PİRE İÇİN YORGAN YAKMAK

2 Haziran tarihli bazı gazetelerin Başbakan’dan mülhem manşetleri şöyle : “Eskisi Gibi Olmayacak” (Hürriyet), “Türkiye’yi Başkalarına Benzetmeyin Bedeli Ağır Olur” (Milliyet), “Başbakan Erdoğan, İsrail hükümetini ağır eleştirdi, Bir savaş ilan etmedi” (Radikal), “Ankara Teyakkuzda” (Taraf), “Düşmanlığımız Şiddetlidir” (Yeni Şafak), “Katile Uyarı” (Vakit), “Başbakan’dan İsrail’e son uyarı” (Zaman).
Sanki Türkiye istekleri yerine getirilmez ise İsrail’e savaş ilan edecek.
***
Biliyorum, şu günler, serinkanlı yazılar yazıp AKP hükümetini ve başbakanı eleştirmek çok rizikolu bir girişim: Sonunda İslâm düşmanı ve Siyonist ilan edilmek de var.
Gazze’ye yardım götüren gemilerin “insani yardım” amaçlı olduğu söyleniyor ama gazetelerde yazılanlara, televizyonlarda söylenenlere bakılırsa İslâmi misyonlu bir girişim olduğu da söylenebilir. İşi İslâm açısından Mescid-i Aksa gibi kutsal ibadet yerlerinin İsrail tarafından işgal edilmiş olmasına kadar götürenler bile var. Görülen odur ki bu olay Türkiye’yi iyice İslamileştirmek için bir fırsat olarak kullanılmaktadır.
İsrail’in Birleşmiş Milletler kararlarını takmadığı doğrudur, Gazze’deki Filistinlilere karşı şiddet uyguladığı, onlara karşı insanlık dışı bir politika yürüttüğü doğrudur.
Ama akla gelen sorular da var: Mısır, bu olaydan sonra geçici olarak açtığı Refah sınır kapısını neden kapatmıştır? Filistin Kurtuluş Örgütü’nün denetimindeki meşru Filistin bölgesi ile Hamas’ın yönetiminde bulunan Gazze arasındaki husumetin nedenleri nedir? Arap ülkeleri yönetimleri neden Türkiye hükümetinden daha serinkanlı davranma yöntemini seçmişlerdir?
İsrail’in uyarılarına karşın izlenecek tek yol meydan okurcasına bir yardım filosu göndermek miydi? Yardımı götürenlerin uluslar arası sivil toplum örgütleri olduğu söylenebilir, söyleniyor da. Ancak, çoğu marjinal olan uluslar arası sivil toplum örgütlerinin peşine takılmak ciddi bir devlete yakışır mı?
***
Uluslar arası medyanın, hatta İsrail basınının İsrail’in barbarca yöntemini eleştiriyor olmasının hiçbir önemi yok. Birleşmiş Milletler’in aldığı ve alacağı kınama kararlarının da artık hiçbir önemi yok. Türkiye açısından ok yaydan çıkmıştır. Artık geri adım atmanın AKP hükümeti açısından olanağı yok gibi.
Birleşmiş Milletler’e, Avrupa Birliği’ne karşın ABD işi hafife alır, İsrail gene bildiğini okursa ne olacak? Türkiye ne yapabilir? İsrail ile bütün ilişkilerini mi kesecek, İsrail’e karşı tek başına ambargo mu uygulayacak? Bir süre sonra uluslar arası kamu oyunda, Türkiye’nin insani değil İslâmi dürtülerle tepki gösterdiği düşüncesi ağırlık kazanırsa ne olacak? İstanbul’daki İsrail karşıtı gösterilerde atılan tekbirli, cihadlı sloganların insani yardımla herhangi bir ilişkisi var mı? Bu türden gösteriler pamuk ipliğiyle bağlı iç barışı tehlikeye atmaz mı? Bütün bunlar, olanlar olmadan önce düşünülmesi gereken şeyler.
Kuşkusuz “Bir başka dünya mümkündür”, ama bu dünya öfke ile, pire için yorgan yakmakla kurulamaz.