ŞAPKA KANUNU MUGALATASI

16 Kasım 2009 Pazartesi gecesi Sky-Türk televizyonunda Enver Aysever’in Aykırı Sorular programını izledim. Konu Türk’ün Darbe ile İmtihanı idi. Katılımcılar : Refah Partisi’nin Adalet Bakanı, avukat Şevket Kazan, Emekli Koramiral Atila Kıyat, gazeteci Sulhi Cevizoğlu ve münazara programlarının gediklisi, gazeteci Nazlı Ilıcak.
Şevket Kazan program sırasında 28 Şubat karşıtı sıkı bir söylev çekti. 12 Mart ve 12 Eylül’den nasıl nemalandıklarını, bu iki darbeyi nasıl bir gayretle desteklediklerini es geçip eleştirmeye bile kalkıştı. Demek ki sivil giysinin darbe lekesi temizleyicide kolayca çıkıyor.
Sonuçta Türkiye için İrtica ve Askeri Darbe tehlikesi bulunmadığı konusunda gönülsüz bir uzlaşma oldu. Ama ben bu konuda bir anahtar vereceğim:
1.Başarılı bir askeri darbe birkaç saat içinde yapılır. Askeri darbe bir med dalgasına (deniz yükselmesine) benzer, yükseliş dalgasının ardından geri çekilme (cezir) gelir.
2.İrtica askeri darbeye benzemez, birkaç saatte gelmez. Benzese benzese karbondioksit zehirlenmesine benzer. Örneğin : Tevhid-i Tedrisat Kanunu delinir, lokantalar içki vermez olur, okullarda din derslerine cami imamları girer, İslami sermaye güçlenir, sendikalar hadım edilir, kamusal alanın sterilitesi türbanla, çarşafla, sarıkla igfal edilir, Ramazan ayları terörizme dönüşür. Türkiye’de irtica kanseri 1946’da başlamıştır. Kanserli hücreler çoğalıyor.
İrtica yavaş yavaş alıştıra alıştıra geliyor. Laiklikten bıkan madamaların gözü aydın !
***
Bu oturumun tek ilginç yanı eski Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın 28 Şubat dönemi Genel Kurmay Başkanı İsmail Karadayı ile yaptığı konuşmayı aktarmasıydı.
Orgeneral Karadayı TBMM’ne gelen türbanlılardan, çarşaflılardan, sarıklıklılardan şikayet etmiş. Şevket Kazan bunun üzerine Genel Kurmay Başkanı Karadayı’ya “Büyük kentlerin alanlarına, caddelerine, sokaklarına bakın. Sizin dediğiniz türden giyim İstanbul’un Çarşamba semtinde var. Ben sizin dediğiniz gibi Devrim Kanunlarını, Şapka Kanunu’nu uygulayamam, uygulamaya kalksam beni kimse dinlemez, uygulanamayan kanun artık kadüktür” demiş. Diyesiymiş !
Mürteciler başları sıkıştığı zaman tıpkı Şevket Kazan gibi konuşurlar. 28 Kasım 1925 tarih ve 671 sayılı “Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun”un I.Maddesini okuyalım:
“Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ile genel ve yerel yönetime ve bütün kuruluşlara mensup bütün memur ve müstahdem, Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek zorundadır. Türk halkının da genel başlığı şapka olup buna aykırı alışkanlığın devamını hükümet men eder.”
***
Yasada başı açık gezmenin yasak olduğu yazmıyor. Dolayısıyla TBMM üyeleri ile devlet kurumları ve yerel yönetim çalışanlarının dışında herhangi bir zorlama yoktur. Zaten yasanın başlıca amacı fes, külah, sarık gibi başlıkların giyilmesine engel olmaktır. Kasket giyen milletin efendisi köylüye zorla mölon, fört, borsalino şapka giydirilmemiştir.
Sonuçta şapka devrimi toplumun yüzde 99.99’u tarafından benimsenmiştir.
Yasa, isteyen kasket ve şapka giyer ama başına mutlaka bir şey koymak isteyen sadece şapka giyebilir, fes, külah, sarık, marık giyemez, demektedir. Başı açık gezmeyi yasaklamamaktadır. Kuşkusuz eski Adalet Bakanı Şevket Kazan’ın yaptığına “mugalata” denir. Mugalata da demagoji anlamına gelir !