PROF. DR. NEVZAT YALÇINTAŞ’A MEKTUP

Sayın Yalçıntaş, sizi çok şaşırtacak olan bu mektubu Paris’ten yazıyorum. Birkaç saat önce, TRT genel müdürlüğünüz zamanında sizinle birlikte çalışmış olan (şimdi TRT’den emekli) bir arkadaşım cep telefonuma telefon ederek, TRT 1’de yayınlananan “Yolcu” adlı bir programı “yayınların İslamileştirilmesi”ne örnek vererek şikayet etti. Konuşma bitip de Paris’te olduğumu söyleyince, “Eyvah!” dedi. Cep telefonlarının böyle oyunları da oluyor…
***
Ne yapabilirim diye uzun uzun düşündüm ve sonunda aklıma siz geldiniz.Siz beni nasıl hatırlıyorsunuz, bilemem, ama ben sizi çok iyi hatırlıyorum: Çok nazik ve kibar bir insan, dürüst ve tarafsız olmaya çalışan bir TRT Genel Müdürü olarak…
TRT’ye Genel Müdür olduğunuz günlerde ben Bodrum’da tatildeydim. Beni telefonla Ankara’ya çağırdınız. Emrinizi yerine getirdim. (O sırada TV. Redaksiyon Şube Müdürü idim.) Beni kabul edince, aramızda şöyle bir konuşma geçti:
-Beyefendi, sizi Program ve Yayın Planlama Müdürü görevine tayin etmeyi düşünüyorum.
-Teşekkür ederim, efendim.
-Meğer ne çok sevmeyeniniz varmış…
-Tahmin ediyorum efendim.
-Şu gördüğünüz evraklar sizi ihbar ediyor, sizi bu göreve tayin etmememi tavsiye ediyor. Sicilli solcu olduğunuz iddia ediliyor. Ama ben sizi bu göreve tayin edeceğim. Çünkü bu alanda en donanımlı, en uzman kişi sizmişsiniz. Ayrıca görevinizle ideolojinizi birbirine karıştırmadığınızı da tesbit ettim.
***
Televizyon Dairesi Başkanlığı’na vekalet ettiğim bir gün, müdürler toplantısına geldiniz. Yapımını arzu ettiğiniz belgesel programlardan söz ettiniz. Size hazırlık dosyalarımızı gösterdim, memnun oldunuz. Sonra, ziyaretinizin gerçek nedenini açıkladınız:
“Acaba Ramazan Ayı içinde televizyonda bir dini program yayınlanamaz mı?” Ben size kelime kelime şunları söyledim:
“Sayın Genel Müdür, böyle bir program yapmak elbette mümkün. Ama laiklik ilkesine bağlı kalmak koşuluyla. İslam’ın Sünni inancına uygun programlar yayınlarsak Alevi vatandaşlarımız gücenmez mi? Ayrıca laiklik ilkesi gereği o zaman Musevi, Katolik, Ortodoks ve Protestan vatandaşlarımız için de program yapmak zorunluluğu doğar.”
Bunun üzerine hiçbir şey söylemeden ayrıldınız ve yarım saat sonra telefon ettiniz:
“Teklifimden vazgeçtim beyefendi!” dediniz.
***
Sizinle çalışmayı kabul ettiğim için dönemin devrimcileri tarafından devrime ihanet etmekle suçlandım. TRT Genel Müdürleri’nden İsmail Cem “TRT 500 Gün” adlı kitabında anlaşılmaz bir hınçla ve küçümseyerek, benim için “Taşralı solcu şair!” tanımlamasını yaptı.
Şimdi düşünüyorum da Ramazan programları konusunda siz ve ben çok iyi bir iş yapmışız.
TRT deneyiminizi, TRT ile görevli Devlet Bakanı’na ve militan İslamcı milletvekili arkadaşlarınıza aktarsanız ne iyi edersiniz! Laik devlet ve laik TRT gereği, yasal açıdan, TRT Yönetmeliği açısından, TRT’nin Alevi, Musevi, Katolik, Protestan, Ortodoks, Ateist vatandaşlarımız için de program yapmak zorunluluğu doğmuştur. Saygı ve selamlarımla!