ŞAMAR OĞLANI CHP

Şükürler olsun: Oslo’da yapılan MİT-PKK görüşmelerinin, KCK operasyonlarının, MİT ile adliye+zaptiye ittifakı tepişmelerinin faturası galiba CHP’ye çıkmayacak. Ama hiç belli olmaz! Çünkü, iktidarın ücretli askerlerinden (İslamcı, travesti liberal, İkinci Cumhuriyetçi vb.) oluşan bir çete, 31 Mart’ın, Kubilay’ın şehit edildiği Menemen fesadının, İstiklal Mahkemelerinin, Takrir-i Sükun Kanunu’nun, Ekmek ve Sümerbank karnelerinin, Koçgiri, Şeyh Said ve Dersim isyanlarını hesabını CHP’ye çıkartıp faturayı kesiyor. Bu da yetmiyor, Nazım Hikmet’in hapse atılması, Sabahattin Ali’nin öldürülmesi de faturaya katılıyor!
***
Cumhuriyet ve CHP, 1946’dan bu yana böylesine bir şirret saldırıyla karşı karşıya kalmadı. Tarih öylesine tersine çevrildi ki Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in kurulması, Cumhuriyet Devrimi, Ergenekon adıyla tesmiye edilen davaya bağlanabilir. Osmanlı’yı neden yıktınız, Vahdettin ile sevgili Damat Ferid’in Osmanlı yurdundan kaçmasına neden sebep oldunuz, Cumhuriyet’i neden kurdunuz, Müslüman ümmetinden neden bir ulus yarattınız, köle kulları neden özgür vatandaş yaptınız gibi sorular, Karşı Devrim engizisyoncuları tarafından sorulabilir. Bu vesile ile CHP merkezine ve taşra teşkilatına baskınlar düzenlenebilir. Bunun şaşırtıcı bir yanı olmamak gerek artık.
Her şey mümkündür! Ama CHP Genel Başkanı ve ileri gelenleri, CHP’nin Tunceli’de (Dersim’de) katliam yaptığını, silahsız halkı kırdığını, Nazım Hikmet’i hapse attığını, Sabahattin Ali’yi öldürttüğünü kabul edemez. Çünkü, Nazım Hikmet’i dönemin polisi tutukladı ve adaleti mahkum etti. Polis, yargı ve hapishaneler CHP’nin tapulu malı değildi ve görevlilerin maaşını CHP ödemiyordu. Sabahattin Ali’yi, CHP Edirne örgütü değil, bir gizli servis ajanı öldürdü. Nazım Hikmet’i CHP hapse atmış ise, Sabahattin Ali’yi CHP öldürtmüş ise, Rahip Santoro’yu, Hırant Dink’i günümüz iktidarı mı öldürtmüştür?
Dersim’e gelince: Serap Yeşiltuna “Devletin Dersim Arşivi”ni (İleri Yayınları) yayınladı. Devletin Dersim’le ilgili bütün belgeleri (arşivi) nihayet bu 1120 sayfalık kitapta. Artık bütün yalanlar sona erecek. (Bu kitap hakkında yakında yazı yazacağım).
CHP’nin böyle bir kitaptan haberi var mı? Mehmet Perinçek’in “Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları” (Kaynak Yayınları) adlı incelemesini, Rıza Zelyut’un “Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği” (Kripto Yayınları) adlı kitabını okudu mu?
***
CHP 1946’ya kadar bir siyasal parti değildi, bizzat Türkiye idi. Adının parti olduğuna bakmayın, CHP ancak, Demokrat Parti’nin 1946’da TBMM’ne girmesiyle, 1950’de iktidara gelmesiyle siyasal parti oldu.
1946’ya kadar, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Cumhuriyet Fırkası, Demokrat Parti, Adalet Partisi, Millet Partisi, Milli Nizam Partisi, Milli Selamet Partisi, Refah Partisi, Saadet Partisi ve AKP tam bir cenin harmanı halinde CHP’nin karnında bulunuyordu. Demokrat Parti’nin kurulmasıyla birlikte, bu parazitler ya da sembiyotlar, büyük ölçüde CHP’den ayrıldılar. Ama 1950’den bu yana ve bugünlerde tanık olduğumuz anormallikler, bunların hala CHP içinde yaşadıklarını gösteriyor.
***
1923-1946 arasında Türkiye’de iyi-kötü yapılan ne varsa bunların tamamını bizzat Cumhuriyet yapmıştır. . CHP, bu gerçeği bilmek zorundadır. Cumhuriyet’i satarak, onun karşısında bir İkinci Cumhuriyetçi gibi, Karşı Devrimci gibi davranarak, TESEV önderliğinde tekrar iktidara gelemez. Ama gaflet içindeki CHP yönetimi, partiyi AKP’leştirmek yolunda emin adımlarla yürümekte ve partinin şamar oğlanına çevrilmesine bizzat katkıda bulunmakta. CHP’nin oyu, Cumhuriyet’e sahip çıktığı için değil, AKP ile “aç aç” yarışına girdiği için yüzde 21,1’e düşmüştür. Oyu Cumhuriyet’e sahip çıktığı için düşmüş ise, ne mutlu ve gam! CHP’nin başlıca görevi, liberal ve muhafazakar klan karşısında, devrimci cumhuriyeti savunmak ve önermek olmalıdır. Cumhuriyetçi devrim, değişim, gelişim ve ilerleme…