SANKİ BİR MİSYONER OKULU

İmam Hatip Mezunları ve Mensupları Derneği “6.İmam Hatipliler Kurultayı” düzenlemiş. 6 Aralık 2010 tarihli Yeni Akit gazetesi olayı , Başbakan’ın “İHL’li olmaktan gururluyum” sözünü manşet olarak verdiğine göre, demek ki Kurultay 5 aralık günü toplanmış.
Gene 6 Aralık tarihli Zaman gazetesi de “İmam Hatipliler Kurultay”ına önemli bir yer ayırmış. Güya İHL’ler için “sizler ölü yıkayıcısınız vali olamazsınız” denmiş. Buna itiraz ediliyor. Kim söylemişse doğru söylemiş: Ölüyü din görevlileri de yıkar. Ama imam-hatiplerin kuruluş amaçları arasında vali, kaymakam yetiştirmek yoktur.
Benim bildiğim dernekler olağan ya da olağanüstü toplantılar yaparlar, kurultay yapmazlar.
Kurultay’ın anlamını Ali Püsküllüoğlu’nun Doğan Kitap tarafından yayınlanan Türkçe Sözlük’ünde aradım. Karşılığı şöyle: 1.Bir kurumun, bir derneğin ya da bir siyasal partinin temel işlerinin görüşüldüğü, belli sürelerle ya da gerektikçe yapılan genel toplantı, genel kurul, kongre. 2.Eski Türk devletlerinde, temel sorunları görüşüp karara bağlamak üzere yapılan, ileri gelenlerin katıldığı toplantı.
***
Sözlük’ün bir dernek toplantısını “kurultay” bağlamına almasına katılmıyorum. Kurultay’ın çok daha başka, iddialı bir anlamı var. Siyasal parti kurultayı olur, pantürkist, panislamist kurultayı olur, ama Mersin Lisesi Mezunları Kurultay’ı olmaz. Kurultay’ın ideolojik göstereni ve gösterileni vardır. İşte bu nedenle İmam Hatip mezunları yaptıkları toplantıya özellikle, bilerek ve isteyerek kurultay adı vermişler. Verdiler!
Dil Kurultayı, Tarih Kurultayı, Eğitim Kurultayı, Türkçe Konuşan Uluslar Kurultay’ı olur. Toplananlar belli bir izlek (tema) ve konu doğrultusunda konuşmalar yaparlar.
Örneğin bu ayın 18’inde CHP bir olağanüstü toplantı yapacak.
İmam Hatip mezunları toplantı değil de kurultay yapıyorsa bunun arkasında ve önünde görünür görünmez mesajlar var demektir.
***
ÖNDER Genel Başkanı Hüseyin Korkut yaptığı konuşmada ilginç şeyler söylüyor: Önümüze çok engeller koydular ancak biz hepsini aştık. Öncelikle imam hatiplerimizi açmamızı engellemeye başladılar, mezunlarımızın alanlarını kısıtladılar, katsayı engelini koydular, kesintisiz eğitimi getirdiler, kılık kıyafet problemini getirdiler ve ilahiyatların sayısını azalttılar. Zorlu mücadele verdik ama bizi engelleyemediler. Sultanahmet Mitingi ile Eyüp Sultan’da 1.5 yıl boyunca devam ettirdiğimiz sabah namazı programları ile, Ankara’da yaptığımız girişimlerle ve daha başka mücadele yöntemi ile ayaklarımızı sabit tuttuk.”
Konuşma, sanki bir meslek okulunun dönemsel toplantısında değil de illegal bir partinin legalleşme çabalarının konuşulduğu bir toplantıda yapılmış gibi.
“Mücadele”ye ne gerek var? Söz konusu olan, yasa ile kurulmuş bir okul! Ama Hüseyin Korkut’un da ifade ettiği gibi, giderek yasal (Tevhid-i Tedrisat) sınırların, kuruluş amaçlarının dışına çıkartılmakta. Verilen ideolojik kavganın iki hedefi var: Genel liselerin hepsini imam-hatip lisesi haline getirmek ve imam-hatiplerin yerine din adamı yetiştirmek amacıyla medreseler açmak. Yani fiilen uygulanmayan 3 Mart 1924 tarihli ve 430 Sayılı Tevhit-i Tedrisat Kanunu’nu (Öğrenim Birliği Yasası) resmen yürürlükten kaldırmak.