PANDORA’NIN KUTUSU AÇILDI

Çok ihtiyacım olduğu bir anda Nilgün Cerrahoğlu (Cumhuriyet, 23 ve 25.02.08) hızır gibi yetişti. Cerrahoğlu’nun iki yazısından birer alıntı yapacağım.
***
Avrupa Parlamentosu’nun İtalyan milletvekili, gazeteci Lilli Gruber, Müslüman Kardeşler örgütünün kurucusu Hasan el Banna’nın kardeşi, İslam âlimi Gamal el Banna’dan “Kadın korunması gereken değerli bir varlıktır. Örtünme ve hicap bu hazineyi güvence altına alan bir mücevher kutusudur” mavrası hakkında görüş soruyor. Gamal el Banna’nın yanıtı şöyle:
“Kadının başını örtmesi gerektiğine dair hiçbir yerde yazılmış tek satır yoktur. İleri sürülen tek talep, kadının göğsünü örtmesinden ibarettir. Örtü ne var ki çok eski bir gelenek. Gelenekler ise dinden güçlü. Geleneği devam ettirebilmek adına din kisvesi kullanılıyor. Kutsal Kitap’tan (Kuran’dan) böyle kadın düşmanı yorumları çıkaranlar öncelikle iktidarla ilgilidir. Bu bir iktidar meselesidir.”
***
Khaled Fouad Alam’ın, “La legge del Corano non impone il velo” (“Kuran yasası türbanı dayatmaz”) başlıklı yazısından birlikte okuyalım:
“Aksi iddia edilse de, ‘hicap’ hiçbir zaman İslamda bir dogma, yasal zorunluluk ya da dini simge olmamıştır. ‘Hicap’ın Kuran’da fiili bir temeli yoktur. Sözcük itibarıyla çok geniş anlamlar içeren ‘Hicap’ın başörtüsü anlamında spesifik kullanımı, XIV.yüzyıl İslam fıkıhçısı İbni Teymiyye’nin icadıdır. Köleden (ya da cariyeden) farklı olarak özgür kadına örtünme kuralı bir aidiyet ve kimlik sembolü olarak İbni Teymiyye ile çıkmıştır. // İbni Teymiyye, 31.ayetteki genel ilkeyi, ilkesel içeriğinden soyutlayarak ‘maksimalist’ (aşırı) bir yoruma tabi tutar ve ‘normatif’ bir değer yükler. Altı çizilmesi gereken husus bunun bir ‘yorum’ olmasıdır. ‘Yorum’dan kural çıkartılmıştır.”
O halde, İbni Teymiyye’nin yorumunu kendisine bırakılarak gerçeğe dönmenin zamanı gelmiş olmalı artık. İnsanın yorum ne zamandan beri Allah’ın buyruğu oldu ?
***
Tıpkı Başbakan gibi “Bir ulemaya sorma”yı çağdaş düşüncenin ilkesi haline getiren, kendilerini “fevkalade ciddiye alan” düşünürcüler, mütefekkirler var ülkemizde. Ama bu kimseler yazılarımdaki iddiaların ben fakirle ilgili olmayıp “ulema”nın düşünceleri olduğunu nedense görmezden geliyorlar. Ben sadece aracılık ve yalanbozuculuk (demistificateur’lük) yapıyorum. Türban konusunda dinci-İslamcı cephe yalan söylemekten, gerçeği saptırmaktan başka bir şey yapmıyor. Her zaman olduğu gibi.
Türkiye’nin huzurunu kaçıran, ülkemizi ve insanlarımızı büyük kaosa sürükleyen türban fesadını Allah’ın buyruğu olarak yutturmak alcakca fitnecilik yapmaktır.
Pandora’nın kutusu artık açılmıştır, yalanlar birer birer ortaya çıkacak ve putlar birer birer kırılacak ve kadınlarımız gerçekten özgürlüğe kavuşacaklardır.
Anlamı yoruma izin vermeyecek kadar açık bir ayet konusunda iki Diyanet İşleri Başkanı anlaşamıyorsa, o zaman, AKP iktidarının uşağı Hacivat feylesofların iznine gerek kalmadan, bu konuda herkes söz söyleme hakkına sahip olur.