SEÇİM SONUÇLARI NE DİYOR ?

Doktorlar hastanın sinir duyarlığını ölçmek için ayak altına, parmak uçlarına bir aletle dokunurlar, iğne batırırlar. Hasta bu dokunuşları hissetmiyorsa sinir dokularında, sinir hücrelerinde bir sorun var demektir.
Bir de Fransızca’da “imperméable” diye bir sözcük vardır. Yağmurluklar için kullanılır, “su geçirmez” demektir, “geçirgen olmayan” anlamına da gelir.
Ben özel olarak Türk seçmenin, genel olarak da halkın “geçirgen” olmadığını düşünüyorum.
Bütün rasyonel etkilere kapalı, bir çeşit engelli, bir tür “Yağmur Adam” ! Darılmaca, gücenmeye yok ! “Vay sen yüce Türk halkına hakaret ediyorsun”lar da yok !
Benim teşhisimi koyuyorum !
***
Sizce demokrasiye hizmet edecek, demokrasinin rasyonel sonucu olan bir seçim mi yapıldı ?
Bence böyle bir seçim yapılmadı: Demokrasi ve demokratik seçim bir başka amaç için kullanıldı.
Seçimin demokratik seçim olması için ilkin seçmenin “seçmen” niteliğine sahip olması gerekir. İnsanların, seçmen olabilmeleri için de şu niteliklere sahip olması gerekir: Kolektif tasavvura karşı şerbetli birey olma, vatandaş ve yurttaş duyarlık ve duygusu, her türlü dinsel tercih ve tutsaklıklardan bağımsız bir irade ve bilinç (yani bireysel ve sınıfsal bilinç).
Seçmen, şeyh otorite ve disiplinin egemen olduğu bir tarikata, cemaate bağlı olmamalı, ama bir sendikaya, bir toplumsal sınıfa ait olduğunu hissetmekli. Böyle bir duygu ve düşünceden yoksun ise, toplumsal eşitsizliklerin, dinsel adaletsizliklerinin farkına varmaz.
Vatandaş ve yurttaş olabilmek için ümmet esaretinden kurtulmuş olmak gerekir. Bir insan ilkin bir devletin ve ülkenin mensubudur. Bu devlet ve ülke içinde vatandaş ve yurttaşlar özgür olarak istedikleri dine inanabilirler. Ancak ümmet esareti gereği vatandaşlık ve yurttaşlığı boş verip dinsel duyguları öne çıkartanlar, tarikat ve cemaatlerin ortak iradesinin boyunduruğundan kurtulamazlar. Bir yere emirle oy verirler ama asla seçmen olamazlar !
***
29 Mart 2009 yerel seçimlerinde, bir yanda cumhuriyetçi demokrat vatandaşlar CHP için oy kullandı. Bir yanda, cumhuriyet ve demokrasi karşıtı tarikat ve cemaat mensupları, cizvit disiplinli fethullahçılar ile PKK güdümlü ve etnikçi DTP militanları oy verdi. Sonuçta biraz gerileme ile bile olsa AKP kazandı. CHP biraz yekindi. MHP çevresinde döndü. DTP yerinde saydı Yazılı ve yazısız basın, gazetelerin köşemenleri veciz bir dil ile “Halk AKP’yi uyardı” dedi, “Halk kavga istemiyor, barış istiyor!” diye yazdı. Ama, siz bana kulak verin !
***
“Akrep gibi”lerin tarihi kararı ile Türkiye’nin siyasal aklı 1000 yıl geriye gitmiştir. Dinci+Milliyetçi+etnikçi aşırı sağ’a verilen yüzde 74 oy Türkiye’yi üçüncü dünyanın kara trenine bindirmiştir. Bu hiçbir istasyonda durmayan bir trendir !
CHP’yi merkez sol saymak mümkün değil, ama parselin gerçek sahibi ortaya çıkıncaya kadar CHP’yi merkez sol sayacağız. İl Genel Meclisi Seçiminde yüzde 23,1 uygarlık oyu almıştır.
Doğu ve Güneydoğu’da akrep halk sadece bir etnisiteye ve İslam’a oy vermiştir. Ülkenin geri kalanında akrep halk dinci+milliyetçi aşırı sağa ortalama yüzde 74 oy vermiştir.
Sonuç: Türkiye üzerinde bulunduğu bir eğik düzlemde Mısırlaşmaya, Sudanlaşmaya, Afganistanlaşmaya doğru hızla kaymakta. Akrep sonunda kendini sokacaktır !