SAYI DEĞİL EYLEMİN AMACI ÖNEMLİ

Turgut Özal, devr-i saadetinde, “Anayasa bir defa delinmekle bir şey olmaz” diye garantili bir vecize söylemişti. Onun izinden giden kimi arkadaşlar AKP hükümetinin yasa ve kural tanımadan devlet kadrolarını İslamileştirmesini sayı hesabı ile mazur göstermeye çalışıyorlar.
Neymiş, bir kadro dağıtım merkezi olarak çalışan Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan başka bakanlıklara geçen imam sayısı binlerce değilmiş de yüzlerceymiş. İsterse bir tek örnek olsun. Farenin delikten bir kez geçmesi önemli olmayabilir ama o deliğin yol olması söz konusu. Üç yıldır bu türden tehlikeli bir saldırıya tanık oluyoruz. Hiçbir “sayı” mazur gösterilemez.
***
Bakın, sevdiğimiz bir arkadaş neler yazıyor: “Diyanet kökenli kadroların devleti ele geçirdiği efsanesi de rakamlarla doğrulanmıyor. MEB’nın din öğretmeni olarak istihdam ettiği imam sayısı 600. Diyanet’te görevliyken başka bir okuldan mezun olup kamuda meslek değiştirenleri de eklediğinizde bu sayı bini aşmıyor.”
Sayıların doğru olduğu kanısında değilim ama isterse bir tek kişi olsun, yanlış yanlıştır. Ayrıca “imam” olarak eğitim almış kişi “din bilgisi öğretmeni” olarak yetiştirilmemiştir. İmam doğal olarak İslam’ın misyoneridir. Öğretmen misyoner olamaz. Laik bir ülkede din dersi verecek kişinin öğretmen formasyonu ile dinbilim ve felsefe eğitimi alması gerekir.
***
Bir de camilere bir günde beş vakit namaza gidenlerin, Cuma namazına gidenlerin sayıları verilerek “korkacak bir şey olmadığı” konusunda kefil oluyorlar.
Çok yanlış bir hesap: Halkının büyük bir çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede camiye gidenlerin sayısını eleştirmek ve değerlendirmek kimsenin görevi ve haddi olamaz. Ayrıca nüfusun tamamı camilerde beş vakit namaz kılsa ve Cuma namazına gitse ülkemiz camilerinde hepsine yer var. Herkes Anayasal güvence altında bulunan inanç özgürlüğünü dilediği gibi kullanabilir. Sorun bu değil.
***
Temel sorunlar şunlar bu konuda:
1.İmam-Hatip okullarını klasik liselerin yerine geçirme ve üniversiteye kaynak haline getirme fesadı,
2.Cami sayısının yeterli olmasına karşın her köye üç cami yapmanın abartılı doymazlığı ve bu camilere imam doldurma çabaları,
3.Az ya da fazla, imamları devlet kadrolarına aktararak Cumhuriyet’e karşı Çin Seddi kurma çabaları.
Bu gerçeklere karşı sayılarla karşı çıkmak, bir seri katilin daha bir kişi öldürdüğünü mazeret olarak ileri sürmeye benziyor.
***
İki örnek vereceğim: Trabzon’un Vakfıkebir Devlet Hastanesi’nin imamı Halit Bulut aynı hastanenin müdür yardımcılığı görevine getirilmiş. (Radikal, 02.07.06) Söz konusu imamın hastane yöneticiliğine getirilmesini bir yana bırakalım Sebze ve Meyve Hali müdürlüğüne bile atanmamalı. Ama neredeyse imamlara ameliyat yaptıracaklar.
Zonguldak’ta on yıldır imamlık yapan Selahattin Çolak, Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’nün olumsuz görüş bildirmesine karşın Zonguldak ili Sağlık Müdür Yardımcılığı’na atanmış (Hürriyet, 02.08.06).
“Kefiliye Dergahı”na katılan “hakem” gazete yazarlarının dikkatine: AKP gün gelir “köşe yazarlığı”na da imam atayabilir, ama tersini asla yapmaz!