evlendiğini yazmaktadır. Bıyıklı Mustafa Paşa ile evliliği 10 sene sürer. Mustafa Paşa 1699, Beyhan Sultan da 1700 yılında öldü. Kanunî Sultan Süleyman’ın türbesine gömüldü.

Padişah babaları tarafından “çocuk gelin” yapılan sultanlardan üç örnek yeter. Ancak, 2018 yılında, kızların altı yaşında evlenmesine ruhsat veren Çopur Osman Hoca ya da Muttalip Aklıevvel adlı ilahiyatçı kendilerini savunmak için Osmanlı Padişahlarını örnek verirse ne cevap vereceğiz.

Ne cevap vereceğimizi bir yana bırakıp Dr.Binnur Çelebi’nin yazısından ibretlik bir alıntı yapalım:

 [OsmanlI Devleti’nin kuruluşundan iti­baren ilk iki yüz yıllık sürecinde yerli ve

yabancı hanedanlar ile evlilikler yapılmış­tı. Osmanlı padişahları Müslüman ve Hı­ristiyan hanedanlardan kendilerine nikâhlı eş almışlardı. 15. yüzyıl sonuna kadar Osmanlı padişahları çokeşli evlilik yapsa­lar da komşu hükümdarların kızları tercih edilirdi. Politik amaçlı olan bu evliliklere verebileceğimiz ilk örnek Orhan Gazi’dir. Orhan Gazi, bu evliliği Yarhisar Tekfuru Kantakuzinos’un kızı Prenses Holofera, diğer adıyla Nilüfer (Rumca Luludia, çiçek) ile yapmıştır. I. Murad ve Süleyman Paşa bu kadından doğmuştur. Böylece Osmanlı hanedanının kök-anası İslam’a girmiş bir Rum hatunudur.

  1. Murad, İmparator Emmanuel ın kızı ile evlendi. Yıldırım Bayezid Han ise Kü­tahya Germiyan hükümdarı Süleyman Şah’ın kızı, sonra bir Bizans prensesi daha sonra Sırp despotunun kızlarından biri ve nihayetinde Aydınoğlu İsa Bey’in kızı Hafsa Hatun ile evlendi. II. Beyazıd Han’ın annesi ise Dulkadiroğlu hanedanından Sitti Hatun’dur. Son yıllarda seceresi tartışılmakla birlikte, hanedandaki son “mavi kanlı” prenses, Yavuz Sultan Selim Han’ın eşi Kırım Hanı Mengü Giray Han’ın kızı Hafsa Hatun’dur. Fakat II.Bayezid’den sonra, siyasi ve hukuki sonuçları nedeniyle Müslüman kadınlarla evlenmekten vazgeçilmişti. Bunlar tek istisna, Şeyhülislam Esad Efendi’nin kızıyla evlenen II. Osman’dır. II.Beyazıd  (salt. 1485-1512) zamanında  başlayan bu uygulama, I. Selim döneminde (1512-1520) gelenek halini aldı,  15. yüzyılın sonundan itibaren ise sultan kızları sadece devşirme devlet adamlarının  oğullarıyla ya da arada sırada kuzenleriyle evlendirilmeye başlandı.
  2. yüzyıla gelindiğinde çok daha farklı bir tablo ile karşılaşırız. Artık yerli ve yabancı hanedanlarla yapılan evliliklerin yerini cariyelerle yapılan evliliklere bırakmıştır. Sultan kızları da vezirlik rütbesindeki devlet adamlarıyla evlendirilmeye başlamıştır. Bu evlilik politikasına hanedan ata mirasının dağılıp yok olmasını kadınlar aracılığıyla denetim altına almış oluyordu.
  3. yüzyıldan sonra yerli ve yabancı hanedanlardan ne kız alındı ne de verildi… Bir diğer önemli husus ise Müslüman halklardan hareme kız alınması istisna denecek kadar az sayıdaydı.][vi]

Bu faslı bitirirken önemli bir durumu not edelim: Osmanlı sultanları din adamlarıyla evlendirilmezdi.

***

EK: Bu yazıyla ilgisi olmayan muhteşem bir zırva ve Allah’a şirk koşma var. Buna değinmeden gözüme uyku girmez. Medyadan öğrendiğimize göre, TBMM Genel Kurulu’nda bir konuşma yapan AKP İzmir Milletvekili  Necip Kalkan, “On beş yıldır iktidardayız, -kimse alınmasın- Türkiye’de insan ömrü 3,3 yıl artmış. Ben buradan arkadaşlarıma sesleniyorum: Ömrünüzün artmasını istiyorsanız bir on beş yıl daha bize iktidarı verin, üç buçuk sene daha ömrünüz artsın” demiş.

Demek ki AKP saltanatında artık ölüm Allah’ın emrine değil, bu partinin mucizesine bağlıymış. Bunu bir dinidar AKP’li iddia ediyor. Allah’ın hiddet ve şiddetinden kork ey kâfir!

Özdemir İnce

25 Mart 2018

—————————————————–

[i] M.Çağatay Uluçay, Padişahların Kadınları ve Kızları, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1980

[ii] Türkiye Televizyonları Redaksiyon Müdürlüğü, Program ve Yayın Planlama Müdürlüğü yaptım (1969-1982)

[iii] M.Çağatay Ulucay, age. s.63

[iv] age. s.64

[v] age.s.65

[vi] Bilim ve Ütopya dergisi. S.14-15.