PARİS VE BEN

İyi ki yanımda “Gördüğünü Kitaba Yaz” (Doğan Kitap) adlı kitabımı getirmişim. Paris’le ilgili yazdığım tek metnin son sayfasını okuyorum:
***
“Hemingway, “Paris Bir Şenliktir”in son sayfasında şöyle yazar: ‘Paris’in sonu yoktur, orada yaşayan herkesin başka başka anıları vardır. Kim olursak olalım, Paris nasıl değişirse değişsin, ne gibi güçlüklerle ya da kolaylıkla ulaşılırsa ulaşılsın, sonunda hep oraya döndük. Paris buna her zaman değerdi, çünkü ona ne verirseniz karşılığını alırdınız mutlaka. Fakat çok yoksul, çok da mutlu olduğumuz ilk günlerde Paris böyleydi işte’.”
“Bu satırlar benim en çok kıskandığım, keşke ben yazmış olsaydım dediğim cümlelerdir. Ama ben bu satırları öylesine seviyorum ve kullandığı sözcükler benimle öylesine örtüşüyorlar ki bu yazıyı ben kendi yazım sayıyorum.”
“Aradan geçen süre içinde, bekar arkadaşlarım evlendiler, çocukları oldu, Jacky ile Jean-Claude gibileri boşandılar, kimileri öldü, kimileri intihar etti, bana, ‘Özdemir Amca’ diyen bir gençkız bile intihar etti.”
“Anlattıklarım, benim Paris’imin çok küçük bir parçası. Örneğin, Komüncü çocuklarının ve torunlarının gittiği, benim de Pazar şenliklerine katıldığım XIII. ilçedeki kahve belleğimin, yüreğimin bir yerinde duruyor.”
“Bir söyleşide söylediğim gibi, Türk şiiriyle evliyim, Fransız şiiri ebedi sevgilimdir.”
***
Paris’te çok yazdım. Ama Paris’i hiç yazmadım. Paris’e değinen hemen hemen hiç şiirim yok. Yukardaki alıntı Paris üzerine yazdığım tek yazıdan alındı. Fransa’da yayınlanan bir antoloji için yazmıştım.
Bu yazı beni 1965-66 yıllarının Paris’ine götürüyor. 1964 yılında, Aydın Lisesi’nde Fransızca öğretmeniyken, Fransız hükümetinin açtığı bir sınavı kazanarak, Paris Üniversitesi’ne (Sorbonne) bağlı Yabancı Ülkelerdeki Fransızca Öğretmenleri Enstitüsü’nde (Institut des Professeurs de Français à l’Etranger) okumaya gelmiştim
Paris, Yedek Subay Okulu ve yedek subaylık dönemim gibi kişiliğimin iyice pekiştiği bir dönem olmuştu. Kaç okka çektiğimi öğrendim, boyumun ölçüsünü aldım, yere düştüm ve ayağa kalktım ve bütün darbelere karşın bir daha düşmedim. Paris benim en büyük öğretmenlerimden biridir.
***
1966 haziranında Aydın’a döndüm. Fransızlar bursumu uzatmaya karar vermişlerdi. Türkiye’de izin işlerini halledip Ülker’i alıp Paris’e dönecektim.
Aydın’a geldiğimin haftasında, hükümeti eleştirdiği için Ülker’i Yalvaç Lisesi’ne sürdüler. Adalet Partisi hükümeti tarafından sürülen ilk kadın öğretmendir Ülker. Tan iki yaşındaydı.
Ülker, Yalvaç’tayken, daha sonra birlikte atandığımız Muğla’dayken üç-dört kez yurt dışı burs sınavlarına girdim. Sınavları Fransızlar, Belçikalılar, Avrupa Konseyi açmıştı. Sınavların hepsini kazandım. Ama Milli Eğitim Bakanlığı kazandığım sınavların hepsini iptal etti. Hepsini. Örneğin sınavda 7 almışsam, 8 almanız gerekirdi dediler. Sınava girdiğim zaman 8 almam gerektiğini bilmiyorum.
Şimdi Paris’te o yılları ve Süleyman Demirel’in demokratik (!) dönemini düşünüyorum.