SEMER DÖVMEK

İçinde eşek sözcüğü bulunan birbirinden güzel deyimler vardır: “Eşeğini sağlam kazığa bağlamak”, “Eşek başı mı? (mıyım, mısın?”, “Eşek cilvesi”, “Eşek inadı”, “Eşek kadar olmak”, “Eşek kuyruğu gibi ne uzar, ne kısalır”, “Eşek sudan gelinceye kadar dövmek”, “Eşek şakası”.
Bugünkü yazımla ilgili deyimi sona bıraktım: “Eşeğe gücü yetmeyip semerini dövmek.”
Yani, kızdığı güçlü kimseye bir şey yapamayacağını bildiğinden onun emrindekileri hırpalamak.
Başbakan, Türkiye’de kaçak olarak bulunan 100 bin Ermenistan vatandaşını Türkiye’den sınır dışı edeceğini açıklayınca aklıma bu deyim geldi.
***
Konuya girmeden önce küçük iki açıklamada bulunacağım:
1.Kilisesi bir havari tarafından kurulmadığı ve dolayısı ile apostolik olmadığı ve 325 yılında İznik’te yapılan ilk ökümenik konsilde saptanan üç ökümenik kilise (Antakya, Roma, İskendireye) arasında yer almadığı için İstanbul Rum Patrikliği ökümenik değildir. Ama Heybeliadı Ruhban Okulu’nun açılması gerekir. Dünya alt-üst olsa bu düşüncem değişmez.
2.Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında yapılan tanıma uymadığı için 1915 olayları kesinlikle soykırım olarak tanımlanamaz. Bu sözcük dışında olaylarla ilgili bütün ayrıntıları tartışabilirim. “Tehcir gerekli miydi?” diye sorgulama yapabilirim. Yaşanan trajediden dolayı tarifsiz acı çekerim, çekmekteyim.
İki tarafın aynı anda ve yazılı olarak birbirlerinden özür dilemelerinin gerekli ve kaçınılmaz olduğunu düşünüyorum.
Bu iki açıklama dışında her konuda tarafsız, nesnel, âdil olabilirim, olmuşumdur. Şimdiye kadar yazdığım binlerce dize, binlerce satır içinde bir tek ırkçı, ırk ayrımcı, genel olarak ayrımcı, insan haklarına aykırı, katı milliyetçi, irredantist, nefretçi cümle ve kelime bulamazsınız.
Telos Yayıncılık’ı yönetirken Rober Haddeciyan’ın “Tavan” adlı romanını Anahid Hazaryan’a Ermeniceden çevirtip 1997 yılında ben yayımladım. Bunu, “Soykırım” iddiasını kabul etmeyenleri Ermeni düşmanı saydıkları için özellikle yazdım.
***
Başbakan diyor ki: “Ülkemde, 170 bin Ermeni var, bunların 70 bini benim vatandaşımdır. Ama yüz binini biz ülkemizde şu anda idare ediyoruz. E ne yapacağım ben yarın, gerekirse bu yüz binine hadi siz de memleketinize diyeceğim, bunu yapacağım!”
Böyle bir açıklamada bulunmak insanlığa sığmaz! ABD’den, İsveç’ten Diyaspora’dan intikam almak için bu insanlar cezalandırılamaz. Bu üçlüden intikam almak isteyen akıllı kişi, bu 100 bin kaçağa oturma izni verir. İnsanlık ve komşuluk bunu gerektirir! Utandırmak da insancıl bir intikamdır, isterlerse utanmasınlar. Yüz bin insanı mutlu etmek yeter!